x

İşçi Sağlığı/İş Güvenliği (İSİG) ve İşçi Tüketim Kooperatifleri* - Çetin Durukanoğlu

e-Posta Yazdır PDF
İşçi Sağlığı Ve İş Güvenliği Meclisi "Çalışma ortamında emekçilerin ölümünün, sakat kalmasının, psikolojik ve fizyolojik sağlıklarını kaybetmelerinin gerçek nedeni, emeği sadece sermayeye artı değer elde etme aracı olarak gören, emekçiyi bütünsel bir insan olarak kabul etmeyen kapitalist üretim sistemidir"(1) diyerek iş cinayetlerini anlamamızı sağlayacak bir bakış açısı sunmaktadır.
 
İş cinayetleri, belirli bir iş kazası ve meslek hastalıkları zinciri sonucu gerçekleşmektedir. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği (İSİG) kapsamına işçinin çalışma sürecinde geçirdiği kazalar, ölümler ve meslek hastalıkları açısından bakılması yönünde genel bir eğilim bulunmaktadır. Yaşam ile ölüm arasındaki çizginin incelmesi, aslen önlenebilir olan kazalar iş cinayetlerine dönüşmesi sorunun en çok görünen yönüdür. İSİG Meclisi'nin "emekçiyi bütünsel bir insan olarak" gören anlayışından yola çıkarak iş kazaları/cinayetlerine gelmeden önce yapılması gereken başka şeyler olduğunu da bilince çıkarmamız gerekiyor. İşçinin işyerinde beslenmesi, işçinin ve yakınlarının yaşam alanında beslenmesinden yola çıkarak halk sağlığını ilgilendiren koruyucu sağlık hizmetleri ve onun önemli bir parçası olan sağlıklı beslenme sürecini ele almamız gerekmektedir.
 
Yeterli ve dengeli beslenme sermaye tarafından "iş sağlığı ve güvenliği" ile sadece işçinin verimliliğini arttırmak hedefi ile ele alınmaktadır.(2) Sabah kahvaltı yapılmamasının yada yaşam alanında yeterli besin alınmamasının iş kazalarındaki yeri için araştırmalar yapılırken, neden kahvaltı yapılmadığı yada yetersiz ve dengesiz beslenildiği sorusu cevapsız bırakılmaktadır.  Ayrıca yeterli ve dengeli beslenme günümüzde gün içinde alınan besinlerin kalori değerleri dışında endüstriyel tarım ile üretilen zehirli ve gdo'lu gıdalar ile de ilişkilidir.
 
Gıda Hakkı, İnsan Hakları ve Sağlıklı Olma Hali
Beslenme yada gıda insan hakları sözleşmelerine "aç çocukların beslenmesi gerektiğini" maddesi ile  ilk kez 1924 yılında kabul edilen Çocuk Hakları Sözleşmesi ile girmiştir. 1948'de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi sağlıklı beslenmeyi temel bir insan hakkı olarak tanımlamıştır. 1959 tarihli Çocuk Hakları Bildirgenin 4. ilkesinde ise; sağlıklı büyüme için gerekli olan beslenme, barınma dinlenme ve oyun olanakları birlikte değerlendirilmiştir. Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşme’nin (3 Ocak 1976) 11. maddesinde yaşam standardının korunması başlığı altında gıda hakkı detaylandırılmış, gıda ihraç eden ve gıda ithal eden devletlerin sorunlarının dikkate alınması gerektiğine vurgu yapılmıştır.
 
Dünya Sağlık Örgütü sağlığı “sadece hastalık hali olarak değil ruhsal, bedensel ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Kapitalist üretim ilişkileri içinde hayatını idame ettirmek zorunda kalan işçilerin tanımlanan tam bir “iyilik” haline ulaşabilmeleri için uyulması gereken 5 temel beslenme kriteri bulunmaktadır. 1- Yeterli ve dengeli beslenme, 2- Fiziksel çalışmanın gerektirdiği enerji gereksinmesi, 3- Çalışma koşullarına ve yapılan işe göre beslenme, 4- Beslenme ve iş yeri sağlık örgütleri, 5- İşçilerin yeterli ve dengeli beslenmelerini sağlamak için önlemler alınması (3)
 
