x

İş Sağlığı ve Güvenliğinde Tercihimiz Hangisinden Yana? - Mustafa Taşyürek

e-Posta Yazdır PDF
“Bütün dünler, bugünleri aydınlatan fenerlerdir”
Shakespeare

İşyerlerinde iş güvenliğinin; çalışanların sağlığında ve verimliliğinde, kamuoyunun görüşlerinde, iş kazaları ve işyerinde yaşanan iş ekipmanlarının zarara uğramasına yol açan veya çalışan, işyeri ya da iş ekipmanını zarara uğratma potansiyeli olan olayların doğrudan ve dolaylı maliyetlerinde, çok etkili sonuçları olduğu halde günümüzde yeterince önem verildiği söylenebilir mi?

SGK’nın 2015 yılı iş kazası ve meslek hastalıkları istatistiklerine göre Türkiye’de 5510 Sayılı Kanunun 4-1/a Maddesi Kapsamındaki Sigortalılardan  -en az-  1252 kişi iş kazası sonucu öl(dürül)dü, 3598 sigortalının iş kazası ve meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücü en az % 10 oranında azal(tıl)dı. Ayrıca, 241.547 kişinin ölümle sonuçlanmayan bir iş kazası geçirdiği bildirildi.

Ancak kaç kişinin sağlığının işinden ya da işyerinden kaynaklanan nedenlerle bozulduğu ya da kötüye gittiği bilinmemektedir.

Olay, kaza veya hastalık olmadan önce, işyerinin olası (potansiyel) tehlikeleri ve bunların riskleri en basit düzeyde de olsa biraz düşünülmüş ve önlem alınmış olsaydı yukarıda belirtilen olaylar genellikle önlenebilirdi.

Sağlık ve güvenlik önlemlerinin uygulanmasının pahalı olması, zaman alması veya karmaşık olması gerekmez; tam tersine, daha güvenli ve etkin çalışma yöntemleri çoğu kez işverenin ve hatta çalışanların masraflarını düşürebilir, daha da önemlisi, bu tür önlemler hayat kurtarabilir. İş kazaları önlenebilir di.

Güvenlik kültürü yolculuğunda yerimiz neresi?
Dünya standartlarında bir (iş) güvenlik performansına giden yolun anlaşılması ve söz konusu performansın ölçüt alınmasına yardımcı olmak üzere 1994’de örgütsel güvenliğin sürdürülebilir ve kalıcı bir şekilde iyileştirilmesine olanak verecek bir sistem geliştirmek için çalışan bir ekipçe tasarlanan (ve adını ekip üyelerinden biri olan Vernon Bradley’e borçlu olan), başarısı kanıtlanmış bir sistem olan DuPont Bradley Eğrisi’ne göre ülkemiz ya da çalıştığımız iş yerinin güvenlik kültürü seviyesi belirlenebilir(1) .

“Yaptığınız işin felsefesini bilmezseniz/yapmazsanız yalnızca teknisyen olarak kalırsınız.”  Friedrich Nietzsche.

Bradley Eğrisi neyi gösterir?
Bradley Eğrisine göre iş güvenliği kültürünün güçlendiği aşamalar:

 

Reaktif Aşama

İçgüdülere dayalı iş güvenliği.
  • Çalışanlar sorunun bir parçasıdır, çözümün değil.
  • Hiçbir çalışan ya da yönetici herhangi bir düzeyde iş güvenliği konusunda sorumluluk kabul etmez ve onunla ilgili taahhütte bulunmaz.
  • İş kazalarına neden olan ana faktörün kötü şans olduğuna yaygın olarak inanılır.
  • Aslında, iş kazaları meydana gelir ve daha sonra sorunun kök nedenlerine inilmeden aceleci tedbirlerle düzeltici önlemler alınır.
Bağımlı Aşama

