x

Soma davasının 18. duruşması 17 Ekim'e ertelendi

e-Posta Yazdır PDF
301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma Katliamı davasının 18. duruşması HSK kararına tepki ile başladı.
 
Manisa'nın Soma ilçesinde 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından açılan davanın 18. duruşması görüldü.
 
Hakimler Savcılar Kurulu'nun (HSK) yaz kararnamesiyle İzmir Hakimliğine atanan Aytaç Ballı başkanlığında son kez görülecek olan duruşma öncesi yaşamını yitiren 301 madencinin yakınları ve Sosyal Haklar Derneği (SHD) tarafından Akhisar Tren İstasyonu'ndan duruşma salonu olarak kullanılan Bülent Ciğeroğlu Kültür Merkezi önüne kadar yürüyüş düzenlendi.
 
Aileler, Soma'da hayatını kaybeden madencilerin isimlerinin yazılı olduğu pankart ve "Soma'yı unutma unutturma" pankartı ile birlikte, "Canımıza kadar verdik, daha bizden ne istiyorsunuz. Bağımsız Mahkeme heyeti istiyoruz. Soma 301 madenci aileleri" yazılı pankart taşıdı.
 
Birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütünün de destek verdiği yürüyüşte, üzerinde 301 madencinin isimlerinin bulunduğu "Unutmadık unutturmayacağız!", "Soma'nın katili AKP'lilerin bekçiliğini yaptığı sömürü düzenidir!", "Hayır bitmedi 301 can için adalet!" pankartları açıldı. "Adalet" dövizlerini taşıyan ve yaşamını yitiren 301 madencinin isimlerinin yazıldığı bezleri başlarına bağlayan madenci yakınları ve destekçiler sık sık "Gün gelecek devran dönecek katiller halka hesap verecek!", "Hak hukuk adalet!" sloganları attı.
 
Yapılan yürüyüşün ardından kitle adına yaşamını yitiren madenci Emin Kurt'un eşi Güler Kurt açıklama yaptı.
 
'YARGIYA AÇIK BİR MÜDAHALEDİR'
 
301 madenciyi katleden Soma Kömürleri A.Ş. yöneticilerin ve avukatlarının siyasi iktidardan aldıkları güçle mahkeme heyetini açıktan tehdit edip, karar aşamasına gelen davayı uzatmaya çalıştıklarını aktaran Kurt, "Hakimler ve Savcılar Kurulu yaz kararnamesi ile Soma Maden Katliamı davasına bakan Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Aytaç Ballı ve kıdemli üye Esra Dokur'un görev yerinin değiştirilmesi rutin bir işlemle izah edilemez. 301 işçinin her birinin ismini bilen, iddianame ve bilirkişi raporlarının detaylarına kadar hakim olan, keşfe katılan, onlarca sanığın sorgusunu yapan mahkeme başkanı ve üye hakimin görev yerinin değiştirilmesi yargıya açık bir müdahaledir" dedi.
 
'ADALET ARAYIŞIMIZ SÜRECEKTİR'
 
Dava sürecinin bağımsızlığına ve tarafsızlığına gölge düştüğünü vurgulayan Kurt, "Bununla da yetinilmeyerek Park Holding'e bağlı Elbistan Çöllolar Maden Ocağında meydana gelen maden göçüğünde katledilen 11 madencinin davasına bakan ve sorumlulara verdiği cezayı paraya çeviren Hakim Salih Pehlivanoğlu bu mahkemeye başkan olarak atanmıştır" dedi. 301 madenci aileleri olarak adalet arayışını sürdüreceklerinin altını çizen Kurt, "Katliamın bütün sorumluları yargılanıncaya kadar davanın takipçisi olacağız. Adalet ancak, Soma'da ekmeğini kazanırken hayatını kaybeden 301 işçi için adalet varsa gerçekleşebilir. Adalet için sosyal adalet" diye konuştu.
 
Kurt'un açıklamasının ardından aileler polis ablukası altında duruşma salonuna geçti.
 
SAVCI SÜRE İSTEDİ
 
Bugünkü duruşmaya yine hâkim Aytaç Ballı başkanlığındaki heyetle devam edildi. Aradan geçen sürede, cezaevinin mahkeme salonuna uzak olduğu gerekçesiyle sanıkların SEGBİS sistemi ile davaya katılım göstermek istediklerine dair talepte bulundukları, davanın kapsamı ve fiziki koşullar nedeni ile bu talebin reddedildiği öğrenildi.
 
Ailelerin avukatları mahkeme heyetinin görevden alınması ile ilgili HSK'ye gönderdikleri ve dosyaya sundukları dilekçenin okunmasını istedi.
 
Mahkeme heyeti, Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı'na yeni atanan ve davanın da Savcısı olan Süleyman Topan'a, davaya ait 300 klasör dosyanın 3 terebaytlik harici bellek olarak ulaştırıldığını belirtti.
 
Savcı Topan, 21.06.2017 tarihinde göreve başladığını belirterek, 301 kişinin öldüğü, 160 kişinin yaralandığı dosya çok kapsamlı olduğu için incelemesinin tamamlanması ve esas hakkında mütalaa için süre istedi.
 
Suçlamanın katalog suçlar içinde olduğunu, maktul ve yaralı sayısı dikkate alındığında tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.
 
