x

'Bu yönetmelik değişikliği çok daha fazla işçi ölümüne neden olur' - Gökmen Özceylan

e-Posta Yazdır PDF
İnanılır gibi değil. Geçen ay Başbakan Binali Yıldırım iş kazalarında hedefin sıfır kaza ve sıfır ölüm olduğunu kamuoyuna açıklamıştı. Seçim sürecindeki bir ülkede bu tip açıklamalar her zaman beklenir. İktidar partileri ülkenin önemli ve kendilerine kan kaybettirici sorunlarına dair yapamayacakları vaatleri devamlı verirler. Bu anlaşılabilir bir yöntemdir. Anlamadığım ise bu açıklamadan bir ay sonra İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Yönetmeliğinde yaptıkları değişiklik. 

Öncelikle bu değişikliğe ayrıntısıyla ve yasa, yönetmelik veya kararname dilinden arındırıp anlayacağımız dilde rakamlarla bakalım. 21 Mayıs 2018 de yürürlüğe giren bu yönetmelik şunu getiriyor:

Önceki yönetmelikte 10’dan az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği (İSG) hizmeti işveren ya da vekili tarafından yürütülürken... Ki bu şu demekti. Bir işyerinde 10 dan az çalışan varsa, iş güvenliği ve işçi sağlığı hizmetlerini işveren, yani firma kendi içinde çözebiliyordu. Yani bu alana masraf yapmadan, daha açıkçası bu alanda herhangi bir şey yapmadan da iş güvenliği uzmanı ve işyeri hekimi çalıştırmadan da kendi imkanlarıyla bu tedbirleri almasına müsaade ediliyordu. Bu durum da içinde birçok eksikliği barındırsa bile küçük esnafın maliyetleri ve çalışma işlerinin sınıfına göre düşünülünce çok ciddi sorunlar ortaya çıkarmıyordu. Şimdi bir örnek vermek gerekirse bir kasap esnafına tehlike sınıfı itibariyle veya çalıştırdığı işçi sayısı itibariyle veya bir kuaföre getirilen bu rahatlık anlaşılabilir bir durumdu. 

YENİ YÖNETMELİKTE NE DEĞİŞTİ
Şimdi yeni yönetmeliğe bakalım:

Eski yönetmelikte yer alan 10 sayısı 50 ile değiştirilmiştir. Yani işyerinde 50 işçiye kadar işçi çalıştıran işyerlerinde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmak ve kayıtlı defter tutmak zorunluluğu kaldırılmıştır. Bu işyerlerinin işverenleri veya onlara vekaleten atanmış işveren vekilleri eğitim alarak bu hizmetleri verebilecek. Sadece işe girişte istenen tahlil ve işe giriş muayenesi hariç deniliyor. 

Bari onu da yetkilendirselerdi de işverenleri doktor olarak atamış olacaklardı. Bu tabii ki işin esprisi. Peki bu yönetmelik değişikliğine gitme sebebi olarak neyi gösterdiler ona bakmak lazım. Daha küçük ve orta eksenli işletmeleri bu işçi sağlığı ve iş güvenliği masraflarından kurtarmak, ekonomik olarak rahatlatmaktır. 

Yani yeni yönetmelik değişikliğini en yalın haliyle amacıyla beraber böyle özetleyebiliriz.

İTİRAZIM VE BİR İDDİAM VAR!
Bu yeni yönetmelik değişikliğine öncelikle bir işyeri hekimi ve işçi sağlığı ve iş güvenliği profesyoneli olarak itirazım var. 

Çünkü, bu yönetmelik iş kazaları ve işçi cinayetlerinin sayılarına ve ayrıntılarına bakarsanız çok daha fazla kaza ve işçi cinayeti getirecek bizlere. Bu bir iddia ve bu iddiamı dayandırdığım temel şudur: 2016 yılında meydana gelen iş kazalarını incelersek göreceğiz ki 290 bin iş kazasından 87 bini yani yüzde 30’u 50’nin altında işçi çalıştıran işyerlerinde meydana geldi. Daha vahimi ise iş cinayetlerinde ölen 1405 işçi arkadaşımızın 855’i yani yaklaşık yüzde 60’ı bu işyerlerinde çalışırken hayatını kaybetti. Yani bir işyeri hekimi ile çalışırken, iş güvenliği uzmanı çalıştırırken, yapılan veya yapılmayan tüm işçi sağlığı ve güvenliği hizmetleri noter onaylı tasdikli resmi defterler tutulurken oldu. 

İddiam o dur ki bunlar yapılmadığı zaman işverenin insafına bırakılan ve maddi külfeti düşünülerek yapılan bu değişiklik bize daha fazla iş kazası ve daha fazla iş cinayeti olarak geri dönecektir. Bu alanda daha fonksiyonel ve daha fazla koruyucu önlemler için yasalar ve yönetmelik değişiklikleri beklerken karşımıza bu yönetmelik değişikliği geldi.
İkinci itirazım şu noktayadır: Bu yönetmelik değişikliğinde kayıtlı defter tutulması zorunluluğu da ortadan kaldırılmaktadır. Bu da inanılmaz

hukuksal boşluğa yol aça-caktır. Şöyle ki biz sahada çalışan kişiler olarak şunu biliyoruz. Bir işyerinde iş kazası veya iş cinayeti olduğunda savcılık ilk önce gelip tespit öneri defteri dediğimiz bir kayıtlı resmi defterimiz var onu ister. O deftere yazılan her ayrıntıyı inceler. Bu defterde işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı gerekli tedbirleri alması için bu işyerinin işverenini veya işveren vekilini yeterli ayrıntısıyla uyarıp, önerilerde bulunmuş mu diye. Bu defteri bilmeyenler için biraz açayım bu defter, işveren, işyeri hekimi, iş güvenliği uzmanı tarafından ilk sayfası onaylanan ve resmiyet ve hukuksal anlam taşıması için noter tarafından tasdiklenen bir defterdir. Bu defterin her sayfasında noter onayı vardır. Her sayfa üç ayrı renk-ten ve karbonlu kağıttan oluşur. İlk sayfaya yazılan her şey alttaki iki sayfaya da geçer. Böylece bu deftere yazılan her kelime üç nüsha olarak yazılmış olur. Altına bu üç sayfanın hem işverenin hem işyeri hekiminin hem de iş güvenliği uzmanının isim soyadı ve resmi kaşeleri basılır. Yani şu demektir. İşyeri hekimi olarak bir işverene işçi sağlığı veya işçi güvenliği adına gördüğünüz bir eksikliği veya düzeltilmesi için yaptığınız bir öneriyi bu deftere yazarsınız. Bunu işveren bu öneri bana yapıldı diye imzalar, siz imzalarsınız, uzman imzalar. Bu görülen eksiklikten kaynaklı bir kaza meydana gelirse işveren eğer bu eksikliği gidermemişse suçlu odur. Veya olan bir kazadaki eksiklik iş güvenliği uzmanının yetki alanında bir kazaysa, iş güvenliği uzmanı bu konuda tespit veya herhangi bir öneride bulunmamışsa ki bu defterde yoksa o zaman suçlu işveren değil iş güvenliği uzmanı olur. Bu tip örneklerin bütününe bakarsanız o defter o kadar önemli hukuki bir defterdir ki ülkemiz gibi iş kazaları ve işçi cinayetlerinin bu inanılmaz rakamlara ulaştığı ülkelerde bu hattaki tüm bileşenlerin en önemli hukuki zırhıdır. 

TÜM İŞÇİLER HÜKÜMETE İTİRAZ ETMELİ
Şimdi bu yeni yönetmelik bu defterin tutulma zorunluluğunu da kaldırıyor. Burada tüm işyeri hekimi arkadaşlara, iş güvenliği uzmanlarına, işveren arkadaşlara hatta hukuksal alanda bu işleri yürüten yargı mensuplarına sesleniyorum; hepiniz bu defter konusunda itiraz etmelisiniz. Bu alanda çok önemli bir hukuksal boşluk olacaktır. Geriye dönük telafisi olamayan iş hukuku ve ceza hukuku delilleri yok olacaktır. 

Üçüncü ve son itiraz noktama gelince; bu itirazım çözüme dair bir öneri de içermektedir. Bu itirazım özellikle bu işyerlerinin işverenlerini ilgilendiriyor. Amacının bu işyerlerine ekonomik yükün kalkması olarak açıklanan bu yönetmelik değişikliğindeki amaç eğer bu yükse; tüm işçi arkadaşlarım ve işverenler birlikte bu yönetmeliği değiştiren hükümete itiraz etmeliler. Eğer gerçekten amacınız bu maddi yük ise gerçekten orta ve küçük işletmeleri ekonomik olarak rahatlatmaksa bula bula işçi sağlığını ve iş güvenliği masraflarını mı buldunuz kısacak?

Benim tüm bileşenlere önerim şudur bu firma, şirket ve esnafları rahatlatmanın yolu işçilerinin can güvenliği, bu alanda çalışan profesyonellerin hukuksal korumasını kaldırarak bu alanda yapılan masrafları kısmak değil, onların devlet olarak üzerine yüklediğiniz inanılmaz vergi yüklerini kaldırmak seçilemez mi?

İşçi arkadaşlar ve işverenler birlikte bunun itirazını yapamazlar mı?

Tekrar söylüyorum itirazım var bu yönetmelik değişikliğine ve tüm bileşenlerin de buna itirazı olmalı.

Tekrar söylüyorum iddiam var ki, iş kazası sayısı, işçi cinayeti sayısı artacak, hukuksal boşluktan dolayı ciddi kargaşa çıkacak. Yol yakınken hemen bu değişiklikten dönülmelidir. 

Saygılarımla...

 

İşkolları