x

Mevsimlik ölüm - Sezai Temelli

e-Posta Yazdır PDF
Tarım işçilerinin ölüm mevsimidir yaz ayları. Her yıl onlarca tarım işçisi devrilen traktör sonucu hayatını kaybeder. O denli sıradan, o denli ‘doğal’ ölümdür onlar için traktörün devrilmesi. Sakarya’da 7 insan da aramızdan aynı doğallıkla, aynı sessizlikle ayrıldı. Tıpkı bu kazaya kadar yitirdiğimiz diğer otuz insan gibi. Her yıl ölen onlarca tarım işçisi, yüzlerce kilometre katederek batıya mevsimlik göç ediyor. Bu yolculuk kısa süreli bir iş ve akıl almaz bir sefalet ücreti için. İş bitince tekrar yurtlarına dönüyorlar. Tüm bu meşakkat ve ölüm yoksulluğa, açlığa karşı bir nebze direnebilmek adına. Ailenin tüm bireyleri seferber oluyor yoksulluğa, açlığa karşı. Kadın, çocuk birlikte ölüyorlar, birlikte çalıştıkları gibi…

Mevsimlik tarım işçilerinin birçok sorunu bulunuyor ve bu sorunlar uzun yıllardır mevcut olan ve giderek kronikleşen sorunlar. AKP hükümetleri konuyla ilgileniyor gibi yapıp sürekli genelge çıkarsalar da sorunlar azalmamış, artmış. Türkiye’de 300 binin üzerinde mevsimlik tarım işçisi var ve bu işçilerin yaklaşık %90’ı kayıt dışı. Her 20 kadın işçiden 19’u, her 20 erkek işçiden de 15’i kayıt dışı. Çocuklar zaten hesaba katılmıyor. Sosyal güvenlik sisteminin hiç değmediği alanların başında bu kesim geliyor.
Diğer taraftan, mevsimlik tarım işçisi olmayanlarda da durum çok farklı değil. Toplam çalışan nüfusun %10’unu oluşturan tarım işçileri en az sosyal güvenlik haklarından yararlanan işçiler. Sadece 100 bin civarında tarım işçisi mevzuata uygun olarak SGK şemsiyesi altına girebilmiş durumda. Tarım istatistiklerine baktığımızda hem çalışanlar, hem tarımsal araziler, hem de üretim ve sağlıklı ürün konusunda Türkiye tam bir tarım felaketi yaşamakta.

AKP hükümetlerinin tarım politikası Türkiye’de tarımı yok eden bir iktisadi anlayışa uygun olarak biçimlenmiştir. Sağlıklı bir büyüme, tarımı ve buna bağlı ülke doğal yaşamını koruyan ve gelecek kuşakların haklarını da gözeten bir yaklaşım yerine hızlı ve sağlıksız bir büyüme amacıyla tarım çökertilmiştir. Tarımsal hayatın aslında yaşamın tümünün yeniden üretildiği bir döngünün en önemli halkası olduğu fikrinden çok uzak, yoz bir beton yaklaşımla ekonomiyi algılayan AKP zihniyeti, tarım deyince verimsiz, karsız, katma değeri düşük sektör anlayışıyla bugüne kadar konuya yaklaşa geldi. Bunun yanı sıra, devletin bekası ve Kürt sorununun çözümsüzlüğü esasına dayalı, ‘Doğu’ya olan çarpık politik yaklaşımın gereği olarak da hayvancılığı, ormanları, ovaları yok etmekte bir beis görmediler.

Yoksulluğun neden kalıcılaştığı sorusuna bir türlü yanıt üretemeyen bu akıl, büyüme rakamlarıyla halledilemeyecek bir sorunu aynı deneyle halletme peşinde. Yoksulluğun en derin izlerinin yaşandığı illerden mevsimlik tarım işçilerinin yine verimsiz batı tarımında işçi olmaya gelmesi sefalet döngüsünü güçlendiriyor. Düşük ücret, sağlıksız yaşam koşulları, güvencesiz iş ve hepsinden öte ölümün sıradanlaşması…

Tarım işçileri için mevsimlik ölüm sürüyor. Bu satırları yazarken yeni ölüm haberleri de gelmeye devam ediyordu. Diğer taraftan inşaat işçilerinin ölüm haberleri, fabrika yangınlarında ölen işçiler isimsizce istatistiklere girmeyi sürdürüyor. İş güvencesi ve iş güvenliği olmayan bu ülkede ölümleri sıradanlaştıran kötülüğe karşı yaşamı cesaretle savunmalıyız.