x

Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Deklarasyonu İmza Töreni

e-Posta Yazdır PDF
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, "Cumhurbaşkanımız son günlerde çocuk istismarına en ağır cezanın verileceğini ifade etti. Bu açıklamanın altına TOBB olarak imza atıyoruz. Çocuklarımıza kıyan caniler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan,'ın himayesinde Çalışma ve Sosyal Güvenli Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) iş birliğiyle 'Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Deklarasyonu' imza töreni düzenlendi. İmza töreninde Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK), Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu (TÜRK-İŞ), Hak İşçi Sendikalar Konfederasyonu (HAK-İŞ), Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) adına konuşan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "Büyük bir vizyonla ülkemizde 2018 yılı çocuk işçiliği ile mücadele yılı ilan edildi. Böylesine geniş ve yüksek düzeyli katılım hükumetimizin konuya verdiği değerin en önemli göstergesidir. Çocuklarımız bize yüce Allah'ımızın emanetidir. Onlara kıymak cana kıymakla aynıdır. Çocuklarımızı her türlü istismardan korumak önce insanlığımızı, sonra geleceğimizi korumaktır. Cumhurbaşkanımız son günlerde çocuk istismarına en ağır cezanın verileceğini ifade etti. Bu açıklamanın altına TOBB olarak imza atıyoruz. Çocuklarımıza kıyan caniler en ağır şekilde cezalandırılmalıdır" ifadelerini kullandı.

Çocuk işçiliğinin de başka bir istismar olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Çalışmak zorunda kalan çocuklar okula gitmiyorlar. Ayakta kalmak için temel eğitim alamıyorlar. Geleceklerini kaybediyorlar. Zihinsel bedensel gelişimleri olumsuz etkileniyor. Adeta yok oluyorlar. Çocuk işçiliği hayat hırsızlığıdır. Küçücük hayatların, büyük geleceklerin, küçücük bedenlerden çalınmasıdır. Çocuk işçiliğini önlemenin yapısal çözümü elbette öncelikle eğitime önem vermektir. 2018 yılı bütçesinde en büyük payın eğitime ayrıldığını memnuniyetle görüyoruz. Ülkemizin geleceğini inşa etme noktasında bu yaklaşım çok önemli bir vizyonun göstergesi. Elbette bu rakam ekonomideki büyümeye paralel olarak daha da yukarı gidecektir. Sorunun en önemli kaynaklarından biri de ebeveyn işsizliğidir" şeklinde konuştu.

 Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın himayelerinde 2017 yılında istihdam seferberliği başlattıklarını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, "Türk özel sektörü olarak tarihi bir başarı sağladık. 1,5 milyon kişiye iş imkanı sağladık. Böylece çocuk işçiliğinin en önemli sebeplerinden biri olan işsizlik sorununun çözümüne önemli bir katkı yaptık. Allah'ın izniyle yapmaya devam da edeceğiz. 2012 yılından beri ülkemizde bulunan Suriyeli sayısı bugün 3,5 milyonu geçmiş durumda. Bunların yaklaşık 1 milyon 200 bini 5-18 yaş grubundaki çocuklardan oluşuyor. Türk milleti sadece kendi çocuklarına değil bölgesindeki tüm çocuklara sahip çıkıyor. Bu topraklar sevginin topraklarıdır" açıklamasında bulundu.

Hisarcıklıoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: 

"Türkiye, yaptığı yasal ve ikincil mevzuat düzenlemeleri ve yürüttüğü faaliyetler sonucunda çocuk işçiliği ile mücadele konusunda çok önemli mesafeler kat etti. Çalışan çocuk sayısını 2006 yılında en az seviyeye indirmeyi başarabildik. Türkiye, 2006 yılında ILO tarafından çocuk işçiliği ile mücadelede dünyada model ülke olarak gösterilmiştir. Bu başarıyı birlikte yapacağımız çalışmalarla daha yukarılara taşıyacağız. Kamu, özel sektör ve sivil toplumun çocuk işçiliğine karşı tek yürek olması çok kıymetli. Türkiye bir ve beraber olduğu sürece aşamayacağı sorun yoktur. İnanıyorum ki; bu birliktelik sayesinde çocuk işçiliğini önleme noktasında daha büyük ilerlemeler kaydedeceğiz. Biz sivil toplum olarak üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz."
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan, "Allah'ın bize emanet olarak verdiği çocuklar bir iş gücü değildir, beşeri sermaye hiç değildir. Çocuk, işlenmeyi bekleyen bir mücevherdir, tertemiz bembeyaz bir sayfadır. Çocuğun yeri ne sokak ne tarla ne fabrikadır. Çocuğun yeri okuldur." dedi.

Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) iş birliğinde bir otelde düzenlenen Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Deklarasyonu İmza Töreni'ne katıldı.

Törende konuşan Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının koordinasyonunda gerçekleştirilen etkinliğin, hükümetin çocuk işçiliğiyle mücadele kararlılığının bir ürünü olduğunu vurguladı.

Bu yılın "Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı" olarak ilan edildiğini hatırlatan Emine Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Allah'ın bize emanet olarak verdiği çocuklar bir iş gücü değildir, beşeri sermaye hiç değildir. Çocuk, işlenmeyi bekleyen bir mücevherdir, tertemiz, bembeyaz bir sayfadır. Çocuğun yeri ne sokak ne tarla ne fabrikadır. Çocuğun yeri okuldur. Çocuğun eline ne boya sandığı ne kağıt mendil ne tartı yakışır, çocuğun eline en çok kalem, defter, kitap yakışır. Çocukluğunda iyi eğitim almayan, şefkatten, sevgiden uzak kalan bireyler, gelecekte çeşitli sorunların da kaynağıdır. Küçücük yaşta tarlada, sokakta çalışmak zorunda kalan çocuklar tüm toplumu ilgilendiren bir ayıptır."

Çocuklarla ilgili sorunların eğitimle çözülebileceğine dikkati çeken Erdoğan, bu kapsamda 2003'te "Haydi kızlar okula" dediklerini ve çok güzel sonuçlar elde ettiklerini söyledi.

Çocuk işçiliğinin panzehrinin erken yaşta okul ve eğitim olduğunu aktaran Erdoğan, çocuğun bir mücevher olduğunu ve bu mücevher nasıl işlenirse ona göre bir mücevherin ortaya çıkacağını vurguladı.

Çocuk istismarı insanlığın yüz karası"

Emine Erdoğan, Necip Fazıl Kısakürek'in "Çocuk" şiirini okuyarak, gül kokan çocukların, açmadan solmuş güller haline getirilmemesini istedi.

Konuşmasında çocuk istismarı konusuna da değinen Erdoğan, "Çocuk istismarı insanlığın yüz karası, toplumların en büyük ayıbı, dehşetli felaketlerin davetçisi bir konudur. Çocuk tacizine tevessül eden her mahluk en lanetli kelimelerle lanetlenmeli, en ağır hukuki cezaları almalıdır. Böylesine aşağılık bir mevzuyu konuşmak ülkemiz, dünyamız adına utancın en büyüğüdür." diye konuştu.

Nazım Hikmet'in "Çınarı yıkmak için baltayı köküne vururlar." sözlerini hatırlatan Emine Erdoğan, çocukların "umudun temeli, hürriyetin kanadı ve memleketin kökü", dallara yürüyen suyun ise bu kökte saklı olduğuna işaret etti.

Erdoğan, "Çocuklarını koruyamayan, tacizin konusu haline getiren toplumlar, insanlığı yaşatacak damarları tıkar, kurutur. İnsanlık onurunu yerle yeksan eder. Bugün gerek dünyada gerekse ülkemizde bu sorunu temelinden çözecek etkin politikalar üretilmeliyiz." değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetin bu konuda bir komisyon kurup aktif çalışmalara başladığını anımsatan Erdoğan, bu konunun tüm toplumun ortak çabasıyla çözülebileceğini, toplumu çözüme dahil etmeden politika üretilemeyeceğini dile getirdi. Emine Erdoğan, "Çocukları, istismarın konusu haline getiren tüm sebepler iyi tespit edilmeli, sorunun çözümüne hepimiz ortak olmalıyız. Çözümün parçası olmayanlar sorunun tarafı olurlar. Bu mesele aklı ve vicdanı olan her ferdin meselesidir. Çocukların güvende olmadığı bir toplum asla güvende değildir. Güvenin çatısı ise aile ve okuldur." ifadelerini kullandı.

Tüm sorunlarda sivrisinekleri öldürmekten çok, bataklıkları kurutmak için çabalamak gerektiğini vurgulayan Emine Erdoğan, mevsimlik tarım işçiliği, mültecilik gibi, çocukları eğitimden mahrum bırakan sorunların temelinden çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Suriye savaşının tetiklediği insani krizin de çocuk işçiliği oranını artırdığına dikkati çeken Erdoğan, çocuk işçiliğine sosyoekonomik sorunlar, çarpık kentleşme, kayıt dışılık gibi sorunların da etki ettiğini söyledi.

