x

KKTC'de Bangladeşli işçinin iş cinayetinde yaşamını yitirmesi sonrası açıklamalar

e-Posta Yazdır PDF
Cumartesi günü İskele’ye bağlı Çayırova Köyü’nde bulunan “Premix” isimli hazır beton şantiyesinde yaşanan ve 1 kişinin ölümüyle sonuçlanan iş kazasıyla ilgili de açıklama yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı  Ersan Saner, olayın duyulmasından hemen sonra, Bakanlığa bağlı Gazimağusa Çalışma Dairesi Bölge Amiri’nin  olay yerine giderek, uzman polis ekipleri ile birlikte incelemelerde bulunduğunu ifade etti.

Saner: İş kazasının yaşandığı şantiye kapatıldı
Bakan Saner, “Yapılan incelemeler sonucunda hayatını kaybeden Bangladeş uyruklu 39 yaşındaki İdris Dhali’nin çalışma izinli olduğu tespit edilmiştir. Yaşanan üzücü olay sonrasında şantiye, Çalışma Dairesi tarafından kapatılmıştır. Bakanlığımız konuyu yakından takip etmekte olup daha ayrıntılı açıklamayı, ilerleyen günlerde Çalışma Dairesi uzman ekipleri ve polis uzman ekiplerinin incelemesini sonuçlandırmasının ardından ivedi ve şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşacaktır” ifadelerini kullandı.
 
Mimar ve inşaat mühendislerinden Saner’e ziyaret
Saner, Kıbrıs Türk Mimarlar Odası Başkanı Türker Aktaç ile Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Seran Aysal’ı kabul etti.
 
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, iş sağlığı ve güvenliği ile önlemlerin ele alındığı ziyarette,  İnşaat Mühendisleri Odası Başkanı Aysal iş sağlığı ve güvenliğinin ileriye götürülmesi hususunda inşaat sahalarında farkındalığın oluşturulması ve iş sağlığı güvenliği eğitiminin eş zamanlı yapılmasının önemine dikkat çekti.
 
Yapı denetimi olmadan iş sağlığı ve güvenliğinin yerleşmesinin mümkün olmayacağının altını çizen Aysal,  etkin iş güvenliği uygulamasının yapı denetimi içerisinde sahada risk analiziyle mümkün olacağına ve sorumlu mimar mühendisin de sahada olmasının gerekliliğine işaret etti.
 
İnşaat alanında disiplinin sağlanmasının ve iş sağlığı güvenliği mevzuatının uygulanmasının yapı denetimi ile mümkün olacağına vurgu yapan Aysal, yerel yönetimlerin de kendi bölgelerinde yapı denetimi konusunda destek vermesi gerektiğini savunarak, kaçak inşaatların ülkede büyük sıkıntı yarattığını; kaçağı engellemek ve mücadele etmek için yapı denetiminin önemli rol oynadığını vurguladı.
 
Aktaç: İş sağlığı ve güvenliği yapı denetimsiz düşünülemez
Mimarlar Odası Başkanı Aktaç ise konuşmasında, iş sağlığı ve güvenliğinin yapı denetimsiz düşünülemeyeceğini önemle vurgulayarak, Çalışma Bakanı Saner’in yapı denetimi ile ilgili çalışmalarına tam destek belirtti.
 
İş sağlığı ve güvenliğinden bahsedilebilmesi için, yapı işlerinin, yeterliliği bulunan kişilerin teknik gözetimi ve sorumluluğunda yürütülmesi gerektiğini anımsatan Aktaç,  projesine uygun olarak yapıların yapım sürecinin her aşamasında kontrol mühendisleri ve mimarları tarafından kesintisiz ve etkin bir şekilde kontrol edilmesi ve yapı denetim sisteminin uygulanması için Çalışma Bakanlığı ile işbirliği yapmaya hazır olduklarını söyledi.
 
Yerel yönetimler ve mülki idareler başta olmak üzere ülkenin her yerinde yapı denetiminin iş sağlığı ve güvenliği için olmazsa olmaz olduğunu kaydeden Aktaç, sağlıklı yapıların ortaya çıkabilmesi için ilgili müteahhidin kontrolünün başından sonuna kadar olması gerektiğini savundu.
 
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın yürürlüğe girdiği 2008 yılından beri, bu alanda bir yol kat edilmediğini  ifade eden Aktaç, iş güvenliği denetimlerinin  rayına oturtulması ve yapı denetiminin sağlanması amacıyla   Bakan Saner öncülüğünde  sürdürülen mevzuat çalışmalarına   Kıbrıs Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği olarak destek olmaya hazır olduklarını söyledi.
 
Saner: İnşaat tüzüğü çalışmaları en erken zamanda son şeklini alacak
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ersan Saner de, daha önce Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı olarak görev yaparken de inşaatlarda genel denetimin sağlanması amacıyla adım attıklarını hatırlattı. 
 
Yapıdaki malzemenin kalitesinden yapı denetiminin ne olması gerektiğine kadar her aşamada yasal mevzuattaki eksiklerin giderilmesi için ilgili sivil toplum örgütlerini 28 Eylül 2016 tarihinde Bakanlık’ta toplantıya çağırdığını anımsatan Bakan Saner, iki odanın da hem iş sağlığı ve güvenliği hem de 1988 yılında yürürlüğe giren inşaat tüzüğü ile ilgili görüşlerini kendilerine ilettiklerini belirtti.
 
Bakan Saner, inşaat tüzüğü çalışmalarının en erken zamanda son şeklini alarak yürürlüğe gireceğini ve değişen şartlara uygun olarak halkın kullanıma sunulacağını ifade etti. Yapı denetiminin olmadığı yerde iş sağlığı ve güvenliğinin aranmasının mümkün olmayacağını vurgulayan Saner,  inşaatı tasarlayan mimar, inşaat mühendisi ve şantiye şefinin olmadığı yerde iş sağlığı ve güvenliğinden bahsetmenin kolay olmadığını söyledi.
 
Bakan Saner, “Yaşanan her iş kazasından sonra anılan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olmayacağım. Her can bizim için değerlidir. İş kazalarının önlenmesi için Bakanlık olarak ilgili sivil toplum örgütlerinin de desteğiyle gerekli her türlü önlem alınacaktır” şeklinde konuştu.

 
“İşveren de yargılansın!
”DEV-İŞ, geçtiğimiz hafta sonu Çayırova’da meydana gelen ölümlü iş kazası ile ilgili açıklama yaptı.

DEV-İŞ, geçtiğimiz hafta sonu Çayırova’da meydana gelen ölümlü iş kazası ile ilgili açıklama yaptı. Ölümlü kaza ile ilgili işverenin de yargılanmasını talep eden Dev-İş’in açıklaması şöyle:
 
Ülkemizde iş kazaları ve cinayetleri hız kesmiyor. Denetimsizlik, sendikasız çalışma koşulları ve yasal bağlayıcılığı olan işçi sağlığı-güvenliği kriterlerinin uygulanmamasının bedeli çok ağır oluyor. Hafta sonu Çayırova’da yaşanan iş cinayeti de bunun en korkunç örneğini oluşturmaktadır.
 
DEV-İŞ olarak bunca zamandır dile getirdiğimiz ve mücadelesini verdiğimiz iş güvencesi ve sendikalaşma noktalarının önemi ve ihtiyacı her geçen gün daha da hissedilmektedir. Bu iş cinayeti de ne yazık ki, sendikasız ve işçi sağlığı-güvenliği koşullarının yerine getirilmediği koşullarda meydana gelmiştir. Tam da bu koşulların yokluğu, bu tür kazalara sebebiyet vermektedir.
 
İş cinayetiyle ilgili davanın yakın takipçisi olacağız. Polis, müfettişler ve mühendisler ihmal olup olmadığını araştırmaktadır. Fakat gazetelere yansıyan haberlerde açık bir şekilde iş güvenliği ve sağlığı kriterlerinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bunun yasalardaki yeri çok açık ve nettir. Sorumluluk işverenindir. İhmal de işverenin sorumluluğunu yerine getirmediğinden kaynaklanmaktadır. Açık çağrımızdır, işveren de yargılansın!

 
Dayanışma: Kaza değil cinayet, esas ihmal işverenin!
Geçtiğimiz hafta sonu meydana gelen iş kazasının, kaza değil cinayet olduğu net bir şekilde ortadadır. Olayla ilgili dün gerçekleşen duruşmada Çalışma Müfettişi’nin verdiği bilgilere göre, şantiyede uyulması ve yerine getirilmesi gereken işçi sağlığı ve güvenliği kurallarına uyulmamış ve yasaların emrettiği koşullar yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Burada altını çizmek istediğimiz nokta, her şeyden önce iş verenin yerine getirilmesi gereken uygulamalar ve tedbirler yerine getirilmemiş, önlemler alınmamış, yasalara uyulmamıştır. Gazetelere yansıyan haberlerde ihmali olduğu gerekçesiyle aynı şantiyede çalışan bir işçinin üzerine bütün suç yıkılmaya çalışılmaktadır. İşçinin bir ihmali varsa eğer, soruşturma sonucunda ortaya çıkacağından kuşkumuz yoktur. Fakat söz konusu iş cinayetinde çok daha büyük bir ihmal söz konusudur. O da iş verenin sorumluluğu ve ihmalidir! Yasalarla çok net bir şekilde ifade edilen, iş kazalarından ve işçi sağlığı-güvenliği koşullarının yerine getirilmesinden  iş veren sorumludur. Eğer işçi sağlığı ve güvenliği koşulları yerine getirilmemiş, şantiye içerisinde güvenceli bir çalışma ortamı sağlanmamış ve gerekli uyarıcı eğitimler verilmemiş, levhalar yerli yerine takılmamış ise, bunun tek bir sorumlusu vardır, o da işveren!
 
Bugüne kadar yanşanan onlarca iş kazasında ve iş cinayetinde hiçbir zaman esas sorumlular yargılanmamış, yasalar yerine getirilmemiştir. Eğer bugün yaşanan ve ileride de yaşanması ihtimali yüksek dehşet verici ölümlerin ve kazaların önüne geçmek istiyorsak yapılacak olanlar çok nettir. İşverenlerin yargılaması, sendikalaşma ve yasaların uygulanması!
 
Dayanışma olarak sürmekte olan davanın takipçisi olacağız ve konunun üzerine gitmeye devam edeceğiz.  Bu cinayetten en az iş veren kadar, “Biz KKTC’de iş sağlığı ve güvenliğinde hangi noktada olacağımıza bakarsak ve ülke genelinde ciddi bir denetim yaparsak ülkedeki tüm inşaatları yarın itibari ile durdurmamız gerekiyor. Ülkemiz genelinde, örneğin beş bin adet inşaat varsa biz dört bin dokuz yüz doksan dokuzunu durdurmak zorundayız.” diye açıklama yapan bakan da soruludur. Peşini bırakmayacağız.