Gözetmenlere dayanan güvenlik
  • Çalışanlar sorunun bir parçasıdır, çözümün değil.
  • Atanan kişiler iş güvenliğinden sorumludur. Onlar, diğer çalışanların takip etmesi gereken kurallar, prensipler, talimatlar, prosedürleri oluştururlar.
  • Bu kurallar uygulandığında iş güvenliği sağlanır.
  • İş kazalarının oranları düşer ve iş kazalarının olabileceğine inanılır, çünkü iş güvenliği kuralları ihmal edilir (umursanmaz).
Bağımsız Aşama

Kendi – kendini korumaya dayalı iş güvenliği.
  • Çalışanları çözümün bir parçasıdır, sorunun değil.
  • Her seviyedeki çalışanlar ve yöneticiler iş güvenliği donanımlarını doğru kullanma, prosedürlere uyma, eğitim ve bireysel taahhüt konusunda iş güvenliği sorumluluğu alınır.
  • Herkes kendi kendine baktığında (koruduğunda) iş güvenliği başarılır.
  • İş kazalarının oranı daha da azalır ve insanların kendi kendini korumadaki eksikliğinden (başarısızlığından) dolayı iş kazalarının olabileceğine inanılır.
Birbirine Bağımlı Aşama

Ekip çalışmasına dayalı iş güvenliği
  • Çalışanlardan oluşan ekipler güvenlik konusunu sahiplenir, çözüm üretirler.
  • Her kademedeki çalışanlar ve yöneticiler, bir takım olarak emniyet için toplu sorumluluk alırlar. İş güvenliği, iş yükünün bir parçası olarak kabul edilir ve herhangi bir ekip üyesinin risk alması kabul edilmez.
  • Bir takıma ve bir organizasyona ait olmaktan duyulan gururun olduğu gibi, iletişim, eğitim ve katılım iş güvenliğinin artırılması için birer anahtardır.
  • İşyerinde yaralanmalar kabul edilemez. Kuruluşta sıfır iş kazası hedefini yakalamak için ciddi bir taahhüt var(1,2,3) .
Gerçek iyileşmenin sadece grup olarak gerçekleşebileceğini ve sıfır yaralanmanın ulaşılabilir bir hedef olduğuna inanırlar(3) .

Ülkemizde 10.6.2003 tarihinde R.G. yayınlanan yeni 4857 sayılı İş Kanunu ile İSG yaklaşımı dünyada, özellikle Avrupa Birliğinde (AB) 1980 yılının sonlarında iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili anlayışta ve uygulamalarda büyük değişimler yaşanmıştır. Tespit bazlı reaktif olan, sınırlı sayıda çalışanın katılımını sağlayan, sınırlı bilgilendirme ve eğitim içeren, iş sağlığı ve güvenliği konusunda uzman katılımı sağlamayan anlayış değişmiş, yerini risk bazlı proaktif olan, her konuda geniş çalışan katılımını sağlayan, her konuda çalışanı bilgilendirme gerektiren, programlı ve nitelikli, belgelendirilmiş eğitim içeren, sertifikalı geniş uzman desteği kullanımını sağlayan, önleme ve korumaya dayalı ve diğer kişileri de kapsayan bir anlayışa bırakmıştır(4).

Türkiye’de de 10.6.2003 tarihinde yayınlan 4857 sayılı (yeni) İş Kanunu ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Kanunu ile AB’nin yeni bir yaklaşımı (anlayışı) – yasal olarak – benimsendi.

Yani İSG Kanunu ve bu kanuna göre çıkartılan 39 yönetmelik [ve gönderme yapılan çok sayıda standart] gereğince işyerlerinde “Bradley eğrisi”nde belirtilen son aşama olan ekip çalışmasına geçilmiş olması gerekir(di)(4) .

