x

Taşeron, kiralık, göçmen - Barış Işık

e-Posta Yazdır PDF
İzmir’de bulunan Star Rafinerisi sık sık işçi eylemleriyle gündeme geliyor. Ancak son yapılan işçi eylemi pek gündemde yerini bulmasa da oldukça önemli. Şirketin taşeronu olan İlk İnşaat’ta çalıştırılmak üzere Hindistan’dan 300 kiralık işçi getirildi. Menemen Çavuşköy’de yaptırılan kamp alanında çalışan işçiler bir süre sonra fiilen üretimi durdurdu ve hakları için harekete geçti. Peki, sorunları nelerdi? Kamp alanında elektrik ve sularının olmaması, yemeklerin inançlarına göre yapılmaması ve birçok sağlık sorunu ile karşılaşmaları. Yani en temel insani ihtiyaçlarını istiyorlardı. İnançları-kültürlerine göre yapılan yemek, sağlık güvencesi, elektrik, temizlik için sıcak su ve içme suyu, ülkelerine gönderilen maaşlarda havale ücretlerinin firma tarafından karşılanması. Bu ihtiyaçları karşılanmazsa ülkelerine dönmek istiyorlar.

İki günlük eylem sonrası ana firma Star Rafinerisi ve taşeron şirket olan İlk İnşaat’ın baskılarıyla karşılaştılar. Ana firma ve özel güvenlik giriş kapısını kamerayla tutarak, direniş esnasında öncülük yapanları fişleyerek tek tek çağırdı. İşçiler tutulan kapı dışındaki iki diğer kapıdan giriş yapmaya devam etti. Direnişe öncülük yapan yaklaşık yirmi işçi, tutulan kapıda servisten inip turnikeden geçmek istediklerinde kartlarının önceden iptal edilmesi nedeniyle giriş yapamadı. Arkadaşları durumu fark edene kadar turnikelerin öbür tarafına geçmiş olurken kalan işçiler, özel güvenlik ve ana firma yetkilileri kamera eşliğinde biraraya toplandı. İşçilere hakaret eden yetkililer de vardı. Bu gelişmeler karşısında işçiler yemekhanede oturma eylemi başlattılar ve sahaya çıkmadılar. Kortej halinde toplanarak ana firmanın ofisine yürüyüşe geçtiler. 16 Nisan itibarıyla gelişmeler bunlardı.

Burada dikkat çekilmesi gereken üç husus var. Birincisi, biliyorsunuz yıllardır işçiler için en büyük bela taşeron çalışmak. Hakların kısıtlanmasından iş güvencesinin olmamasına ve en önemlisi iş tanımının olmamasına kadar birçok yük işçinin üstüne biniyor. İkinci sınıf görülme, aşağılanma, düşük ücret, sağlık sorunları ve iş cinayetlerine en çok uğrayan taşeron işçiler. AKP’nin 15 yıllık iktidarında da taşeron işçi sayısı kat be kat artarak milyonlara ulaşmıştır.

İkincisi, kiralık işçilik taşeron düzenine de rahmet okutacak kadar işçi sınıfı aleyhine olan bir saldırıdır. Taşeron çalışma koşullarının zorluğunun derinleşmesinin yanısıra başka sorunlar da ekleniyor. Herhangi bir işletmede geçici ve yabancı olan, sürekli tedirgin, yarın ne yapacağı, nerede çalışacağı belirsiz, kısacası kuralsız ve güvencesiz bir emek rejimi işçi sınıfımızın karşı karşıya kaldığı tehlikedir. Öte yandan işçi sağlığı ve iş güvenliği için işi öğrenme, işi bilen iş arkadaşlarıyla deneyim paylaşma, işyerindeki koşullara ve çalışma yöntemlerine alışma gibi hususlar bilimsel çalışmaların da gösterdiği gibi son derece önemlidir. Kiralık işçilik düzeni bunu da ortadan kaldırıyor ve işyeri bazında merkezi olarak planlanması gereken, tüm işçilerin (en vasıfsızından en üst kademeye kadar) arasındaki koordinasyonu yok ediyor.

Üçüncüsü olarak ülkemizde göçmenlerin maruz kaldığı hak kayıpları ve sağlık sorunları artış ivmesi gösteriyor. Ayrıca yerli işçilere göre çalışma koşulları ağır olan göçmen işçiler, ayrıca bazı özel sağlık risklerine de maruz kalabilmektedir. Göçmen işçilerin maruz kaldığı sağlık riskleri de üç grupta toplanmaktadır. Bunlar kendi ülkelerinde maruz kaldıkları sağlık sorunları, göç edilen ülkeye özgü olan ancak göçmen işçilerin bağışıklığı olmadığı hastalıklar ve yeni bir ortama alışma sürecine özgü fiziksel ve psikolojik koşullardan kaynaklanan hastalıklar ve rahatsızlıklardır. Sorunlar saymakla bitmez.

Sonuç olarak, ülkemizde yoğun bir göç hareketi yaşanırken ve bir yandan da göçmen işçiler hakları için bu olayda da olduğu gibi harekete geçerken bizlerin dayanışma içinde olması ve artık sendikal hareketin ortak örgütlenme ortak mücadele perspektifini hayata geçirmesi bir zorunluluk olarak önümüzde duruyor.