x

Üç kuşağı içine alan bir ihraç hikayesi - Ercüment Akdeniz

e-Posta Yazdır PDF
Marmara Üniversitesi Göztepe Kampüsü önündeyiz. Kapıya çevik kuvvet dizilmiş. Birazdan açıklama yapacak kitle için bir de TOMA getirilmiş. KHK ile üniversiteden ihraç edilen Özgür Müftüoğlu, öğrencileri ile vedalaşıyor. Bizler de dışarıda onu bekliyoruz. Bekleşen kalabalık arasında çok sayıda emek ve meslek örgütü temsilcisi var. Bu nedensiz değil.

Çünkü ömrünün büyük kısmını çalışma hayatına, sınıf mücadelesinin sorunlarına ayırmış bir hoca Özgür Müftüoğlu. Sendika raporları ve çalıştaylarına baktığınızda onu görürsünüz. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisinin (İSİG) oluşumunda da öyle.
Akademik ders ve kürsüler de haliyle emekçi sınıfların sorunlarına ayrılmıştır onun şahsında. Özgür Hoca’nın bende çok  ağır bir yeri var. Çünkü o mültecilerin/mülteci işçilerin sorunlarını es geçmemiş bir akademisyen. 1 Eylül’de, Alan Kurdi anısına yayımlanan “Ölüm Koridorundan Mülteci Pazarlığına; Sığınmayanlar” kitabımın önsözüne attığı imza da benim nişanımdır zaten.  Özgür Hoca için yapılan “geçici uğurlama” eyleminde, Prof. Dr. Kuvvet Lordoğlu’yu dinliyorum. Konuşması bitince hemen yanına gidiyorum.  Kuvvet Hoca 8 ay önce ihraç edildiğinden, alandakiler ona “kıdemli KHK’li” diyor.

En son Kocaeli Üniversitesinde öğretim üyeliği yapan Kuvvet Lordoğlu, bir zamanlar Marmara Üniversitesinde hocaydı ve benimle; Özgür Hocaya ilişkin çok hoş bir anısını paylaştı. Özgür Hoca Kuvvet Lordoğlu’nun asistanıymış. Bir gün Kuvvet Hocanın yanına gelmiş ve Elbistan’a gitmek istediğini söylemiş.

Zira araştırma konusu; ‘Elbistan’da özelleştirmenin toplumsal etkileri”ne dairmiş. Elbette öğrencisi böyle bir konu seçtiği için Kuvvet Hoca buna çok sevinmiş. İçinden “Bu çocukta bir cevher var” demiş. Lakin Kuvvet Hocanın içine şöyle bir kaygı yerleşmiş: Acaba hocası solcu olduğu için Özgür böyle bir konu seçmiş olabilir miymiş? “Ben tamamen objektif bir yerde durmak ve öyle yardımcı olmak istiyordum” diyor o kaygı anı için Kuvvet Hoca. Ama bu kaygılar kısa zamanda yerini güvene ve gurura bırakmış. Zira Asistan Özgür, çantası sırtında, çoktan Elbistan yoluna koyulmuş. 

Kuvvet Hoca ile Özgür Hocanın buluşması, üç kuşağı içine alan bir ihraç hikayesi aynı zamanda. Şöyle ki; 12 Eylül askeri darbesi olduğunda, ihraç edilen öğretim üyeleri Kuvvet Lordoğlu’nun 1402’lik hocalarıydı. Geçtiğimiz eylül ayında, barış bildirisine imza attığı için bu kez Kuvvet Hocanın kendisi ihraç edildi. Ve nihayet 8 ay sonra, bir zamanlar asistanı olan Özgür Hoca ihraç edildi.
Bu hikayenin ortaya çıkardığı bir de umut var. Onu da şöyle anlatıyor Kuvvet Hoca: 

“1402’likler sayıca çok değillerdi, belki 50 belki 60. Fakat bugün ihraç edilenler bunun birkaç katı. Sayımız şimdi daha büyük; dolayısıyla bugün daha güçlüyüz; bu birinci avantajımız. Gördüğüm kadarıyla dayanışma da bugün daha güçlü; bu da ikinci avantajımız.”

Basın açıklamasında megafon Özgür Müftüoğlu’ya uzatılıyor...

“Yükseklik korkusunu aşamayanlar, pilot olamazlar. Biz akademiyi böyle öğrendik ve arkamızda kıvılcımlar bıraktık” diyor . Kuvvet Hocanın gözleri ışıl ışıl.

Sonra bir hatıra fotoğrafı; öğrencileri Özgür Hocanın etrafını sarmış, cıvıl cıvıl. 

Kalabalık topluca Kadıköy’ün yolunu tutuyor. Altıyol Boğa’da Özgür Hoca için açık kürsü kurulacak.

Saat üç olduğunda meydanda toplanan kalabalık Özgür Hocadan şu dersi alıyor:

“Akademisyenler ve kamu emekçileri şahsında bütün topluma, size biat dayatılıyor. Sermayenin ayağına dolanan iş güvencesi de böylece ortadan kaldırılmak isteniyor.”

Altıyol’a direniş kürsüsü kuranlar, tıpkı Hababam Sınıfı’nda dendiği gibi “Okul sadece dört duvar arası değil, her yerdir” diyor.