x

Boğaziçi Üniversitesi’nde Soma anması

e-Posta Yazdır PDF
Boğaziçi Soma Dayanışması, Soma Katliamı’nın yıldönümü vesilesiyle Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te gerçekleştirdiği panel ve etkinliklerle katledilen madencileri andı.

Soma’da yakınlarını kaybeden ailelerin de katıldığı anma programında açılış konuşmasını Prof. Nuri Ersoy gerçekleştirdi. Soma davasının giderek gündemden düştüğüne dikkat çeken Ersoy, duruşmalarda ortaya atılan ve savcının da parçası olarak süreci uzattığı ‘sabotaj’ iddialarıyla yargılamanın engellendiğini ifade etti.

Katliamdan devlet yetkililerinin de sorumlu olduğunu, ancak bu konuda olumlu bir sonuç çıkmadığını ve OHAL koşullarından sonra da çıkmayacağını söyledi.

Soma Katliamı’nın ardından gündeme oturan ‘yaşam odalarının’ zorunluluk olmaktan çıkarılmasını eleştiren Ersoy, Şirvan’da yaşanan katliamı hatırlattı. Ortada olan bütün gerçeklere rağmen iş güvenliği önlemlerinin alınmadığını ve bunun da yeni iş cinayetleri sonucunu doğurduğunu belirtti.

“Dava şimdi başlıyor”
Açılış konuşmasının ardından Soma’da yakınlarını kaybeden ailelerin yanı sıra Av. Cihan Türsen ve gazeteci Seçil Türkkan’ın katılımıyla panel gerçekleştirildi.

İlk sözü alan Av. Cihan Türsen, katliamın ilk gününden beri yanlışlar yapıldığını ifade ederken ilk anda sadece Soma AŞ ve Gürkan ailesinin suçlanarak devlet yetkililerinin taziyelerinin kabul edilmesini eleştirdi. Davanın takipçisi olmanın önemine değinen Türsen, Devlet Denetleme Kurumu’nun 2011’de katliamın yaşandığı maden ocağına ilişkin hazırladığı raporun “kayıp” olduğuna dikkat çekti. Soma davasının asıl olarak şimdi başladığını söyleyen Türsen, mahkemeye daha somut müdahaleler yapılabileceğini ifade etti.

Ardından sözü Açık Radyo’da Soma Katliamı’na ilişkin program yapan Seçil Türkkan aldı. Basına yönelik baskılara değinen Türkkan, gazetecilerin özellikle bu dönemde tarafını net bir şekilde ortaya koyması gerektiğini ifade etti. Kendisinin de bu bakışla Soma’ya ilişkin program yaptığını belirtti. Basının susturulmasının da Soma davasına ilginin azalmasında önemli bir etken olduğunu söyledi.

“Tarım bitince madende köleliğe mahkum edildik”
Katliamda oğlunu yitiren İsmail Çolak ise ‘80’lerden itibaren tarımın bitirilmesiyle birlikte Somalıların kölelik koşullarında maden ocaklarında çalışmak zorunda bırakıldığını ifade etti.

Ayrıca sendikanın ve Soma AŞ’nin özel bankalar üzerinden maden işçilerine kredi verilmesini sağlayarak hepsini borcun içine soktuğunu ve bu vesileyle sürekli çalışma dayatmasını kabul ettirdiklerini anlattı. Yakınlarının, patronların kâr hırsı nedeniyle katledildiğini hatırlatan Çolak, 26 aydır adalet mücadelesi verdiklerini söyledi.

Oğlunu yitiren Elmas Kaya da adaletin yerini bulmasını istediklerini ama bunun zor olduğunu ifade etti. “Bedenen yaşıyorum ama ruhen yaşamıyorum” diyen Kaya, başka katliamlar olmasın diye Soma davasına sahip çıkılması çağrısında bulundu.

“Yeni katliamlar olmasın diye 13 Mayıs’ta Soma’ya”
Soma’da oğlu katledilen Gülsüm Çolak da iş güvenliği uygulamasının 2020’ye ertelenmesini teşhir etti. Katliamın yıldönümünde Soma’da miting gerçekleştireceklerini belirten Çolak, yeni katliamların yaşanmaması için Soma davasına sahip çıkmaya ve 13 Mayıs’taki mitinge katılmaya çağırdı.

Panelin ardından kampüs bahçesine Soma’da katledilen 301 madenci anısına ağaç dikildi.