Kamu ve özel sektör ayrımı gözetmeksizin tüm çalışanlar kanun kapsamına alındı ! Bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacak(tı). Kanunla işyerlerine, risk değerlendirmesinde tespit edilen hususları da göz önünde bulundurularak, genel bir önleme yaklaşımı getirildi. Kanun, iş sağlığı ve güvenliğinde en iyi koşulları hedefleyerek, işyerlerinin mevcut durumunun sürekli iyileştirilmesini amaçlıyor. İş kazası veya meslek hastalığı ortaya çıktıktan sonra neler yapılacağı değil, iş kazası ve meslek hastalığının önlenmesi için atılacak adımlar esas olacak. Bu kapsamda işveren; çalışanları ile birlikte işin her aşamasında işten kaynaklı tehlikeleri sürekli olarak tespit ederek, muhtemel risklere karşı tedbir alacak(5) .

Kutu No:1 Resmi Gazete : 1 Temmuz 2017,  Sayı: 30111, Kanun No.7033, Kabul Tarihi:18/6/2017 MADDE 85 – 20/6/2012 tarihli ve 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununun; a) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “10’dan az” ibaresi “50’den az” şeklinde, b) 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “10’dan az” ibaresi “50’den az” şeklinde, c) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (6) numaralı alt bendinde yer alan “10’dan az” ibaresi “50’den az” şeklinde, değiştirilmiştir. MADDE 86 – 6331 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fırkasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendinde yer alan “1/7/2017” ibaresi “1/7/2020” şeklinde değiştirilmiştir.
 
İSG Kanunu 5 yıl içerisinde 7 defa değiştirildi. Yapılan son değişiklikle de  (4857 sayılı İş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç) kamu kurumları ile 50’den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinin iş güvenliği uzmanı ve iş yeri hekimi çalıştırma zorunluluğu 1.7.2020 tarihine ertelenmektedir. Oysa bütün işyerlerinde sağlıklı ve güvenli çalışma ortamları oluşturulacak, iş sağlığı ve güvenliğinde en iyi koşulları hedefleyerek, İş kazası veya meslek hastalığı ortaya çıktıktan sonra neler yapılacağı değil, iş kazası ve meslek hastalığının önlenmesi için atılacak adımlar esas olacak idi(5) .

Bu kaza neden oldu? Önlenemez miydi?

Olay1: 10 Aralık 2016 – Kırılan cam Iraklı gencin boğazını kesti. Kanlar içinde kalan genç olay yerinde hayatını kaybetti.

Resim 1 – Resmi bir kurumun kapı camına çarparak hayatını kaybeden bir genç
 
Iraklı Muhammet Abdul Majeet (25) Samsun’da sanayide iş yeri bulunan Salih Ö.’ye iş için başvuruda bulundu. Salih Ö. de Veteriner Enstitüsü binasında bir işinin olduğunu, eğer yapabilirse Iraklı genci bu iş için yanında çalıştırabileceğini söyledi. 10 Aralık 2016 tarihinde birlikte Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Veteriner Kontrol Enstitüsü Müdürlüğü Ek Hizmet Binası’na gittiler ve bu sırada Iraklı Muhammet Abdul Majeet, binadan içeri girmek istediği sırada kapıyı açık zannedip kapının camına kafasını çarptı. Kırılan cam Iraklı gencin boğazını kesti. Kanlar içinde kalan genç, olay yerinde hayatını kaybetti. Benzer bir kazayı o kurumda görevli bir çalışanda geçirebilirdi(6,7,8).
 
 
Resim 2 – Ölüme neden olan kapı

Abdul Majeet (25)’in ölümüne neden olan bu resmi kurumun kapısına bakıldığında; kapının içeri açıldığı ve camların üzerinde –kolay görülmesini sağlayacak – herhangi bir işaretin olmadığı görülmektedir.

