x

Karstarlı: İskele mevzuatı değişse iş cinayetlerinin yarısı önlenir

e-Posta Yazdır PDF
İş cinayetlerine ilişkin düzenli olarak rapor hazırlayıp önerilerde bulunan İSİG Meclisi’nin üyesi iş sağlığı uzmanı Selçuk Karstarlı, "İnşaatlarda kullanılan iskeleler mevzuata uygun hale getirilirse ölümlerin yarısı önlenebilir” dedi. 

İşçi ve İş Sağlığı Güvenliği (İSİG) Meclisi’nin kayıtlarına göre, 2017 yılının ilk 11 ayında en az 1851 işçi hayatını kaybetti. İş cinayetlerinde ölüm oranlarında inşaat, tarım ve taşımacılık ilk sıralarda yer alırken metal sektörü de bunu takip eden kollar arasında yer alıyor. Cinayetlerin önlenebilir nedenlerden kaynaklı olduğuna dikkat çeken İSİG üyesi ve iş sağlığı uzmanı Selçuk Karstarlı, devletin denetimlerini ve önlemlerini artması gerektiğini söyledi.
 
‘İŞ KAZASI DEĞİL İŞÇİ CİNAYETİ’
 
İşçi ölümlerinin kaza olarak nitelendirilmemesi gerektiğini ve bu tanımın artık değişmesi gerektiğine dikkat çeken Karstarlı, “Bize çokça öğretilmeye çalışılan bir teori var. Bu teori 1940 yıllarda ortaya çıktı. Bu teoriye göre, kazaların yüzde 88 insan hataları, yüzde 10'u sistem hataları ile yüzde 2'si ise önlenemez hatalardan ortaya çıkar şeklinde tanımlanmış. Biz artık bu teoriyi kabul etmiyoruz. Yaşanan işçi ölümleri artık önlenebilir sebeplerden ortaya çıkıyor. Bu yüzden iş cinayetleri diyoruz” dedi.
 
‘DENETİMİ ORTADAN KALDIRILMIŞ’
 
İş cinayetlerinin en çok yaşandığı alanın inşaat sektörü olduğunu vurgulayan Karstarlı, "Tarım, inşaat ve taşımacılık sektörlerinde iş cinayetlerini yoğun olması aslında kanun tanımazlığın ne kadar yoğun olduğu ile doğru orantılı. Denetim ve takip söz konusu değil. Örgütlü işçilerin olmadığı, taşeronun yoğun olarak çalıştığı sektörlerde ölüm oranları artış göstermekte. İnşaat sektöründe hiçbir denetim yok. İnşaat sektörünün yürümesi ile Türkiye’de ekonominin büyümesi eşit sayılıyor. Bundan kaynaklı da devlet denetimi tamamen ortadan kaldırmış durumda” diye konuştu. 
 
‘HAK HUKUK TANIMAZ BİR SÜREÇ’
 
Hak ve hukuk tanımayan bir sürecin yaşandığını ve bunun da iş cinayetlerini artırdığının altını çizen Karstarlı, "En basit örneği, inşaatlarda kullanılan iskeleler mevzuata uygun hale getirilirse ölümlerin yarısı önlenebilir. Türkiye’de üretilen iskeleler iş mevzuatına uygun üretilmiyor. Bu iskeleler kaçak olarak da üretilmiyor. Vergisini ödeyen, sigortasını ödeyen işletmeler bu iskeleleri üretiyor ama devlet sadece aldığı vergiye ve prime bakıyor, denetim yapmıyor. Vergisi ödenen her şey devlet tarafından meşru sayılıyor” diye belirtti. 
 
‘VERGİSİ ÖDENMİŞ CİNAYETLER’
 
"Vergisi ödenmiş bir ürün ölüme sebep oluyorsa ve bu da meşru sayılıyorsa biz buna vergisi ödenmiş bir cinayet diyebiliriz" diyen Karstarlı, şöyle devam etti: "İnşaat sektöründe en çok yaygın olan kan parası da buradan geliyor. İnsan hayatı finansal bir olay olarak görülüyor. Ülkemizde ki tablo gelişmiş kapitalist ülkelerden çok geri. Kapitalizm insanı öldürür ama bizim ülkemiz de daha fazla öldürür ve bu tablonun değişmesi için ciddi bir adım atılmış değil.” 
 
‘BİN İŞÇİYE 1 HEKİM’
 
İşçi sağlığı ve güvenliği için bir takım adımların atıldığını fakat bu adımların yetersiz olduğuna ifade eden Karstarlı, şunları dile getirdi: “2012 yılının Haziran ayından itibaren İş Sağlığı Güvenliği adı ile bir kanun çıktı. Bu kanun ile birlikte uzman ve hekim çalıştırma zorunluluğu geldi. Bu yasa ile birlikte iş yerleri çok tehlikeli, tehlikeli, az tehlikeli olarak ve çalışan sayısına oranla uzman ve hekim çalıştırma sayısı belirlendi. Çok tehlikeli sınıfta 250 işçiye bir uzman ve 500 işçiye bir hekim, tehlikeli sınıfta 500 işçiye bir uzman, 750 işçiye bir hekim ve az tehlikeli sınıfta ise 750 işçiye bir uzman, bin işçiye bir hekim olarak düzenlendi. Uzman çalıştırmak zorunluluğu getirmeleri bir şeyleri değiştirmedi. Tablolarda bir değişim olmadı.” 
 
‘ÖRGÜTLÜLÜĞÜN ÖNÜ AÇILMALI’
 
Karstarlı, iş cinayetlerinin önlenmesi için şu önerilerde bulundu: “İş cinayetlerinin yaşandığı yerlerde asıl işveren cezai yaptırımla karşı karşıya geleceğini bilmesi gerek ve denetim gerçek anlamda yapılması gerek. Diğer bir önlem ise iş yerlerinde örgütlülüğün önünün açılması ve sendikaların iş yerinde işçi haklarını korumak için engellerin kaldırılması gerek. OHAL gibi uygulamaların ortadan kaldırılması ve yaşam hakkının güvenceye alınması gerek.” 
 
 

İşkolları