x

Göçmen ev işçilerinin kaybolan hayatları: Lübnan’da ev işçisi ölümleri ikiye katlandı

e-Posta Yazdır PDF
Fotoğraftaki kadın, 'Göçmenler köle değildir' yazılı bir döviz taşıyor.
 
IRIN Haber Ajansı’ndan alınan istatistiklere göre, geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, Lübnan’daki göçmen ev işçilerinin ölüm oranı ikiye katlandı. Lübnan’ın istihbarat kurumu olan Genel Güvenlik Genel Müdürlüğü’nden alınan son veriler, 2008 yılında haftada 1’e denk düşen ev işçisi ölümlerinin 2017 yılında haftada 2 vakaya yükseldiğini göstererek ürkütücü bir artışa işaret ediyor. 

Raporlara göre, “2016’nın Ocak ayından bu yılın Nisan ayına kadar 138 göçmen ev işçisinin cansız bedeni ülkesine geri gönderildi.” Raporda ayrıca ölümlerin çoğunun göçmen kadınların istismarcı ve sömürücü koşullarda çalışmaya devam etmek yerine binalardan atlayarak intihar etme veya kaçma girişimlerinde bulunmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

Lübnan’da, çoğunluğu Etiyopya, Filipinler, Bangladeş, Sri Lanka ve Nepal’den “hizmetçi” olarak çalışmaya gelen yaklaşık 200 bin civarında ev işçisi bulunuyor. Ülkeye vardıkları andan itibaren bu kadınlar, Kafala ismiyle bilinen ve göçmen işçileri tek bir işverene bağlayan bir sponsorluk sistemiyle ilişkilendiriliyorlar. Bu sömürü sisteminin altında, ev işçileri pek çok adaletsizliğe maruz kalıyor ve bazılarının işverenlerin izni olmaksızın evi terk etmesine dahi izin verilmiyor. 

İNTİHAR MI, KAÇIŞ MI, CİNAYET Mİ?

IRIN birçok göçmen kadınla görüştü. Bu görüşmelerde göçmen ev işçisi kadınlar iç burkan hikayelerini anlattı. 

Bu kadınlar arasında, 37 yaşındaki Eritre’li Rahwa da vardı. Rahwa, Lübnan’ın Trablusşam şehrinde, yanında çalıştığı zengin bir aile tarafından 5 yıl boyunca istismar edildi. “Hanımı”ndan dayak yedi, kadının kocası tarafından defalarca cinsel tacize uğradı. Aile ile kaldığı süre boyunca mutfak fayanslarında uyudu ve eve geri dönmek için akrabaları ile iletişime geçmesine izin dahi verilmedi. Göçmen kadın işçilerin acı dolu hayatından söz ederken: “ Pek çoğu aklını yitiriyor. Kaçarlarken bile 6 veya 7 kişi bir odada sıkışmış bir biçimde yaşıyorlar, ki bu da akıllarını yitirmelerine neden oluyor”dedi. 

KAFALA'YI ORTADAN KALDIRMAK ÇÖZÜM MÜ? 

Etiyopya, vatandaşlarının Lübnan’da çalışmasını kağıt üzerinde yasakladıysa da pek çok vatandaşı ülkeye turist vizesiyle giriş yaptıktan sonra çalışmak için orada kalıyor. Bu çalışma yasağı, pek çok sivil toplum kuruluşu tarafından göçmen işçilerin korunmasızlığını artırdığı, sömürüye ve kaçakçılığa açık hala getirdiği söylenerek eleştirildi.

Çözüm her daim yanlış noktalarda arandığından olsa gerek, Lübnan’da artmakta olan ev işçisi ölümlerine herhangi bir çözüm bulunamadı. Bununla beraber, bu işçi cinayetlerinin kaydını yalnızca KAFA isimli Lübnan’lı bir kadın hakları örgütü tutuyor. 

Sivil Toplum Kuruluşları koordinatörü Maya Ammar, istihbaratın ev işçileriyle ilgili dosyaları genellikle 24 saat içerisinde, detaylı bir soruşturma yürütmeksizin kapatmasından dolayı bu iş cinayetleri için basit bir çetele tutmanın dahi oldukça zor olduğunu belirtti ve göçmen işçileri ülkeye getiren acentalar başta olmak üzere kimsenin bu olayların peşinden gitmediğini vurguladı.

Sivil Toplum Kuruluşları Lübnan’daki göçmen işçilere birtakım yardımlar sağlıyor fakat pek çokları mevcut “kafala” sistemi ortadan kaldırılmadan veya ıslah edilmeden herhangi bir değişiklik olacağına inanmıyor. Ammar’a göre ise yakın gelecekte böyle bir değişiklik mümkün görünmüyor: “Kafala sisteminin herhangi bir yönünü gözden geçirmek, yeniden yapılandırmak adına bir çaba veya niyet yok. Hükümet ve kamu güvenliği, işçilerin güvenliğini onları kontrol ederek sağladığı yönünde tamamen ikna olmuş durumda.”  

Bu noktada ise akıllara gelmesi gereken ve cevapları oldukça aşikar olan birtakım sorular bulunmakta. Çürümüş olan yalnızca “kafala” isimli sistem mi? Bu sistem ıslah olur mu? Kafala’yı ortadan kaldırmak tüm bu işçi cinayetlerine kökten bir çözüm getirebilir mi? Kafala adlı başlı başına bir cinayet silahı olan sistemi mi ortadan kaldırmalı yoksa kafala’yı üreten ve döktüğü kanla çalışan sistemi mi?