Oysa, İşyeri Bina ve Eklentilerinde Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik’e göre, işyerinin (kurumun) kapılarının;

10. Doğrudan dışarıya veya güvenli bir alana açılması sağlanmalı (Ek-1,m.10.a).
11. İşyerlerinde bina, avlu, geçit ve ulaşım yollarında ve bunların civarında bulunan saydam veya yarı saydam duvarlar ile özellikle camlı bölmelerin, açık bir şekilde işaretlenmesi, ayrıca güvenli malzemeden yapılır veya çarpma ve kırılmaya karşı korunması, (Ek-1,m.29).
12. Her iki yöne açılabilen kapılar saydam malzemeden yapılır veya bu kapılarda karşı tarafın görünmesini sağlayan saydam kısımlar bulunur (Ek-1,m.35.b).
13. Saydam veya yarı saydam kapıların yüzeylerinin çalışanlar için tehlike oluşturmayan güvenli malzemeden yapılması veya kırılmalara karşı korunması, saydam kapıların üzerinin de kolayca görünür şekilde işaretlenmesi (Ek-1,m,35,c).
14. Kaçış yollarında bulunan kapıların, uygun şekilde işaretlenmesi, bu kapıların yardım almaksızın her zaman ve her durumda içeriden açılabilir özellikte olması (Ek-1,m.35.e) zorunluluğu var(dı).
 
Eğer bu yasal zorunluluklar yerine getirilmiş olsa idi, fark edilmediğinden çarpma sonucu kırılan camın neden olduğu ölümlü kaza –herhalde – olmazdı.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, kamu ve özel sektöre ait bütün işlere ve işyerlerine, bu işyerlerinin işverenleri ile işveren vekillerine uygulanır ve işyerlerinin mevcut durumunun sürekli iyileştirilmesini ister.

Kazaya neden olan kapı nasıl olmalıydı?
 
 
Resim 3 – Kırılmaya karşı önlem alınmış bir kapı

Resimde görülen kapı fotoğrafı 1989 yılında Almanya Hannover Üniversitesi’nin bir yemekhanesinde çekilmiştir. Resim dikkatlice incelendiğinde kapı camlarının saydam (şeffaf) olduğu ancak içerisinde –herhalde o günkü teknoloji ve malzemeye uygun- kırılmaya karşı tel kafesin bulunduğu ve kapının üzerinde kolay görülmeyi sağlayacak işaretlerin olduğu görülür. Ayrıca kapı da dışarıya doğru açılmaktadır.

Türkiye’deki İSG mevzuatı da kamu ve özel sektöre ait işyerlerinin kapılarının bu anlayışla yapılmasını istemektedir.

“Başarı, ben’li bir şey değil biz’li bir şeydir ve birçok kafa ve elin ürünüdür.” J.W.Atkinson.

Olay 2:

Sakarya’nın Akyazı ilçesinde su parkında elektrik kaçağı nedeniyle, havuzda yüzen 3 çocukla, onları kurtarmak isteyen 2 kişi akıma kapılarak yaşamını yitirdi [23 Haziran 2017] (9) .

Resim 4 – Havuzda elektrik akımına kapılan çocuğa kalp masajı yapılması
 
Havuzda yüzen Gökay Y.G. (13), Nurullah Ü. (15) ve Mert K.(17) adlı 3 çocuk akıma kapıldı. İşletme sahibi Mehmet K.(58) ile oğlu Kadir K.(30) da suda çırpınan çocukları kurtarmak için suya atladı. 5 kişi akıma kapılırken, (diğer) görevliler elektriği kesmiş.

Bu sırada havuzun kenarında metal aksamlara dokunan 2 kişi de akıma kapılınca kendilerini geri çekerek canlarını kurtarmış (9,10,11).

 
Resim 5 – Tadilat yapılan ve metal ayakları havuz suyuna değen platform
 
İlk tespitlere göre olayın nedeni (basında belirtilen) ihmal (!)… İşyeri sahiplerinin izinsiz tadilat yaptırdığı, tadilata rağmen de tesisin açık tutulduğu ve aquaparkta böylesi faciaların önüne geçebilecek kaçak akım rölesinin bulunmadığı belirlenirken, olay da metal ayakları havuzun içinde olan tramplenle elektrik kablosunun teması sonucu yaşandı(ğı iddia edilmektedir) .

