x

2016 yılının ilk sekiz ayında en az 70 kadın işçi yaşamını yitirdi...

e-Posta Yazdır PDF
 2016 yılının ilk sekiz ayında en az 70 kadın işçi yaşamını yitirdi...
 
Türkiye’de ve dünyadaki toplumsal cinsiyet algısı gereği kadınların ve kadınlık algısının çifte sömürüye en açık olduğu alanlardan biri de emek süreçleridir. Ancak çalışma hayatında katlanarak kadınların üzerine yüklenen bu süreçlerin, yalnızca çalışma alanına hapsolmaması ve o alanın gerçekliği olarak algılanmaması gerekir. Bunun müsebbibi aslında toplumsal her alanda kadınların sayısal olarak değil fakat toplumdaki eril akıl gereği tam da “%51 Azınlık” olarak algılandığı ve dolayısıyla sömürüye açık kılınan bedenler olarak koşturulduğu hayat gerçekliği olarak görülmelidir. Bir kadının bedeni ile ne yapacağını tahlil eden ve ona emir veren zihin ile çalışma alanlarında kadının toplumsal bu konumlandırılışından beslenerek onu iki kat sömürmeye çalışan güç, aynı güçtür. Toplumsal açıdan yaralanabilir, gözden çıkarılabilir olanlar –ezilenler- sınıfsal manada benzer zor gücü ile karşılaşabilirler. Bu yüzden kadın sorununa dair tartışılması ve mücadele edilmesi gereken her konu aslında taşıdığı toplumsal önem sebebiyle hepimizi ilgilendirmelidir. Her ay derlediğimiz iş cinayetlerinin toplumsal cinsiyet kimliğini dökmek ise bu anlamıyla konuya bir pencere açabilme niyetini taşımaktadır. 
 
Böylece takip edebildiğimiz kadarıyla kadınların yaşadıkları sömürünün ölümle sonuçlanan acı tablosu ile aslında kadınların neyi sırtlandıklarını ve sistemin bu ikili sömürü ilişkisiyle biz emekçilere neler dayattığını görebilmeyi, gösterebilmeyi amaçlıyoruz.
 
 

Yazılı, görsel, dijital basından takip edebildiğimiz, emek-meslek örgütlerinden gelen bilgiler ile işçi-işçi yakınlarının bildirimleri doğrultusunda her gün güncellenen bilgiler ışığında 2013’ten bu yana yaşanan kadın işçi ölüm istatistikleri:

2013 yılında en az 103 kadın işçi,
2014 yılında en az 131 kadın işçi,
2015 yılında en az 120 kadın işçi ve
2016 yılının ilk sekiz ayında en az 70 kadın işçi yaşamını yitirdi.

• Kadın işçi ölümlerinin şehirlere göre dağılımı ise aşağıdaki grafikte gösterilmiştir;  


Gündelik hayatta kadının üzerine kodlanmış olan toplumsal cinsiyet rollerini takip ettiğimizde emek süreçlerinde bunlara dair pek çok iz ile karşılaşabiliriz. Örneğin; kadınların evde, aile içinde, ev işleri ve bakım için harcadıkları emek görünmeyen emektir. Mesai saatleri olmadığı için; çalışmayla dinlenme, boş zamanla iş zamanı, sevgi vermekle emek harcamak iç içe girdiği için; ev içindeki ilişkiler toplumsal değil “doğal” ilişkiler olarak göründüğü için böyledir bu. Ama daha da önemlisi karşılıksızdır bu emek. Bu sömürü ilişkisi “kamusal” alanda doğallaştırılmış bu görüngü sebebiyle farklı bir biçim alarak karşımıza çıkar. Yani çok düşük ücretli ve güvencesiz olsa da bir karşılık ödenen ama görünmeyen emeğin bir biçimde damgasını taşıyan koskoca bir çalışma alanı daha vardır. Geçici tarım işçiliği, ücretsiz aile işçiliği, ev eksenli üretim, gündelikçilik ve (evde) bakıcılık gibi kayıt-dışı sektörü oluşturan çeşitli işlerde çalışanların büyük çoğunluğunu ise kadınlar oluşturur. Gerek gündelikçilik ve bakıcılık gibi kadınların “doğallaştırılan” becerilerine dayandığı için görünmeyen emekten izler taşıyan işler, gerekse eve iş alarak ya da komşu atölyelerinde yapılan kayıt-dışı işler, ücretli emekle ücretsiz emeğin, modern istihdam biçimleriyle aile ilişkilerine dayalı çalışma biçimlerinin arasında bir yerdedir. Nitekim kadın işçilerin işe bağlı ölümlerini incelediğimizde ise yine bu tabloyla yoğunlukla karşılaşabiliyoruz. 

 
 
2016 yılının ilk sekiz ayında yaşamını yitiren kadın işçilerin 26’sı çiftçi ve esnaf iken, 44’ü işçi, memur statüsünde çalışan ücretlilerden oluşuyor. 

 
2016 yılının ilk sekiz ayında; 
14 yaş ve altında 3 kadın işçi,
15-17 yaş arası 2 kadın işçi, 
18-27 yaş arası 16 kadın işçi,
28-50 yaş arası 37 kadın işçi,
51-64 yaş arası 11 kadın işçi yaşamını yitirirken, 
 
Gulnora Tuxtayeva adlı göçmen işçinin yaşını bilemiyoruz. Gulnora, hem göçmen hem de bir ev işçisi olması sebebiyle kayıt-dışı çalışmanın getirdiği koşullarla ölümü dahi daha zorlu yollarla öğrenilen bir kadın işçiydi çünkü. 
 
 
 
2016 yılının ilk sekiz ayındaki işçi ölümlerini incelediğimizde, bu ölümlerin iş kollarına göre dağılımında %48’lik bir oranla Tarım, Ormancılık sektörünün ağırlık taşıdığını görmekteyiz. Kadın işçilerin birçoğu tarım işçisi ve mevsimlik işçi olarak çalışmaktadır. İşçiler ya çalışırken araziye uygun olmayan araçlarla emek harcadıkları için ya da uygunsuz koşullarda taşındıkları için yollarda yaşamlarını yitirmektedirler. Kadın emeği, ev içi emeğin doğallaştırılması ve görünmemesi sebebiyle, kamusal alanda tamamlayıcı bir faktör olarak görülmekte bu sebeple ucuz ve kayıt dışı çalıştırılması meşruiyet kazanmaktadır.
 
Kadının ev içi görünmeyen emeği ile çalışma hayatındaki emeği niçin bu kadar ilintili diye düşündüğümüzde bunu kamusal açıklamaların izini takip ederek de bulabiliriz. Bundan yaklaşık bir sene önce, kadına uygulanan şiddet hakkında açıklama yapma gereği hisseden Sare Davutoğlu “Kadın” ve “Şiddet” kelimeleri yanyana geldiğinde bunun toplumsal infial yarattığını, bu yolla şiddetin artmasına sebebiyet verdiğini beyan etmişti. Toplumsal cinsiyet açısından bir sorun teşkil eden bu açıklamanın hemen akabinde ise işe bağlı ölümlerde adı geçen kadınların ölümlerini de “iş cinayeti” olarak tanımlamak yerine bunun “anne ölümleri” ile bağdaştırılabilecek, doğal bir olgu olduğu kanısına varmıştı. Hâlbuki bir kadın toplum içerisinde ona atfedilen “annelik” mefhumu ile dahi ölümü hak edemez ve bu vesileyle işçi ölümlerinin sebeplerine ilişkin sorular bu denli cevapsız bırakılamazdı.
 
Evet, kadınlar ölüyor ve öldürülüyor. Bu ülkedeki toplumsal cinsiyet rejimi sebebiyle bu şekilde konumlandırılmış kadınlar, günlük yaşamlarında ve emek süreçleri içerisinde ucuz ve kayıt dışı çalıştırılarak “eve katkı” sağlayan birer mesai artığı olarak görülüyor.
 
Bu yüzden iş cinayetlerinin toplumsal cinsiyet temelli bu sömürü çarkını üstüne basa basa belirtiyoruz.
 
“ Kadın cinayetleri ve işe bağlı ölümler politiktir !”
 
 
 
Son Dönem Politikalar
 
Son dönemin en tartışmalı konularından biri de “Kiralık İşçilik” politikası. Bu politika ile hâlihazırda kötü koşullarda, esnek ve güvencesiz çalıştırılan kadın işçiler üzerinden sömürünün daha da katlanacağını öngörmek, ne yazık ki, zor olmuyor:
 
• Türkiye’de genç kadınların büyük bölümü küçük ve orta boy işletmelerde çalışıyor. Kiralık işçilikle 10 kişiye kadar işçi çalıştıran küçük işletme sahipleri 5 işçiye kadar geçici işçi de çalıştırabilecekler. Böylece devlet küçük işletmeleri korurken, burada çalışan kadın işçileri; düşük ücretli, güvencesiz, sendikasız ve ömür boyu emekli olamayacakları bir işe mahkûm edecek.
 
• Mevsimlik tarım işçileri, temizlik işleri, hasta ve yaşlı bakımı işleri, yani kadınların çalıştığı işler, Özel İstihdam Bürolarının sürekli iş ilişkisi kurabileceği işler olarak tanımlanıyor. Devlet bir grup işçinin geleceğini tümüyle Özel İstihdam Bürolarına terk ediyor.
 
• Mevsimlik işlerde dayı başlarının yerini Özel İstihdam Büroları alacak, ev işçileri kendi aralarında kurdukları ağ üzerinden değil, bağlı bulundukları Özel İstihdam Büroları aracılığıyla kiralanacak. Özel İstihdam Büroları arasındaki rekabet sebebiyle hem ücretler, hem de işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunda ciddi sorunlar, kayıplar yaşanacak.
 
• Fabrikalar ve büyük işletmeler de altı aylık, iki defa olmak üzere işçi kiralayabilecek. Kiralık işçi sayısı düzenli çalışanların dörtte birini geçmeyecek. Büyük işletmelerde, düzenli ve sendikalı işler genel olarak erkek işleri olacağından, işçi lehine olan bu kısıtlamadan kadınlar pek yararlanamayacak.
 
• Özel İstihdam Büroları, hamile olup yarı zamanlı çalışmayı tercih eden bir kadının geri kalan işini, kiraladığı diğer işçilerle ikame edebilecek. Bu hem güvencesiz çalışmayı dayatacak hem de doğum izni gibi kazanılmış ve hala üzerinde mücadele verilen pek çok hakkın geriye düşmesi anlamına gelecek.
 
Günlük hayattaki kadınlık algısı ile işleyen toplumsal cinsiyet rejimi sayesinde sermaye birikiminin kriz uğraklarından çıkış yolu öncelikli olarak kadın emeği üzerinden kurgulanmaktadır. Görüldüğü gibi içinde bulunduğumuz dönemde bu politikalar sermaye birikimini sürekli kılarken kadın işçiler açısından ayrımcılığı ve cinsiyetçiliği körüklemektedir. Kadın istihdamını artırmadığı gibi işsizliği, düşük ücretli işleri ve güvencesizliği meşrulaştıran bir yönde gelişmektedir. Toplumsal bağlamda ise sınıfsal farklılıkların iyice derinleştiği ve Türkiye özelinde orta sınıfın da işçileştiği bir süreçteyiz. Uygulanan bu politikalarla ise geleceksizliğe mahkûm edilen bir sınıf gerçekliği ile karşı karşıya kalacağız. Güvencesiz ve geleceksiz çalışma koşullarını değerlendirdiğimizde genel olarak işçi ölümlerinde, işe bağlı yaralanmalarda ve meslek hastalıklarında artış olabileceğini; kadın işçiler üzerinden açıkladığımız pek çok sömürü ilişkisinin ise artabileceğini öngörüyoruz.
 
Bu bağlamda özellikle bu dönemde İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği’ne dair atılabilecek her adım, emekçilerin geleceğini insanca kurabilmek adına hayati önem taşımaktadır. Emek süreçlerini toplumsal cinsiyet temelinde ele almak ise, rapordan da anlaşıldığı üzere, özgür ve eşitlikçi bir yaşamın inşası için öncelikli olarak ele alınması gereken bir konudur.
 
İletişim
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
0505 983 54 70 
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi
 
İlgili Haberler
http://www.abcgazetesi.com/2016nin-ilk-8-ayinda-70-kadin-is-cinayeti-kurbani-oldu-29159h.htm
 
http://alinteri.org/2016-nin-ilk-8-ayinda-70-kadin-isci.html
 
http://bianet.org/bianet/emek/179064-2016-da-8-ayda-en-az-70-kadin-isci-oldu
 
http://www.dayanisma.net/2016/09/27/isig-ilk-8-ayda-en-az-70-kadin-isci-yasamini-yitirdi/
 
http://www.diclehaber.com/tr/news/content/view/537341?from=3392673384
 
http://etha.com.tr/Haber/2016/09/27/emek/isig-ilk-8-ayda-en-az-70-kadin-isci-yasamini-yitir/
 
https://www.evrensel.net/haber/291416/2016da-en-az-70-kadin-isci-yasamini-yitirdi
 
http://www.gaziantepsabah.com/isig-sekiz-ayda--kadin-isci-yasamini-yitirdi.html
 
http://ilerihaber.org/icerik/yilin-ilk-8-ayinda-en-az-70-kadin-isci-hayatini-kaybetti-60562.html
 
http://www.imctv.com.tr/sekiz-ayda-70-kadin-isci-hayatini-kaybetti/
 
http://kazete.com.tr/haber/70-kadin-is-cinayeti-kurbani_49912
 
http://haber.sol.org.tr/emek-sermaye/2016nin-ilk-8-ayinda-en-az-70-kadin-isci-cinayetlerinde-yasamini-yitirdi-170398
 
http://www.wanhaber.com/sekiz-ayda-70-kadin-isci-hayatini-kaybetti-212248h.htm