x

16 yaşında yaşamını yitiren Hüseyin'in ailesi adalet istiyor

e-Posta Yazdır PDF
Okul masraflarını karşılamak için çalışırken elektrik akımına kapılıp yaşamını yitiren Hüseyin Çoşgun'un ailesi adalet istiyor.

İzmir’in Çeşme ilçesinde okul masrafını karşılamak için komi olarak çalışan 16 yaşındaki Hüseyin Çoşgun, elektrik akımına kapıldı. Duran kalbi müdahale ile iki kez çalıştırılan Çoşgun, 8 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra kurtarılamadı. Gözü yaşlı annesi Şafer Çoşgun ve babası Halil Çoşgun, bu olayın üzerinden 8 ay geçmesine rağmen henüz dava açılamadığını, sorumluların 1 gün bile nezarette alınmadığını belirterek yetkililerden yardım istedi. Ailenin avukatı Ülkü Doğan, “80 lira maliyeti olan kaçak akım rölesinin bulunmaması ya da çalışmaması nedeniyle, ailenin tek çocuğu 16 yaşındaki Hüseyin hayatını kaybetti” dedi. 

EĞİTİM MASRAFLARI İÇİN

DHA’nın haberine göre Balçova’da apartman görevlisi Halil Çoşgun ve eşi Şafer’in tek çocuğu Hüseyin Çoşgun, öğrencisi olduğu Özel İzmir Lokman Hekim Sağlık Meslek Lisesi’nin masraflarını karşılayabilmek için geçen yaz Çeşme’deki Ilıca Aqua Toy City’de komi olarak çalışmaya başladı. Hüseyin Çoşgun, 15 Temmuz 2016 tarihinde otelde elektrik akımına kapıldı. Hazırlanan bilirkişi raporunda uygunsuz bağlantı yapılarak uzatılan bir kabloda meydana gelen elektrik kaçağı nedeniyle akıma kapılan Hüseyin’in kalbi iki kez durdu, iki seferde de müdehaleyle yeniden hayata döndürüldü. İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’de 8 gün yoğun bakım servisinde kalan Hüseyin, 22 Temmuz’da hayatını kaybetti. Ailesi de olayın sorumlularından şikayetçi oldu. 

KAÇAK AKIM RÖLESİ YOKTU 

Ailenin avukatı Ülkü Doğan, olayın savcılık aşamasında olduğunu belirterek, şöyle dedi: “Yapılan inceleme ve bilirkişi raporlarına göre, saat 13.00 sıralarında, Aquapark’ın bar alanında, servis sırasında, Hüseyin metal tezgaha dokunduğunda elektrik çarpıyor. Bilirkişi raporuna göre, elektrik çarpmasına neden olan şey, metal tezgahın arkasında bulunan ve uygunsuz bir bağlantıyla uzatılan bir kablo. Elektriğin yoğun olarak kullanıldığı, zeminin ıslak olduğu yerde olması gereken, iletkenliği kesen halının bulunmadığı, elektrik çarpması için uygun bir ortam. 80 lira maliyeti olan kaçak akım rölesinin bulunmaması ya da çalışmaması nedeniyle, ailenin tek çocuğu 16 yaşındaki Hüseyin hayatını kaybetti” dedi. 

İSTANBUL’DAN OTOPSİ RAPORU BEKLENİYOR 

Bilirkişi raporunda aynı tezgaha dokunan başka personelin de daha önce elektrik akımına kapıldığına yer verdiğini belirten Doğan, şöyle dedi: “Olayın gelişimi, öncesi ve sonrasına baktığımızda kanaat olarak olayın elektrik çarpması olduğu açık olduğu halde İzmir Adli Tıp Kurumu ‘ölüm nedeni tam olarak belirlenemedi’ diyerek dosyayı İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. İstanbul Adli Tıp Kurumu Türkiye’deki en yoğun kurumu. Aylardır sonuç bekliyoruz. Toplamda 8 ay oldu ve hâlâ sorumlular hakkında açılmış bir dava yok. Bu kadar ağır kusurun, taksirin olduğu yerde henüz dava açılmaması ya da gözaltı yapılmamış olması ailenin hukuk sistemine olan güvenini zedeliyor.” 

TESİSATI DÜZELTMEYE ÇALIŞTI 

Asayiş ekibinin olayın tespitini yaptıktan sonra otelden ayrıldığını, o sırada otelin elektrik teknisyenin tesisatı düzeltmeye çalışırken, olay yeri inceleme ekibinin personeli gördüğünü anlatan Doğan, o kişi hakkında da soruşturmanın devam ettiğini söyledi. Doğan, şöyle dedi: “Otel personelinden bazıları savcılık aşamasında verdikleri ifadede, iş güvenliği eğitiminin olaydan sonra verildiğini söyledi. Bilirkişi raporunda da iş sağlığı ve güvenliği konusunda kanuna uygun davranılmadığı belirlenmiş.”

‘YAVRUMUN TOPRAKLARINI KOKLUYORUM’

Eşi daha önce otel müdürünün evine temizliğe gittiği için oğullarını güvenerek yolladıklarını söyleyen acılı baba Halil Çoşgun, “Çeşme polisi beni aradı. Oğlum şaka yapıyor sandım. Daha önce arkadaşlarıyla böyle şaka yapmıştı. 30 dakika sonra hastaneye götürmüşler çocuğumu, ihmal etmişler. Hiçbir personelin ilk yardım bilgisi yok. Doktor 4.5 dakika sonra gelmiş. O sırada bile ambulansı arayın dememiş. Personel kendi inisiyatifi ile aramış. Bunlar şahitler tarafından ifadelerinde anlatıldı. Birkaç gün önce başka arkadaşları da çarpılmış. Onlar da hastanede bize söyledi ama biz acımızdan dolayı kimdi hatırlamıyoruz. İş güvenliği sorumlusundan, müdüründen, elektrik teknisyeninden davacı olduk. Bir gün dahi gözaltında kalmadılar. 16 yaşındaki dalyan gibi çocuğum öldü gitti. İçimiz yanıyor” dedi.

Evinin duvarlarına oğlunun fotoğraflarını asan acılı anne Şafer Coşgun, “Hüseyin biricik evladımdı. Yavrumun topraklarını kokluyorum. Fotoğraflarıyla yaşıyorum. Onları görmediğim an kendimi kaybediyorum. Yaktılar beni, yavrumun acısına dayanamıyorum. Sağlık meslek lisesinde okuyordu. Ambulansta çalışacaktı. ‘Anne hastalara ilk müdahaleyi benim yapmam gerekiyor’ diyordu. Yavrumun hakkını aramak istiyorum. BİMER’e yazdım, Cumhurbaşkanlığını aradım, ulaşamadım. Yavrum kara toprakta yatıyor onların da hapse girmesini istiyorum, tek isteğim bu” diye konuştu.