x

İzlanda’da “Eşit Ücret Yasa Tasarısı” parlamentoda

e-Posta Yazdır PDF
Kadın işçiler, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2015 tarihli Küresel Cinsiyet Ayrımı Endeksinin lideri olan İzlanda’da aynı işi yaptıkları erkek işçilerden ortalama olarak %14-18 daha az ücret almalarını protesto etmişlerdi. 24 Ekim 2016 tarihinde yapılan grevle saat 14.38’de iş durdurarak meydanları dolduran kadınlar “Eşit işe eşit ücret” isteyerek hayatı felç etmişti. Milyonlarca kadının katıldığı grevin sonrasında İzlanda’da “Eşit Ücret Yasa Tasarısı” hazırlanmak zorunda kalındı ve İzlanda parlamentosunda görüşülmeye başlandı.

Yasa tasarısı ücret eşitliğini zorunlu kılıyor
Eşit ücret sertifikasının hem kamu hem de özel sektörde “ilk” olarak uygulanacağını ifade eden yasa, işyerlerinin, kadın ve erkek çalışanlarına eşit ücret ödemesini zorunlu kılıyor. İşyerlerinin hesaplarının denetlenmesi ve olası para cezaları gibi uygulama ve yaptırımlar da içeren yasa tasarısı, sadece cinsiyet değil, ırk, din, engellilik, yaş ve cinsel yönelim temelindeki ayrımları da yasaklıyor. Tasarı eşit ücret sertifikasının uygulanmasını ise 25 ya da daha çok çalışanın olduğu işyerleri ile sınırlıyor. İzlanda’da merkez sağ koalisyon ve muhalefet tarafından desteklenen yasa tasarısı, parlamentodan geçtiği takdirde, 2018 yılı itibariyle yürürlüğe girecek.

İzlandalı kadınların ilk zaferi değil!
İzlandalı kadınlar eşitlik talebiyle daha önce de sokaklara çıkmış ve bu mücadelelerinin sonucu olarak cinsiyet ayrımcılığını diğer kapitalist ülkelere göre daha aza indirmeyi başarmışlardı. İzlandalı kadınların mücadele tarihinde, oy hakkını 1915 seçimlerinde polise direnerek fiilen almaları ve yasalara yazdırmaları gibi örnekler vardır. Yine 24 Ekim 1975’te ülkede 25 bin kadın ev ve iş yerlerini terk ederek, eşitlik talebiyle Reykjavik’te büyük bir miting gerçekleştirdi. Bir yıl sonra İzlanda Cinsiyet Eşitliği Konseyi kuruldu ve işyerlerinde, okullarda cinsiyet ayrımcılığı yasaklandı, cinsiyet eşitliği yasası onaylandı. İzlandalı kadınların son olarak 24 Ekim 2016’da gerçekleştirdikleri grev sonucunda ise söz konusu “Eşit Ücret Yasa Tasarısı” gündeme gelmiş oldu.

‘Eşit işe eşit ücret’ bir lütuf değil, kazanılmış hak!
Kadınların aynı işi yaptıkları erkeklerle aynı ücreti al(a)mamaları, kapitalist sistemin kadına biçtiği ikinci sınıf cins konumu ile doğrudan bağlantılıdır. Bunun sonucunda her kapitalist ülke bu hakkı kadınlara vermemek için direnir. Bugün İzlanda’da eşit ücret hakkı İzlandalı kadınlar şahsında dişe diş bir mücadelenin sonucu olarak ve üretimden gelen güç ile zorla alınmıştır. Yasa tasarısı kabul edildiği takdirde, kazanılmış hak olarak sınıf mücadelesinin hanesine kadın işçiler tarafından armağan edilmiş olacaktır.

Eşit işe eşit ücret ilk olarak Sovyetler’de!
İzlanda’nın “eşit ücret” konusunda “ilk” olduğunu propaganda eden burjuva medyası yasa tasarısının hazırlanması öncesinde yıllara yayılan bir mücadele pratiğinin mimarı olan kadın işçileri görmezden geliyor. Aynı zamanda İzlanda’yı “eşitlik” endekslerinde liderliğe taşıyanın, burjuvazinin “eşitlik sevdası” olmayıp, sınıf mücadelesinin seyrinin zorunlu sonucu olduğunu da es geçiyor. Dile getirmekten imtina ettikleri bir başka olgu ise dünyada “Eşit işe eşit ücret” ilkesinin ilk olarak Sovyetler Birliği’nde uygulandığıdır. Bu ilke, sosyalist dünya görüşünün kadını eşit bir birey olarak görmesinin ideolojik yansıması olarak, sosyalist devletin güvencesinde hayata geçirilmiştir. Bu arada 72 günlük iktidarı sırasında hayata geçirilmesine fırsat bulunamamış olsa da 1871 Paris Komünü’nde ilk olarak kadın ve erkekler için eşit ücretin ilan edildiğini de belirtelim.

Haklar ‘tali’ değil, ‘baki’ kalsın diye....
“Eşit işe eşit ücret”in ilk olarak ilan edildiği ve hayata geçirildiği Paris Komünü ve Sovyet’ler örneği tesadüf değil, kadının eşitlik ve özgürlüğünün işçi sınıfının iktidarından geçtiğinin somut resmidir. Söz konusu düzenleme ile birlikte hayata geçirilecek olan bu hak kapitalist düzen içerisinde her daim tali kalmaya yazgılıdır. Ve kazanılmış hakların tali değil de baki olabilmesi için kapitalist üretim ilişkilerinin yerle bir edilmesi gerekmektedir. İzlandalı kadın işçilerin zaferini selamlamakla birlikte, vurgulamak gerekir ki, kapitalist sistem içerisinde her bir hak için dişe diş mücadele edilirken, hakların geçici değil de kalıcı olması için de sosyalizm mücadelesi büyütülmelidir.