x

Çocuk işçilik - İSİG Meclisi

e-Posta Yazdır PDF
Son dönemde çocuk işçilik ile ilgili sözler, Çalışma Bakanlığı bürokratları ve sermaye çevreleri tarafından daha çok dillendirilmeye başlandı. Son dönem yaptıkları ‘sıfır kaza’ kampanyası gibi bir kampanya yaparlarsa şaşırmayalım. Gerçi ısrarla bu kampanyaların bir halkla ilişkiler çabası olması dışında bir anlamı olmadığının altını sürekli olarak çiziyoruz. Çünkü ilk istihdam kampanyası başarılı dendi, sonuç ise işsizliğin artması ve hatta umutsuzluğa kapılan işsizlerin intiharlarında artışın yaşanması oldu. Yine sıfır kaza dendi ama daha ilk ayında 166 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi. Muhtemelen önümüzdeki aylarda başlatılması olası bir çocuk işçilik kampanyasında da çalışan çocukların azaldığı vb. söylenecek. Bu noktada söylemler başladı bile. Ülkemizde resmi olarak dokuzyüz bin olarak telaffuz edilen çocuk işçi sayısı, birden yüz bine düştü vb. Peki gerçekler neler?

Daha evvel açıkladığımız raporlarda 2013’te 59 çocuk, 2014’te 54 çocuk, 2015’te 63 çocuk ve 2016’da 56 çocuk işçinin çalışırken can verdiğini açıklamıştık. Tabi bu çocuklar bildiklerimiz. Bu çocuklar hayatı göremeden öldürüldüler. Çünkü sermaye açısından çocuk işçilik, değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Biz ise insanlık suçu, sınıf suçu diyoruz.

Çocuk işçiler tarım sektöründe ailesiyle birlikte çalışanlardır, çocuk işçiler kentlerin varoşlarında aile içi emek kapsamında ücretsiz çalışanlardır, çocuk işçiler iş öğrensin diye yaz tatilinde çalışanlardır, çocuk işçiler harçlığını kazansın diye tanıdığın yanına verilenlerdir, çıraklardır, stajyerlerdir, inşaat işçileridir vb… Bizce ise çocuk işçiler; sistematik olarak Türkiye kapitalizminin oyun alanlarından koparılarak daha ilköğretim çağındayken bile acımasız üretim çarklarına sokulan, bu ülkenin geleceğidir. Kesinlikle arızi bir olgu değil, bilinçli sistematik bir emek sömürüsüdür. Öte yandan ülkemizde çocuk işçiler, öncelikle Türk ve Kürt çocuklar olduğu kadar son dört beş yıldır Suriyeli “köle” çocuklardır. Gaziantep, Şanlıurfa ve İstanbul Suriyeli çocukların emeğinin en yoğun olarak sömürüldüğü illerdir. Tekstil, kundura, temizlik, inşaat başta olmak üzere; kimi zaman zorla çalıştırılan yavrularımızdır. AFAD verilerine göre, Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli mültecilerin yüzde 55’i 0-18 yaş grubundadır. Mülteciler üzerine çalışma yapan kurumların tespitine göre de, 3 milyon Suriyeli mülteciden yaklaşık bir milyonu ilkokul çağındaki çocuklardan oluşuyor.

Türkiye’de 900 bin çocuk işçi olduğu belirtilmekte. TÜİK verilerine göre, nüfusun yüzde 29,4’ünü çocuklar oluşturuyor. TÜİK 2012 verilerine göre, ülkede 6-17 yaş arasında yaklaşık 900 bin çocuk işçi var. Çalışan çocuklar en fazla tarım sektöründe. Çalışan çocukların yarısı da eğitim hakkından mahrum. Çalışan çocukların yüzde 49,8’i okula devam ederken, yüzde 50,2’si okula devam etmiyor. Türkiye’de yaklaşık 16 milyon yoksul var ve yoksul fertlerin yüzde 44,3’ü çocuk. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin 2014 verilerine göre de, Türkiye’de her üç çocuktan biri şiddetli maddi yoksulluk çeken hanelerde yaşıyor. Çocuk maddi yoksunluğunda en yüksek oranlara sahip iki bölge Kuzey Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu.

Çocuk işçiliğe dair çok şey söylenebilir. Ama önümüzdeki günlerde devlet tarafından yapılacak sempozyumlar, paneller ve gerçekleştirilecek projeler ile bir değişim olması mümkün değil. Çünkü çocuk işçilik bizzat bu düzenin bir özelliği. Türkiye tıpkı Katar, Bahreyn, S.Arabistan, Bangladeş, Pakistan, Hindistan gibi bir çocuk işçi cehennemi oluyor ve buna karşı mücadele, siyasal ve toplumsal bir özellik arzediyor…