x

(1) DİSK Genel Başkanı Kani Beko: Yaşamlarını kazanmak için çıktıkları yolda yaşamlarını kaybettiler

e-Posta Yazdır PDF
Sakarya’nın Hendek ilçesinde fındık işçilerini taşıyan traktörün devrilmesiyle en az 7 işçinin hayatını kaybetmesinin, yaklaşık 20 kişinin de yaralanmasının acısını yüreklerimizde yaşıyoruz. 60 lira yevmiye için açık römorklarda tıka basa taşınan bu insanlarımız, yaşamlarını kazanmak için çıktıkları yolda yaşamlarını kaybettiler. Öncelikle, ölen işçi kardeşlerimizin yakınlarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirleri alınmadığı için insanlarımızı yitirmeye devam ediyoruz. 2017 yılının ilk 7 ayında en az 1119 işçiyi iş cinayetlerinde yitirdik. 2016 yılının aynı döneminde 1049, 2015 yılının aynı döneminde ise 971 işçi iş cinayetlerinde can vermişti. Giderek artan cinayetlere dair sorumluluk alması gerekenler, halkın can güvenliğini sağlamakla yükümlü olanlardır.

İş cinayetlerini durdurmak için emek ve meslek örgütlerinin, bilimin ve aklın işaret ettiği önlemlere kulaklarını tıkayanlar, sermayenin karını insandan, yaşamdan ve her türlü değerden önemli görenler, giderek artan cinayetlerin sorumluluğunu üzerlerinden atamazlar.

Traktör römorkunda işçi taşınırken gerçekleşen bir olaya “kaza” demek, konuyu “fıtrat” diyerek geçiştirmek mümkün değildir. Sakarya’da yaşanan açıkça bir katliamdır. Ve bu tarım işçilerinin öldüğü ilk katliam da değildir. İki yıl önce Manisa Gölmarmara’da ve öncesinde Isparta Yalvaç’ta yaşanan katliamların ardından, bu katliamların önlenmesi için yapılması gerekenler DİSK tarafından ifade edilmiştir.

• Mevsimlik işçiler sosyal güvenlik şemsiyesi içine alınmalıdır.

• Dayılık/komisyonculuk/aracılık/elçilik adı altında sürdürülen işçi simsarlığına, Özel İstidam Büroları ile yasallık kazandırılmamalıdır. Tarım işçileri İŞKUR’da kayıt altına alınarak kamusal hizmet alanından yararlanmaları sağlanmalıdır.

• İşveren niteliğine haiz olanların aracılarla iş yapması yasaklanmalı ve kurumsal kayıt altında işçi istihdamı sağlanmasına dair bir düzenleme yapılmalıdır.

• Çalışma saatleri yasaların belirlediği günlük çalışma saatlerine çekilmelidir.

• Ulaşım, barınma ve sağlık ile ilgili koşulları insana yaraşır hale getirilmelidir.

• Mevsimlik tarım işçilerinin ücret düzeyi yaşanabilir bir düzeye çekilmelidir.

• Mevsimlik tarım işçilerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği koşullarının düzelmesi için gerekli düzenlemelerin hızla yaşama geçirilmesi gerekmektedir.

• Mevsimlik tarım işçileri için sendikal örgütlenme konusu en önemli sorunlardan biridir. İşçilerin ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerini ifade edecekleri örgütlenmelerin önünü açacak düzenlemeler hızla yapılmalıdır.

Yapılması gerekenler belli iken bunları yapmayanlar, meseleyi kazaya, kadere, fıtrata bağlayanlar, daha da kötüsü, işçilerin güvencesiz çalıştırılmasına olanak sağlayan dayılık/komisyonculuk/aracılık/elçilik adı verilen işçi simsarlığını Özel İstihdam Büroları ile yasallaştıranlar hesap vermelidir.

ILO istatistiklerine göre de iş kazaları ve meslek hastalıkları yönünden madencilik ve inşaat sektörünün ardından en tehlikeli sektör tarım sektörü iken, Türkiye’de iş cinayetlerinde ölen her 5 işçiden biri tarım işçidir. Bu gerçekler ortadayken hiçbir uyarıyı dikkate almayanlar, tarım işçilerinin yüzde 80’inden fazlasının sigortasız çalışmasına izleyici kalanlar dökülen işçi kanının sorumlusudur.

Yıllardır uygulanan neoliberal politikalar sonucunda tarımda yaşanan yıkım, bu alandaki cinayetleri tetiklemektedir. Mülksüzleştirilen, yoksullaştırılan köylüler artık emeklerini satmak zorunda kalmakta, ucuz iş gücü haline gelmektedir. Köylülerimiz, üç kuruş için ya madenlerde ya yollarda ölmektedir.

Fındıkta da üreticiler, yoksullaştırma ve mülksüzleştirme baskısını en ağır biçimde yaşamaktadır. Türkiye dünya fındık ticaretinin dörtte üçünü gerçekleştirirken, üreticilerin ve işçilerin sürekli kaybetmesi manidardır. Fiskobirliğin kapatılması, devlet desteğinin son bulması ile fındıkla geçimini sağlayan milyonların kaderi uluslararası tekellerin insafına bırakılmıştır. “Yerli ve milli” olduklarını iddia edenlerin döneminde, piyasayı uluslararası gıda tekelleri kontrol altına almış, fındık üreticileri bahçelerini satacak noktaya gelmiştir. Dün açıklanan maliyeti bile karşılamayan fındık fiyatları, aynı politikaların bir devamı niteliğindedir.

Küçük fındık üreticilerini yok eden ve fındık işçilerine düşük maliyetle ölümüne çalışmayı dayatan politikaların sahipleri bellidir ve yaşanan trajedinin sorumluları olarak tarihe adları yazılmıştır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur…