x

Soma davasında adalet arayışı sürüyor

e-Posta Yazdır PDF
Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliama dair 5’i tutuklu 51 kişinin yargılandığı davanın 20. blok duruşması bugün Akhisar Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Tutuklu sanıkların hazır bulunduğu duruşmaya tutuksuz sanıklar ve avukatları, müşteki avukatları ve aileler katıldı.

Duruşmada EMEP Genel Başkanı Selma Gürkan, CHP Manisa Milletvekili Tur Yıldız Biçer, KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik, Eğitim Sen MYK Üyesi Özgür Bozdoğan, çeşitli dernek ve siyasi parti temsilcileri de yer aldı.

Ailelerin avukatlarından Can Atalay, Adalet Bakanlığının yargılamaya doğrudan müdahale ettiğini belirterek şunları söyledi: “Savcı esas hakkındaki görüşlerini bildirmemekte. Dolayısıyla biz de esas hakkındaki beyannameyi tekrarlamak zorunda kalıyoruz. Ceza yargılamasının temel kuralları ihlal edildiyor. Fiilin niteliğinin değerlendirilmesi konusunda farklı bir karar verebilirsiniz ama iddianamede yer alan fiili değiştiremezsiniz. Başka kimse bu dosyanın faili değildir, siz bu failleri yargılamakla yükümlüsünüz. Manisa’da sabotaj meselesine ilişkin soruşturma başlatılrı. Adalet Bakanlığının müdahalesi kabul edilmez.”

FACİA SİNYALİ 2010’DA VERİLDİ
Ailelerin avukatları daha önceki duruşmalarda yaptıkları detaylı sunumu yeniden savunmaya ekledi. Özellikle madende metan gazının ve yangınların olduğunu ifade eden avukatlar, bu duruma ilişkin TKİ’nin ve Soma AŞ’nin haberinin olduğuna dair belgeleri gösterdi. 2010 yılında, şirket tarafından madende metan bulunduğuna dair, Ramazan Doğru’nun imzasıyla TKİ Müdürü Efkan Kurt’a belge gönderildiği açıklandı. Özellikle A ve D panolarında bulunan metanın miktarı ve vereceği zarar da açık biçimde yer aldı. Avukatlar, TKİ komisyonundan Prof. Dr. Bahtiyar Ünlü’nün metan tespiti yaptığını, 2011 yılında ise hazırlanan başka bir raporda buradaki metana müdahale edilmediği sürece büyük bir faciaya sebep olabileceği ifadelerinin yer aldığını aktardı.

TKİ ile yapılan yazışmaların tümünde Ramazan Doğru ve Süleyman Sarı’nın imzalarınun bulunduğu ve bu belgelerin TKİ’den Efkan Kurt ve Adem Ormanoğlu’ya sunulduğu belirtildi. Yapılması planlanan 3. havalandırmanın yapılmamasını büyük bir ihlal olarak değerlendiren avukatlar, son olarak madendeki ısınmalara da değindi.

‘KATLİAMIN ASIL SEBEBİ ÜRETİM BASKISI’
Olayın meydana gelmesinde metan ve galerilerdeki ısınmaların etkili olduğunu, bunların bilirkişi raporlarında da yer aldığını belirten avukatlar, daha sonra dayı başı, rodevans ve işçi sağlığı ve güvenliği sistemi ile ilgili önceki savunmalarını tekrarlayarak, “Katliamın asıl sebebi üretim baskısıdır” dedi.

Özellikle sendikanın patronla birlikte hareket ettiği ve işçilerin haklarının yok sayıldığını söyleyen avukatlar, “Dayı başı sisteminin maden içerisindeki yaygın olmasının sebebi de bu” dedi. Avukatlar, Meclis araştırma komisyonunun dayı başlarının hesaplarının incelenmesini talep etmesine rağmen savcılığın bu konuda hiçbir çalışma yapmadığını söyledi.

SOMALI AİLELER ADALET TALEP ETTİ
Duruşma öncesi madenci yakınlarının aileleri ve siyasi partiler Akhisar gar önünde toplanarak duruşma salonuna kadar yürüyüş yaptı. Yaşamını yitiren 301 madencinin isminin yazılı olduğu pankart ile yürüyen aileler, “301’in hesabı sorulacak” , “Soma’nın kömürü katilleri yakacak” sloganlarını attı.

Adalet talep eden aileler, dava avukatlarından ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı’nın tutuklu bulunmasına da tepki gösterdi. Açıklamada konuşan avukat Can Atalay ise, “Bu sadece ailelerin değil tüm emekçilerin ve emeği savunanların davasıdır. Bu davaya Türkiye sahip çıkarsa adalet yerini bulur” dedi.

Müşteki avukatları verilen aradan sonra devam edilen duruşmada ilk olarak işveren ve işveren vekillerinin sorumluklarına değinen sunum gerçekleştirdi. Sürekli artan bir üretim zorlamasının olduğu ancak altyapının olmadığı belirtilen sunumda, işveren vekillerinin ve yönetimin işverenle birlikte hareket ettiği ifade edildi. 

Sunumu anlatan avukatlar, “Alp Gürkan’ın illa belge üzerinde yetkili olmasına gerek yok, fiili durum zaten ortada. Faaliyete başladıktan sonra alınan önlemler vekillerin oluyor, başlamadan önce ise sorumluluk işverendedir. Burada iş güvenliği için önlemler askıya alındığı zaman işveren daha fazla kazanır” denildi.

‘KAMU SORUMLULARI DA YARGILANMALIDIR’
Manisa’da açılan soruşturmaya ilişkin konuşan müşteki avukatlarından Nergiz Tuba Aslan, “Cumhuriyet başsavcısı sizden belge saklayamaz ama burada gizlik kararı var denilerek mahkemenize gerekçeli bir sebep belirtilmiyor” dedi. Yaşanan olayla ilgili sanıkların hepsinin aynı suçlamadan yargılanmaması gerektiğini anlatan Aslan, “Üç blok ceza talebimiz var. Bunlar olası katız, bilinçli taksir ve birden fazla kişiyi taksirle öldürmektir. Belli fiiller üzerinden belli failler için bu cezaları talep ediyoruz” dedi. Sadece yargılanan sanıkların sorumluluğu olmadığını da hatırlatan Aslan, “TKİ ve ELİ başmühendisleri, maden işleri genel müdürü, teftiş kurulu başkanı üyeleri ile dört yıldır denetimde bulunan müfettişlerinin de yargılanması gerekmektedir” dedi.

Müşteki avukatlarından Seçil Ege Değerli, “Bu dava işçi sınıfı ve sermaye arasında geçen bir davadır. Maddi gerçeklik dosyada mevcuttur. Dosyanın maddi gerçeklikten koparılıp başka yerlere çekilmeden sonuçlanmasını bekliyoruz. Yargılama adil ve tarafsız bir şekilde yapılmalıdır” dedi.

Daha sonra söz alan müşteki avukatlarından Berrin Demir ise sanıklara seslenerek, “Sizin pırıltılı hayatınız asgari ücret ile yer altında çalışan işçinin hayatından daha değerli değil. Bir yıldır davanın sonuçlanmasını bekliyoruz. Sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep ediyoruz” dedi.

‘ADALET TALEBİMİZ ÇALIŞAN MADENCİLER İÇİN’
Mahkeme heyeti daha sonra sözlü madenci yakınlara verdi. Adalet yerini bulunan kadar davanın takipçisi olacaklarını belirten aileler, uzun zamandır duruşmanın tekrar düştüğünü bu yüzden adalete bir güvenlerinin kalmadığını ifade ederek, özellikle adaleti hala madenlere çalışan işçiler için istediklerini vurguladı. Mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi.

Dilek OMAKLILAR
Eda AKTAŞ

 
Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın davasında 5 tutuklu 51 kişinin yargılandığı davanın 20. Blok duruşmasının ikinci oturumu Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada tutuklu sanıkların yerlerinde hazır bulunurken tutuksuz sanıklar ve avukatları, müşteki avukatları ve aileler katıldı.

Kimlik tespitinden sonra duruşmada ilk olarak katliamda yaşamını yitiren S panosu 3 vardiya amiri Koray Karadağ’ın babası Cahit Karadağ söz aldı. Olay günü şirket üst düzey yöneticilerinden 13 tanesinden sadece 3’ünün ocakta olduğunu söyleyen Karadağ, ikisinin olayda hayatını kaybettiğini birisinin de oğlu olduğunu söyledi. Olaya ilişkin üç ana nedenin olduğunu belirten Karadağ, ELİ’ye sunulan projenin yapılmaması ve üretim zorlanmasının yapılmasından kaynaklı iş güvenliğinin yok sayılması olduğunu söyledi.

Daha sonra savcı Manisa dosyasıyla dava dosyasının farklı olmasına rağmen aynı olaya ilişkin olduğundan dolayı gizlilik karar bozulmadan dosyanın Manisa’dan istenerek mahkeme heyeti tarafından incelenip geri verilmesi ve tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

GÜRKAN’A SALONDAN BÜYÜK TEPKİ
Söz alan tutuklu sanık Can Gürkan, madencilik işini uzmanlık istediğini kendisinin sadece finansal açıdan uzmanlığının olduğunu ve şirkette bu işlerle ilgilendiğini söyleyerek, “Ben teknik bilgim olmadan teknik olaylara müdahalede bulunsaydım o zaman kanun önünde suçlu olurdum, ama bugüne kadar teknik projelere karışmadım için suçlanıyorum” dedi. Müşteki avukatlarının madeni aldıklarından beri metanı bildiklerini söylemesi üzerine ise Gürkan, “Park Teknik bize devrederken metan olduğunu söylemedi. TKİ’ye böyle bir bildirimde bulunmuşlar, ama bize böyle bir belge verilmedi. A panosunda metan olduğunu bilmiyorduk. Metanı fark ettikten sonra metan ile mücadele ettik” diyerek madenin geri kalan hiçbir yerinde metan olmadığını iddia etti.

