x

İnşaat şirketleri büyüdü işçiler öldü - İSİG Meclisi

e-Posta Yazdır PDF
Haydar Bozarslan 19 yaşında Bingöl Üniversitesi İş Sağlığı ve İş Güvenliği Bölümü 3.sınıf öğrencisiydi. Yaz tatilinde okul harcını ve masraflarını karşılamak için inşaatlarda çalışıyordu. 12 Ağustos’ta İstanbul Kayaşehir’de Emlak Konut Kayaşehir şantiyesinde, taşeron firma Kalyon İnşaat’ın taşeronu Doğa Yapı’da çalışırken inşaattan düştü ve iki gün sonra hayatını kaybetti. Bu ölüm her şeyi özetliyor aslında. Hangi yasa çıkarılırsa çıkarılsın, hangi önlemlerin alındığı söylenirse söylensin, Türkiye’nin lokomotif sektörü olan inşaatların büyümesi işçilerin canıyla oluyor…

Daha evvelki yazılarımızda da belirtmiştik. Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından başlatılan ‘istihdam seferberliği’ çerçevesinde sıfır kaza projesi açıklanmış ve inşaatlardaki ölümler önlenecek denmişti. Bu üç ayda gerçekleşen 128 inşaat işçisinin ölümünden birini yukarıda paylaştık. Yani söylenenler başka gerçekler başka…

Bu noktada AKP ve inşaat sektörü ilişkilerini irdelemek gerekiyor. Son 15 yılda inşaat sektörünün hem ekonomi içerisindeki hem de istihdam içerisindeki payında ciddi bir artış yaşandı. Diğer yandan, iş cinayetleri ve kötü çalışma koşulları da sektörün büyümesi ile paralel bir biçimde artmaya devam etti. İnşaatlar AKP iktidarı için hem seçmen çekmek hem de hükümetin kendi sermayesini yaratması anlamında en önemli sektör oldu. Öyle ki, Afet Yasası ve Kentsel Dönüşüm çerçevesinde ekonominin lokomotifi haline getirildi. Sektörün bu denli önemli hale gelmesi devlet katkısı, teşvikler, rant, komisyon ilişkileri ile oldu. Türkiye’de müteahhitlerin iş hacmi 15 yılda yaklaşık 15 kat arttı ve en fazla zengin yaratan sektör oldu. “En zengin 100 Türk” listesindeki 85 ailenin gayrimenkul ve inşaat sektörlerinde yatırımı var.

Toplu Konut İdaresi (TOKİ) son yıllarda tamamen bir rant zemini haline getirildi. Kamu arsalarını elinde bulunduran Arsa Ofisi, TOKİ bünyesine dahil edildi. Kamu arazisini sınırsız kullanma yetkisi verilen TOKİ, Başbakanlık’a doğrudan bağlı ve denetim dışı dev bir kuruluş olarak tekrar şekillendirildi. TOKİ eliyle kamu arazileri ihaleye sokuldu. TOKİ’ye bağlı Ekonomik Konut Güvenlik Yatırım Ortaklığı üzerinden 2003’ten 2015’e kadar 81 projenin ihalesi tamamlandı. Bu ihalelerin büyük çoğunluğu ise; Ağaoğlu, Varyap, Aşçıoğlu, Kuzu Dumankaya, İhlas, Soyak gibi hükümete yakın müteahhitlik gruplarına verildi. Kamu arsalarının hiçbir para harcanmaksızın bir tür sermaye olarak kullanıldığı bir sistem oluşturuldu.

Yatırımlarda inşaatın payı giderek arttı ve milyar dolarlık projeler yapılmaya başlandı. Devletin toplam yatırımlarında ise, inşaat yüzde 80’in üstünde pay sahibi. Kamu-Özel Ortaklığı (PPP) modeliyle yaptırılan 3. Havalimanı, 3. Köprü, Körfez Köprüsü, nükleer santraller, sağlık kampüsleri, Avrasya Tüneli gibi milyar dolarlık projelerin yanında TOKİ-Emlak Konut eliyle 500 bin konut yapıldı. Son 12 yılda İstanbul’da konut, ofis, AVM, kentsel altyapı vs. ortaklıklarıyla sektöre hükmeden gayrimenkul yatırım ortaklıkları içinde Emlak Konut, toplam GYO’ların piyasa değerinin neredeyse yarısına sahip.

OHAL döneminde de inşaat patronları teşvikler, yatırım ortamının iyileştirilmesine yönelik program ve politikalar, sektörde maliyetlerin kısılması yoluyla bu süreçten en üst düzeyde nemalandılar. 15 Temmuz’dan kısa süre sonra Meclis’te kabul edilen bir Torba Kanun’la devlet şirketlere proje bazlı teşvik dağıtabilme yetkisine sahip oldu. Bu kapsamda örneğin Cengiz İnşaat’a Ekonomi Bakanlığı bütçesinden 250 milyon liraya kadar teşvik sağlanacağı ortaya çıktı. Devlet, inşaat zengini Cengiz İnşaat’a gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası, KDV iadesi, yüzde 100 kurumlar vergisi indirimi, azami tutar olmadan 10 yıl boyunca sigorta primi desteği ve 250 milyon TL’yi aşmamak üzere kredi kullanım tarihinden itibaren 10 yıl faiz desteği verecek! Açıkçası bir köşeyazısı değil bir kitap gerekiyor bu ilişkileri incelemek için.