Görevli uzman ekibin ilk bulgularına göre, metal tramplenden (tadilat sırasında) geçen kabloların izolasyonu yeterince yapılmadığı (bazı kabloların uçları açık olduğu) için, havuzun içine kadar uzanan metal ayaklara geçen akım, buradan da suya iletildi. Havuzda kaçak akım rölesi de bulunmuyordu (12) .

Resim 6 – Havuzun  çok yakınında bulunan elektrik panosu
 
Nasıl olmalıydı ?

5 kişinin ölümüyle sonuçlanan havuz faciasının nedeni [eğer yazılı ve görsel basınında belirtildiği şekilde idiyse –ki iddialar da inandırıcı görünmektedir-] elektrik tesisatının uygunsuzluğu, işletmecinin ve elektrikçinin bilgisizliği ve durumun denetimsizliğidir.

Resim 7 – Tali panodaki kaçak akım rölesine örnek
 
Ne olmalıydı ?

Kazanın olduğu tesiste: Elektrik tesisinin kurulmasında 30/11/2000 tarihli ve 24246 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği, 4/11/1984 tarihli ve 18565 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik İç Tesisleri Yönetmeliği ile 21/8/2001 tarihli ve 24500 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Elektrik Tesislerinde Topraklamalar Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak gerekli sağlık ve güvenlik tedbirleri alınmalıydı.

Tesisin / İşyerinin ana pano ve tali elektrik panolarında seçicilik ilkesine uygun kaçak akım rölesi (artık akım anahtarı) tesis edilmeliydi.

[İşyeri Bina ve Eklentilerinde  Alınacak Sağlık ve Güvenlik Önlemlerine İlişkin Yönetmelik  (Ek-1. M.6,8)]

Havuz işletmecisi ve tesisin elektrik tesisatı işini yapan elektrikçisi, yetkin bir iş güvenliği uzmanından, iş güvenliği hizmeti alma zorunluluğu olsa idi, herhalde tesisteki tüm metal aksamın –önceden- topraklanmış olmasını, elektrik panosunda kaçık akım rölesinin olması gerektiğini, uzatma kabloları dahil her türlü elektrikli el aletlerinin bakımlı olmasını sağlayacak ve yaşam(lar)ını yitirmeyecek(lerd)i.

Nasıl olacak?

Örnek –iki- olayın incelenmesinden de anlaşılabileceği gibi, bazı kamu (resmi) kurumlar dahil bir çok işyeri Bradley eğrisine göre iş güvenliği kültürünün “reaktif / doğal içgüdüler” basamağına bile gelememişlerdir. Oysa iş ve proses kazalarını önlemek, ekonomik kayıpları ortadan kaldırabilmek için “ekip çalışması” aşamasına geçilmesi gerekir. Aslında İSG Kanunu’na göre; her türlü tedbirin alınması, organizasyonun ve –uygun-  risk değerlendirmesinin yapılması zorunludur. Risk değerlendirmesinin işverenin oluşturduğu bir ekip tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. En az 5 kişiden oluşan bu ekipte “işyerinde sağlık ve güvenlik hizmetini yürüten iş güvenliği uzmanları ile işyeri hekimleri”nin bulunması gerekir.

Yönetmek, öngörmektir

Dünya çapında olmayı hedefleyen, iş sağlığı ve güvenliği uygulamalarında “reaktif/doğal içgüdüler” aşamasından, hızla birbirine bağlı “ekip” çalışması aşamasına geçmek isteyen bir işyerinde 1990 yılların ortalarında Prof. Dr. Gürhan Fişek yöneticilere verdiği eğitimde iş sağlığı ve güvenliğinin “sıfır iş kazası ve sıfır meslek hastalığı hedefi”ne ulaşabilmesi için kişisel çözümler değil, grupçu (ekip) çözümler gerektiğini şu özlü sözlerle özetlemiştir.

Resim 8 – Profesör Dr. A.Gürhan Fişek İzmit – Kordsa A.Ş.’de işyerinde İSG semineri verirken