Emine Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Önce bataklığı kurutmalı, eğitim imkanları ve kalitesini daha da artırmalıyız. Mevsimlik tarım işlerinde çocukların çalışmasının çözümü, aileleri bilinçlendirmek ve eğitime ulaşım imkanını artırmaktır. Bakanlıklarımızın bu ortak iş birliği ülkemizdeki çocuk işçilik oranını yüzde 2'nin altına düşürmek amaçlıdır. 1994'teki yüzde 15'lik oranı, 2000'li yıllarda yüzde 5'lere düşüren bir siyasi irade inanıyorum ki bunu da başaracak, hatta sıfırlayacaktır."

"Bu dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık." sözünü hatırlatan Erdoğan, bu bilinçle çocukları ilgilendiren sorunları çözmenin, boyunlarının borcu olduğunu kaydetti.

Emine Erdoğan, 2018'in Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı seçilmesindeki katkılarından dolayı başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olmak üzere, tüm bakanlıklara teşekkürlerini iletti.

Konuşmaların ardından Emine Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Jülide Sarıeroğlu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Milli Eğitin Bakanı İsmet Yılmaz, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İLO Türkiye Direktörü Numan Özcan, Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) Genel Başkanı Kudret Önen, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar'ın katılımıyla deklarasyon imzalandı.

Daha sonra Bakan Sarıeroğlu, Emine Erdoğan'a el dokuma halı hediye etti.

Ardından Emine Erdoğan, katılımcı bakanlar ve paydaşlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

 
"Çocuk İşçiliği İle Mücadele Deklarasyonu" töreninde konuşan DİSK Genel Başkanı Kani Beko, Türkiye'de 1 milyon 970 bin çocuk işçi olduğunu söyledi. 
 
Ankara'da bulunan Green Park Otel'de düzenlenen "Çocuk İşçiliği İle Mücadele Deklarasyonu" töreninde çocuk işçiliğine dikkat çekildi. Törende konuşan Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Genel Başkanı Kani Beko, Türkiye'deki çocuk işçi sayısının 2 milyona yaklaştığını söyledi."Çocuk işçiliğe sebep olan faktörlerin başında yoksulluk geliyor" diyen Kani, 2016 yılı verilerini hatırlatarak, o dönemde Türkiye'deki çocuk işçi sayısının 700 bini aştığını söyledi. Patronların ucuz işgücü olması dolayısıyla çocuk emeğine yöneldiğine dikkat çeken Kani, "Dünyada 2016 yılı itibariyle, 64 milyonu kız ve 88 milyonu erkek olmak üzere 152 milyon çocuk çalışma yaşamındadır ve bu da dünyada her on çocuktan hemen hemen biri anlamına gelmektedir. Özellikle küreselleşen dünyada en az maliyetle en yüksek karı elde etmek isteyen işletmeler için çocuk işgücü önemli bir bileşen olmaktadır. 'Rekabet gücü' adı altında her 10 çocuktan biri çalıştırılmaktadır" dedi.
 
Türkiye'deki çocuk işçilerle ilgili verileri paylaşan Kani Beko, 2012 yılında 601 bin olan 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısının 2016 yılında 709 bin'e yükseldiğine dikkat çekti. 15 yaş altı ve tarımsal alanlarda mevsimlik çalışan çocuklara dair verilerin bulunmadığını belirten Kani, turizm sektöründe uzun saatler çalıştırılan stajyerler, yani "çocuk işçiler" ve çocuk işçiliği sayılabilecek uygulamalar ile çıraklık eğitimi alanların resmi olarak çocuk işçi sayılmadığını vurguladı. Kani Beko, Aralık 2016 verilerine göre 1 milyon 170 bin çocuk yaştaki çıkarların sayısının eklenmesiyle, Türkiye'deki çocuk işçi sayısının iki milyona dayandığına dikkat çekti.
 
Her 10 çocuktan 8'inin kayıt dışı çalıştırıldığını aktardı. Kani Beko, "2016 yılında 15-17 yaş arası çocuk işçi sayısı 708 bindir. Bu çocukların 558 bini kayıt dışı çalıştırılırken, 150 bini sigortalıdır. Yani çalışan her 10 çocuktan 8'i kayıt dışıdır" dedi. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin verilerine dikkat çeken Kani Beko, 2012 yılında 32 çocuk, 2017 yılında ise 60 çocuğun iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğini söyledi. Kani son olarak, "Bize düşen görev, çocuklarımıza daha aydınlık, daha umutlu, insanca yaşayacakları bir gelecek sunmaktır" dedi.

 

İşkolları