Emperyalist-Kapitalist sistemin krizi ve gıda krizi
Emperyalist-Kapitalist üretim ilişkilerinin 2007'de içine girdiği yapısal kriz sonrası  Haziran 2010'dan 2011'e kadar  fiyatlar mısırda %48, buğdayda %61, pamukta %55 ve şekerde %100 arttı. Fiyat artışlarının en önemli etkeni mali sermaye alanında spekülasyon yapan sermayenin gıda ürünlerini spekülasyon aracı olarak görerek kar için bu alana yönelmesidir.  2000'lerin başından itibaren temel gıda maddelerinin fiyatlarının artırılması ile başlayan protesto ve direnişler krizden sonra hızlanarak sürdü.(4) Sistemin krizi Arap coğrafyasındaki isyanlarda görüldüğü üzere gıda krizi olarak ortaya çıkmış ve ayaklanmaların önünü açmıştır. Gıda krizi besin üretim ve dağıtımını ellerinde bulunduran büyük gıda tekelleri ve onların çıkarlarını koruyan devletler ve Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) gibi devletler arası örgütlerden kaynaklanmaktadır. 
 
İnsani yaşam için gerekli asgari yaşam ücretinin düşük olması; kapitalist üretim ilişkilerinin doğa üzerinde yarattığı tahribatın sınırlarına gelinmesi; tarımda kimyasal kullanımının toprağı sürekli olarak zehirlemesinin ortaya çıkardığı koşullar ve GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) besinler, işçilerin ve halkın tamamında yetersiz ve dengesiz beslenme sorunları yaratmaktadır. 
 
Günlük Kişisel Gıda İhtiyacı ve İş yerinde Beslenme
“Besinlerle alınan enerjinin başlıca kaynağı olan besin ögeleri proteinler, karbonhidratlar ve yağlardır. Enerji gereksinimi ne olursa olsun, günlük alınan toplam enerjinin % 12- 15’i proteinlerden, % 55- 60’ı karbonhidratlardan, % 25- 30’u yağlardan gelmelidir.” (5)
 
Bu genel tanımlamayı cinsiyete(6) ve işin niteliğine(7) göre detaylandırmak mümkündür. Kadın işçilerin hamilelik ve emzirme dönemlerindeki farklı beslenme süreçleri de dikkate alınmalıdır.
 
Uluslararası Gıda Örgütü(FAO), Dünya Sağlık Örgütü(WHO), Uluslararası Çalışma Örgütü(ILO)’nün ortaklaşa düzenlediği bir sempozyumda iş yeri hekimlerinin görevlerinden biri de iş yerinde çalışan aşçıların gıda ikmali ve gıda tüketimi konusunda eğitilmeleridir. Bu görevler arasında işveren ve işçileri, beslenme ile sağlık arasındaki ilişki konusunda eğitmek de bulunmaktadır.(8)
 
ILO’nun yaptığı bir çalışmada gelişmekte olan ülkelerde kötü beslenme ve obezitenin çok sık görüldüğüne ve çalışanların sağlığını olumsuz etkilediğine  vurgu yapılmaktadır.(9)
 
Dünya sağlık örgütü gıda tüketiminin 10 altın kuralını sıralarken birinci maddeye güvenli gıda seçimini koymaktadır. 
 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Mücadelesinin Bir Parçası Olarak Sağlıklı, Adil ve Temiz Gıdaya Ulaşmak İçin Sendikalar, İşçi Hareketi ve Kent Emekçileri Ne Yapabilir?
Sendikalar toplu sözleşme süreçlerinde, iş yeri hekimleri ya da sağlık örgütlerinin bilgilendirmeleri ile işçinin iş yeri ve yaşam alanında daha sağlıklı beslenebilmesi için gerekli önlemleri toplu sözleşme metinlerine koymalı, koyulan yerlerde somut adımlar atılması için mücadele etmelidirler. Bu bağlamda sınıf mücadelesinin ve işçi sınıfının örgütlenmesinin güçlü olduğu 60'lı ve 70'li yıllarda ortaya çıkan işçi tüketim kooperatifleri de yeniden ele alınmalı, bugün halen varlığını sürdüren işçi tüketim kooperatifleri geçmiş ve bugün karşılaştırılarak incelenmelidir.(10) Bu kooperatiflerin bugün geldikleri yer işçi ve sendikal hareketin yaşadığı krizi ile ilişkili biçimde düşünülmelidir. Yani işçi hareketinin sendikal mücadelesi ile işçi kooperatifleri arasında somut bir ilişki vardır. 
 