'BU DAVA SİYASİ BİR DAVADIR'
 
Ailelerin avukatlarından Seçil Ege Değerli, davanın başından beri bekledikleri ve hiç olmasını istemedikleri bir şeyin gerçekleştiğini belirterek, "Bu dava siyasi bir davadır. Her cinayet politiktir. Siyasi iktidarın uyguladığı politikaların sonucu olduğu için politiktir. Sanık tarafı siyasi erkin gücünü bu salona sokmaya çalıştı. 'Biz gerekli yerlere, muteber kişilere başvurduk' dediler. Savcılığın ısrarla mütalaa vermemesi, siyasi iktidarın bu davaya müdahalesinin sonucu idi. Sanık tarafı sadece şu an için amacına ulaşmış görünüyor. Hakimlerin tayini iktidar ve sermayenin birlikte hareket etmesinin sonucudur. Bu kadar kapsamlı ve siyasi içeriği olan davada bu noktaya getirmiş olan heyetin karar vermesi gerekirdi. Sadece dosya okunarak, vicdanen karar verilemez" dedi.
 
'SOSYAL ADALETE UYGUN BİR KARAR BEKLİYORUZ'
 
Yine ailelerin avukatlarından Hatice Kılıç, gelinen noktada esas hakkındaki beyanlarının tamamlanmamış olduğunu ifade ederek, "Burada iş kazası olduğu kesindir. Sanıkların iş güvenliğini hiçe sayan tavırlarını anlatmaya devam edeceğiz. Parasal yaptırımların işçiyi korumadığı açık. Bu dava emsal olacak. Yeni heyetten sosyal adalete uygun bir karar bekliyoruz" diye belirtti.
 
'301'İN BEDELİNİ ÖDEMENİZ İÇİN BU DAVAYI ÖLENE KADAR BIRAKMAYACAĞIZ'
 
Madende yakınlarını kaybetmiş olan avukat Berrin Demir de iş cinayetlerini taksire bağlama refleksini kırmak, kamusal sorumluları yargılamanın içine çekmek için mücadele ettiklerini belirterek, "Kuzenlerimi burada iş cinayetine kurban verdim. Bu heyetin ne karar vereceğini bilemeyiz ama biz bu heyetin titizlikle çalıştığına eminiz. Dosyaya vakıf idi ve güven tesis etmeyi başarabilmişti. Sanıklar hiç umutlanmasın, 301'in bedelini ödemeniz için bu davayı ölünceye kadar bırakmayacağız" dedi.
 
MADENCI KIZI: 'NE OLUR GİTMEYİN'
 
Bir madenci kızı, "Ne olur gitmeyin, sizi bile bile gönderiyorlar. Babam yok, size güvendim, size inandım" diye seslendi.
 
Avukat Can Atalay da uğraşlarının daha yaşanır bir ülke için olduğunu belirterek, "Bu adalet sistemi çürümüştür. 7 ay önce savcının esas hakkındaki görüşü hazırdı. İhtiyaç için araya çıktık. Geri geldik savcı dedi ki 'Ben esas hakkında görüşü bir toparlayayım'. 7, 5 aydır esas hakkında görüş vermeyerek Adalet Bakanlığının taşra teşkilatı olan Akhisar Cumhuriyet Başsavcılığı dosyayı kilitledi. Biz de esas hakkında verdiğimiz görüşü değiştireceğiz. Biz de üç aydan az olmamak üzere süre talep ediyoruz" dedi.
 
Atalay gizlilikle bu davanın yürütülemeyeceğine dikkat çekerek, "Sanık gizli soruşturma yürütüldüğünü biliyor ama mahkeme heyeti de dahil başka kimse bilmiyor. Bu nedenle bugün adalet mekanizmasının işleyişi ülkenin alnında kara bir lekedir. Sanıkların tavırları ile çıkar amaçlı bir suç örgütüne ve siyasi bağlantılarına işaret ediyor" dedi.
 
'KİM BU EN YÜKSEK MAKAM?'
 
Atalay, sanık avukatlarının, mahkeme heyeti ile ilgili en yüksek makamlarla görüştüklerini söylediklerini hatırlatarak, "Kimdir en yüksek makam? O halde Tayyip Erdoğan'ın kendisi de artık muhataptır. Erdoğan, yürütmenin başı olarak bu kuşkuyu gidermelidir" dedi.
 
Mahkeme başkanının kendisi ve heyet hakkında soruşturma olduğunu sanık vekillerinden öğrendiğini belirten Atalay, heyete "Henüz dosyadan el çekmediniz. Ezbere bildiğiniz dosyada kararı siz vermelisiniz. HSK'ye dilekçe göndermeniz yeterli değil. Kalmak istediğinizi belirtmeliydiniz" dedi.
 
'KAYBETMEDİNİZ, ÖLDÜRDÜNÜZ!'
 
Aile avukatlarının ardından söz alan sanıklardan Can Gürkan'ın, "301 çalışanımızı kaybettik" demesi üzerine aileler, "Kaybetmediniz öldürdünüz. Siz kaybetmediniz biz kaybettik" diye bağırdı. Aileler, "Devletin adaleti yok. Sermayenin adaleti var. Ekmek için oradaydılar, denetlemediler" diye tepki gösterdiler.
 
Davanın 19. duruşması 17 Ekim'e ertelendi.