Gürkan’ın ‘İşime geri dönmek istiyorum’ sözleri ise salonda büyük tepki çekti. Bazı madenci aileleri Gürkan’a ‘katil’ diye bağırdı. Tutuklu sanık Ramazan Doğru da Park Teknik’in yangınlar ile mücadele edemediği için maden devretmek istediğini, kendilerinin ise yangınla baş etme konusunda uzman olduklarını söyledi. Tutuklu sanık Akın Çelik ise müşteki avukatlarının beyanlarını kabul etmediğini ifade ederek, bilirkişi raporunun bilimsel ve objektif olmadığını iddia etti. Tutuklu sanık İsmail Adalı da “Biz de işçiler ile aynı şartlarda çalışıyoruz madende. Onlara kötü davranma gibi bir şey kesinlikle mümkün değildir. Bu konudaki suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

Son olarak söz alan Tutuklu sanık Ertan Ersoy da “Olay iki sebepten dolayı olmuş olabilir. Ya bant kendi yanmıştır ya da birisi yakmıştır. Çünkü orada metan yok. Metandan uzak bir bölgede metan patlaması olması bir kurgudur. Orayı açan Park Teknik’tir, izin veren ise TKİ’dir. Sorumluluk onlara aittir.” dedi. 

SANIK AVUKATLARI YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU TALİP ETTİ
Duruşmada öğleden sonra  sanık avukatları savunmalarını yaptı. İlk olarak söz alan Can Gürkan'ın avukatı Kadir Çetin, "Müdahil taraf davanın bir an önce bitmesini istiyor ama biz gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyoruz olayın en büyük şanssızlığı temiz hava galerisinde gerçekleşmiş olmasıdır 2. Havalandırma yapılsaydı da bununla bir ilgisi olmayacaktı" dedi.

Metana dair hiçbir verinin olmadığını iddia eden Çetin, yangının ne trafodan ne metandan ne de elektrikten çıkmadığının anlaşıldığını savunarak, "Biz gerçeklerin ortaya çıkmasını istiyoruz ama karşı taraf bundan neden bu kadar korkuyor onu anlamıyoruz" dedi.

Bilirkişilerin kamuoyu baskısına maruz kalmamak için raporları hazırladıklarını ifade eden Çetin, "Bilirkişi raporlarına güvenilmez. Hukuki görüşleri değil kamuoyu baskısına göre karar verilmiştir. Başka bir bilirkişi heyeti oluşturulmasını talep ediyoruz" diyerek, özellikle Manisa'da yürütülen soruşturmanın beklenerek dosyanın bundan sonra sonuçlanması gerektiğini söyledi.

Daha sonra söz alan Alp Gürkan'ın avukatı İhsan Sartık, Soma dosyasında yargının sınıfta kaldığını belirterek, "ilk sorun savcılığın ilk belirlediği bilirkişilerin gerçeklerin ortaya koymamasından kaynaklıdır. Maddi gerçeklik gözler önüne serilseydi dava bu duruma gelmezdi" dedi. Bilirkişilerin toplum baskısı ile rapor hazırladıklarını iddia eden Sartık, " Manisa soruşturmasından sonra odası kasetin tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bilirkişiler hukuk düzenine olan inancı yok etmiştir. Toplumu tatmin etmek amaçlı hukuka aykırı raporlar hazırlandı. Bu kazanın oluş şekli normal değildir. Sıra dışı durumlar söz konusu Bu yüzden Manisa dosyasının beklenmesi önemlidir" dedi.

Savunma için söz alan diğer sanık avukatları ise, aynı şekilde bilirkişi raporlarının bilimsel olmadığını ve toplumsal baskıdan kaynaklı hazırlandığını iddia ederek, Manisa'da yürütülen soruşturma dosyasının sonuçlanmasından sonra davanın sonuçlanmasına karar verilmesini ve sanıkların tutuklu bulunduğu süreden kaynaklı mağduru olduğunu belirterek tutuksuz yargılanmalarına talep etti.

Ara kararını açıklayan mahkemeye heyeti, Manisa soruşturması beklenmeden savcının, sanık ve avukatların esas hakkında mütalaa vermesini, yeterli raporun bulunmasından dolayı yeni bilirkişi talebinin reddine, Manisa soruşturma dosyasının mahkemeye gönderilmesine ve tutukluluk hallerinin devamına karar verdi. Duruşma 26 Mart tarihine ertelendi.

Eda Aktaş

 

İşkolları