Konuyu biraz daha anlaşılır hale getirmek ve somutlamak için yakın zamanda imzalanmış olan Birleşik Metal-İş sendikasının toplu sözleşme metinlerinden birinde “Çeşitli Hükümler” başlığı altında bulunan 74. Maddenin h bendine bakalım.  “Tüketim Kooperatifi: İş yerinde tüketim kooperatifi kurulduğunda işveren imkanlar oranında uygun bir yer gösterir, araç, gereç, vasıta ve maddi imkan sağlanması açısından gerekli yardımı yapmayı kabul eder.” Sözleşme metni gayet açık işyerinde tüketim kooperatifi kurulduğunda diyerek karar alma mekanizmasının işçiler olduğunu tanımlamaktadır.
 
İşçi tüketim kooperatiflerini hem iş yerlerinde hem de yaşam alanlarında kurma yönünde bir strateji geliştirerek üyelerinin, genel olarak da halkın sağlıklı, temiz ve adil gıdaya erişim hakkını pratik bir gerçeklik haline dönüştürmelidirler. İşyerlerinde kurulan yada kurulacak olan kooperatifler işyerinde bulunan bütün emekçileri kapsayacak biçimde olurken, yaşam alanlarında kurulacak olan kooperatifler de işçi-emekçi mahallerinde yaşayan herkesi kapsamalıdır. 
 
İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin halk sağlığının önemli bir parçası olduğu göz önüne alındığında;  işçi hareketi ve sendikalar, koruyucu sağlık hizmeti kapsamında sağlıklı, temiz ve adil gıdaya ulaşmak için iş yerindeki ve yaşam alanlarındaki beslenme süreçlerine müdahale edebilir ve toplu sözleşme kapsamına alabilir, alınan yerlerde somut adımlar atabilir, var olanlarda da sağlıklı, adil, temiz gıda bulundurmak için çiftçi örgütleri ile temasa geçebilirler.  
 
Ancak böyle bir örgütlenme biçimi ile yoksulluk ve açlık sınırının altında yaşayan milyonlarca kent emekçisinin kır emekçileri ile arasında doğrudan gelişecek ilişki ve iletişimin biçimlerinden birisini somutlanabilir. 60'lı ve 70'li yıllarda sendikal mücadelenin toplu sözleşmelerle işçi tüketim kooperatifleri aracılığıyla ile kazandığı bir hak olarak gıda hakkının örgütlü ve daha bilinçli biçimde kullanılmasına başlanabilir.
 
Kırsal kesimde bulunan zehirsiz üretim yapan çiftçilerin içinde bulunduğu sendikalar, kooperatiflerde örgütlenmiş çiftçiler ile çalışılmaya başlanması kır emekçileri ile kent emekçileri arasında mütevazi bir ilişkinin kurulmasının önünü açacaktır.
 
* Bu metnin geliştirilmesinde Kadıköy Kooperatifinden (www.kadikoykoop.org, www.facebook.com/KadikoyKoop#) arkadaşlar görüş ve önerileri ile önemli katkı yapmışlardır. 

Dipnotlar:
1)  http://www.guvenlicalisma.org/index.php?option=com_content&view=article&id=397&Itemid=214)

2) https://www.ttb.org.tr/dergi/index.php/msg/article/viewFile/351/331
 
3) http://beslenme.gov.tr/content/files/arastirmalar/uyelik/beslenme_bilgi_serisi/Kitaplar/a/a_16_iscisagligi_is_guvenligi_ve_beslenme_32.pdf
 
4) Haiti'de temel gıda maddesi pirincin yüzde 80’ini ithal eden Haiti’de, 50 kiloluk bir pirinç torbasının satış fiyatı son 1 haftada 35 dolardan 70 dolara çıktı. Halk da iki haftadır, hükümet karşıtı gösteriler için sokağa döküldü. 5 Haitili hayatını kaybetti. Gösteriler nedeniyle Başbakan Jacques Edouard Alexis, istifa etmek zorunda kaldı. Bangladeş'de  pirinç fiyatlarının artışı protesto eden 20 bin tekstil işçisi maaşlarının yükseltilmesi için başkent Daka’da düzenlediği gösteriye polis müdahale edince ortalık birden savaş yerine döndü. Göstericiler, etraftaki dükkanlara ve araçlara saldırdı. Birçok araç ateşe verildi. Mısır'da 76 milyonluk ülkede nüfusun yüzde 40’ı günlük 2 dolar gelirle yaşam savaşı veriyor. Fakirlik bu denli derinken, son birkaç ayda yemeklik yağ ve pirincin fiyatının iki katına, fırınlarda ekmeğin fiyatının beş katına çıkması sonrası sokağa dökülen halk polisle çatıştı, 11 kişi öldü. Pakistan: Tahıl fiyatları artınca, halk ambarlara saldırdı. Tahıl ambarlarının güvenliğini sağlamak için ordu alarma geçti.Afrika ülkeleri Burkina Faso, Moritanya, Fildişi Sahilleri, Senegal,Etiyopya, gibi ülkelerde son aylarda gıda zamları nedeniyle yapılan gösterilerden çok sayıda insan yaşamını yitirdi. Sadece Kamerun’da 3 ayda polisle çatışan 40 kişi öldü. Özbekistan, Yemen, Bolivya ve Endonezya’da gıda fiyatlarının artışını protesto eden on binlerce insan sokağa döküldü. Tunus’un orta kesimlerinki Redeyef’te, hayat pahalılığı ve işsizliği protesto eylemlerinde polis ile göstericiler arasında üç gündür şiddetli çatışmalar yaşanıyor. Bkz. http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=516, http://www.borsagundem.com/haber-detay.php?id=1454
 
5) http://beslenme.gov.tr/content/files/arastirmalar/uyelik/beslenme_bilgi_serisi/Kitaplar/a/a_16_iscisagligi_is_guvenligi_ve_beslenme_32.pdf
 
6)  Farklı fiziksel aktivitedeki bireylerin enerji gereksinimleri (kalori) 
Fiziksel aktiviteler                                       Günlük enerji gereksinimi 
                                                                              Kadın        Erkek 
Masa başında                                                   1.700-1.800    2.000-2.400 
Orta aktivite(ayakta)                                         1.900-2.200    2.500-2.900 
Orta üstü aktivite (ayakta,kol ve beden)              2.200-2.500    2.900-3.500 
Ağır iş (ağır beden çalışmaları)                           2.500-2900     3.500-4.000
https://www.ttb.org.tr/dergi/index.php/msg/article/viewFile/351/331

7) Aktivite düzeylerine göre iş grupları  
Hafif işler Laboratuar çalışması, ofis işleri, sağlık, eğitim, bilişim sektörleri
Orta işler Terzi, marangoz, lokanta, gemicilik, fırıncılık, temizlik işleri, matbaa, tütün işçileri 
Ağır işler Sıva yapmak, kazmak, çapalamak, yük taşımak, çiftçilik, deri sanayi, kauçuk işçileri 
Çok ağır isler madencilik, ormancılık, demir-çelik sanayi, yol ve inşaat işçileri, yüksek ısılı fırın işçiler
https://www.ttb.org.tr/dergi/index.php/msg/article/viewFile/351/331 yararlanılarak düzenldi.

8) https://www.ttb.org.tr/dergi/index.php/msg/article/viewFile/351/331
 
9) http://www.istesaglikdergisi.com.tr/index.php/ekim-2009/155-is-yerinde-kazalara-karsi-dogru-beslenme

10) Türkmetal sendikasının Ereğli şubesinin açtığı Metal İşçileri Tüketim Kooperatifi (Metal Koop),  Pirelli işçileri tüketim kooperatifi, petrol-kimya-lastik işçileri tüketim kooperatifi  (Pet-koop), Bandırma'da bulunan Eğitimciler Tüketim Kooperatifi(Eğit-koop) ve tasfiye sürecine giren Harb-iş Tüketim Kooperatifi, Eskişehir Demiryol İş Mensupları Tüketim Kooperatifi (Edi-koop), TOFAŞ Tüketim Kooperatifi, BOSH Çalışanları Tüketim Kooperatifi, OYAK-RENO Otomobil Fabrikası Mensupları Tüketim Kooperatifi gibi örnekleri 70’lerin mücadele yıllarından bugüne kalan örnekler olarak karşımızda durmaktadır.