x

Daha çok iş cinayeti için 'teşvik' düzenlemesi - İhsan Çaralan

e-Posta Yazdır PDF
TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülen “Üretim Reformu Tasarısı”nı AKP Hükümeti ve Meclis Gurubu bir “torba yasaya” dönüştürdü. 

Kamuoyunun gözünden kaçırıp, oldubittiye getirmek istediği düzenlemeleri bu torbaya atmaya başladı. Geçtiğimiz günlerde ülke sathında tepkilere yol açan ve tekrar komisyona çekilen “zeytinlikleri imara açma” amaçlı düzenleme de bu “reform torbası”na atılmıştı. 

Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği toplu iş cinayetinin ülke sathında yarattığı infialin baskısıyla çıkarılan, resmi adı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” olan düzenlemenin “yürürlüğe girmesi”nin üç yıl daha ertelenmesine ilişkin AKP’li vekillerin teklifi de bu “torbaya” atıldı. Yasanın yürürlüğe girmesi 2016 Temmuz’undan itibaren bir yıl süreyle ertelenmişti. Böylece yasanın 2020 yılı Temmuz ayına kadar yürürlüğe girmesi engellenmiş olacak.  

Ertelemeyle de yetinmiyor AKP’li vekiller; hazır yasa üç yıl daha ertelenirken, bir düzenleme daha yapalım diyerek, yasada “10’dan az işçi çalıştıran” iş yerlerinde iş güvenliğine ilişkin önlemlerin denetimini patronlara bırakan düzenlemeyi, “50’den az işçi çalıştıran” biçimine dönüştürerek on binlerce işletmede iş güvenliği önlemlerinin denetlenmesini patronların keyfine bıraktılar. 

İŞ GÜVENLİĞİ MÜCADELESİ İŞÇİNİN ‘İNSAN GÖRÜLME’ MÜCADELESİDİR

Gazetemizin okurları, çokça gündeme getirdiğimiz için biliyorlar; işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamındaki haklar, bu hakların yasalara geçirilmesi, kapitalizmin işçiyi, insan olarak değil bir “üretimin bir girdisi”, “basit bir makine” olarak gören temel yaklaşımına karşı mücadeleyle elde edilmiş haklardır. Ki, bu haklar, işçi sınıfının yüzlerce yıllık mücadelesinin kazanımlarıdır. Bu yüzden de bu alandaki mücadele sadece sendikal haklar çerçevesinde olan bir mücadeleden öte ideolojik bir mücadeledir de. Bu nedenle de işçi sınıfı mücadelesi içinde işçi sağlığı ve iş güvenliği kapsamındaki haklar, ücret ve sosyal haklar kategorisini aşan bir öneme sahip olmuştur.

Nitekim, ertelenmek istenen yasada eskisine göre daha ileri olan haklar, Soma’da 301 işçinin hayatını kaybettiği açıkça bir katliam olmasının üstünde,  kamuoyunda ortaya çıkan infiali yatıştırmak için çıkarılmak zorunda kalınmıştı. Ama tepkiler azalıp, işçiler iş ve geçim kaygısına düşünce, sermayenin parlamentodaki temsilcileri yasayı önce bir yıl ertelediler, baktılar ciddi bir tepki yok şimdi de üç yıl daha ertelemek üzere harekete geçtiler. Eğer işçiler, sendikaları, emek cephesi bu ertelemeye karşı da bir tepki ortaya koyamazsa, koymazsa, bilinmelidir ki, sermaye güçleri bu yasayı hiçbir zaman yürürlüğe sokmamak için her yola başvuracaklardır. 

YASAYI YÜRÜRLÜĞE SOKMAMAK İŞ CİNAYETLERİNİ TEŞVİKTİR

Ne var ki, bu yasanın önemi apaçıkken ve Hükümet ile AKP Meclis grubu İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’nı 3 yıl daha yürürlüğe sokmamak için kolları sıvadığını açıkça ilan etmişken konfederasyonlardan ve bağlı sendikalardan söz düzeyinde bile bir tepki yoktur.

İstanbul İşçi Sağlığı ve Güvenliği Meclisi’nin (İSG) verilerine göre son 4 yılda, iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısı 2013 yılında en az 1235,  2014’te 1886, 2015’te 1730, 2016’da ise 1970’tir. 2017 yılının ilk 5 ayında da 731 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirmiştir.

Sakat kalanlar, meslek hastalıkları nedeniyle iş göremez hale gelenler ise artık hesaplanmıyor bile.

Rakamlar açıkça gösteriyor ki, İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’nın üç yıl daha ertelenmesi, iş cinayetlerinin artmasını üç yıl daha “teşvik etmek” anlamına gelmektedir. 

Burada çarpıcı olan diğer bir yan da, onca “Önlem alıyoruz”, “Denetimleri artırdık”  iddialarına karşın, yıllara göre iş cinayetlerinde hayatını kaybeden işçi sayısının arttığıdır. 

Örneğin Soma faciası öncesinde iş kazalarında günde ortalama üç işçi hayatını kaybederken, Soma faciası sonrasında bu ortalamanın 4’ü geçtiği, 5’e yaklaştığı görülmektedir.

İş cinayetlerinde üst sıralarda bulunan Türkiye’nin sırası da son yıllarda daha da yükselmiştir.

SENDİKALARIN UTANÇ VERİCİ SESSİZLİĞİ

Bütün bu gelişmeler; az çok sendikal mücadele kaygısı olan her sendikacıyı, işçi örgütü olduğu iddiasındaki her sendikayı ayağa kaldırması gereken bir durumdur.

Ama ne var ki, bırakalım yeni önlemler almayı, bu önlemler için yeni yasal düzenlemeler yapmayı, Meclisten geçirilmiş iş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’nın yürürlüğe girmesinin üç yıl daha ertelenmesi için Hükümet harekete geçiyor, ama sendikalar, iş cinayetlerine teşvik anlamına gelen bu girişimi gündemlerine bile almıyorlar.

Bu tutum, sendikaların sınıf düşmanlığında geldiği aşamayı gösterdiği gibi sendikal mücadele adına da iğrenç, utanç verici bir durumdur.  Söylemeye bile gerek yok ki, bu çok önemli konuda da sendikaların başını tutmuş sendikal bürokrasinin bu tutumu karşısında iş; işçilerin ileri kesimlerine, mücadeleci sendikacılara, sınıf partisine ve emeğin haklarından yana olan partilere, çevrelere düşmektedir.