x

“Kimsenin çocuğunuzun geleceğini elinizden almasına izin vermeyin” - Süt iznini kullandığı için işten çıkarılan Evla Fazlı ile söyleşi

e-Posta Yazdır PDF
“Her çalışanın yasal haklarını bilmesi ve savunması gerekir. Bu yeri gelir annelik için olur yeri gelir sosyal haklar için olur. Bilmek ve savunmak kişi refahı için çok önemli. Herkes hakkını aramalı.”

İzmir’de çalıştığı bankada 24 Haziran 2016 tarihinde süt iznini kullandığı süreçte ‘performans yetersizliği’ bahanesiyle işten atılan ve sonrasında açtığı işe iade davasını kazanan Evla Fazlı ile yaşadığı süreç üzerine konuştuk.

- Kadın işçilere yasalarca tanınan kısmi haklar dahi çeşitli ayak oyunları ile uygulanmıyor. Siz de çalıştığınız bankada süt iznine ayrıldığınız süreçte 'performans düşüklüğü' bahanesiyle işten atıldınız. Ancak bu saldırıya sessiz kalmayarak dava açtınız ve kazandınız. Karşı karşıya kaldığınız hak gaspını ve dava sürecini anlatır mısınız?

- Ben öncelikle hem çalışan kadın olma hakkımı hem de çalışan anne olma hakkımı kullanmak istedim. Üstelik ilk bebeğimde bu durumla karşı karşıya kaldım. Ve bu durumla karşılamama neden olanlar da anne, anne adayı! En kötüsü onları da bir anne dünyaya getirdi. İnsanlar nereden ne şekilde geldiklerini unutuyorlar. Kadının toplum içerisindeki yeri ve önemi çok büyüktür. Çalışma hayatı içerisinde oldukça fazla rol alan ve almayı hak eden kadınların modern iş gücüne katılımını destekleyecek bir takım yasal düzenlemeler var. Hamilelik boyunca; hamile işçi kadınlar ve emziren çalışan kadınlar günde 7,5 saatten fazla çalıştırılamaz ve hamilelik boyunca hamile kadın işçiye periyodik kontroller için ücretli izin verilir. Hamile kadınlar hamilelikleri boyunca ve doğumdan sonra bir yıl süreyle hiçbir şekilde fazla mesaiye zorlanamazlar. Bunları gerçekten çoğu çalışan kadın kesinlikle bilmemekle birlikte işveren de bilmesine rağmen tabiri caiz ise kulağının üzerine yatmaktadır. Maalesef ülkemizde sadece yazılı hak olarak kalmakta, uygulamaya geçirilmemektedir.

Hamileliğim boyunca birçok özel ve sıkıntılı anlar yaşamama rağmen işime ve kendime olan saygımdan rapor hakkımı kullanmadan çalışmalarıma devam ettim. Fakat günlük çalışma saatimin çok çok üzerinde çalışmam, daha fazla performans göstermem talep edildi. Gerek hafta içi geç saate kadar çalışmalar gerek hafta sonu tatilleri demeden bitmek bilmeyen bir çalışma hırsı ile durmaksızın çalıştırıldık. Sadece ben değil, çalıştığım bankanın aynı şubesinde bulunan diğer hamile olan üç arkadaşım da benimle aynı şartlarda çalıştırıldılar. Ta ki hamile olan diğer arkadaşımız Çalışma Bakanlığı’na şikayette bulunana kadar. Şikayet edildiği sürede hepimiz hamileydik. Doğum yaptık, doğum izinlerimiz bitti ve işe geri döndükten sonra yani şikayetin üstünden tam 11 ay geçtikten sonra Çalışma Bakanlığı hakkımızı  aramak için müfettiş gönderdi. Müfettiş incelemelerde bulundu ve bizi haklı buldu. İşveren müfettişin gelmesiyle birlikte düşman kesilerek işten ayrılmanız için süt iznimizi kullandığımız zaman zarfında bin bir çeşit baskı uygulayarak istifa etmemiz için yıldırma politikası izledi. Gördü ki, canla başla çalışmaya devam ediyoruz,  hamilelikteki performansınızı bahane ederek ya da kadro yetersiz diyerek iş akdimizi fesih ettiler. Ve biz çalışırken kullanamadığımız yasal haklarımızı bu sefer işten atılmış işçiler olarak aramak için hukuki sürecimizi başlattık.

- İşçi sınıfına yönelen saldırılardan ekonomik ve sosyal açıdan sınıfın bir parçası olan kadın işçiler daha fazla etkileniyor. İşten atılma saldırısı ve dava süreci çocuklu bir kadın olarak sizi nasıl etkiledi?

- Kadın çalışanlar erkek çalışanlara göre fizyolojik olarak farklı olmasına rağmen çalışma ve çalıştırılma şartları aynı. Asla farklı olmasını beklememekle birlikte sadece hamilelik ve doğum sonrası özel durum için kadın çalışanlara toleranslı olması görüşündeyim. Kadınlık çok daha fazla özveriyi gerektiriyor. Hamilelik ile değişen hormonlar sonucu psikolojik olarak da kadınlar değişebiliyor. Normal olan bir şey hamilelikte ya da doğum sonrasında anormal gelebiliyor. Tıp bunu hamilelik esnasında hamilelik psikolojisi, doğum sonrası içinde lohusalık olarak kabullenmişken işveren bunu kabullenmek istemiyor, değişen hormonlar işine gelmiyor. İşten atılma saldırısı karşısında direnmeye çalışsan da bir süre sonra psikolojik yıpranma yaşıyorsun. İşten atılma korkusu hamileliği olumsuz etkiliyor. Hamilelikte kullanmaman gereken ilaçlara kadar gidiyor ucu. Kadın doğum uzmanına giderken bir anda psikiyatriye gitmeye başlıyorsun. Dava sürecinde hâlâ emzirmekte olduğun için bebeğin ister istemez etkileniyor. Sakin olamıyorsun, bebeğin anlamasa da daha gergin sinirlerin yüzünden daha çabuk sinirlenebiliyorsun. Her türlü olumsuz etkileniyorsun. En çok da sütün etkileniyor.

- Açtığınız ve kazandığınız dava ile kadın işçilerin sahip oldukları yasal hakların patronlar tarafından uygulanıp uygulanmamasındaki keyfiyet gözler önüne serildi. Emsal bir dava niteliğindeki davanız ile kadın işçilerin yaşadıkları sorunlar gündeme gelmiş oldu. Kadın işçi ve emekçilere neler söylemek istersiniz?

- Herkes hakkını hukukunu bilir ve ararsa hiç kimse bizim yaşadıklarımızı yaşamak zorunda kalmaz. Zaten var olan bir yasa farkındalık ile bizim örnek olmamız sonucu uygulamaya geçer umarım. Her çalışanın yasal haklarını bilmesi ve savunması gerekir. Bu yeri gelir annelik için olur yeri gelir sosyal haklar için olur. Bilmek ve savunmak kişi refahı için çok önemli. Herkes hakkını aramalı. Korkmasınlar haklarını arasınlar, kazanacakları kaybedeceklerinden daha fazla olur. Hem çalışan kadın olmak hem çalışan anne olmak haktır. Kimsenin çocuğunuzun geleceğini elinizden almasına izin vermeyin.