'Dünya o kadar adaletsiz ki...'

"Dünyadaki tek çocuk bayramı bizde” 
 
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı günü en çok kullanılan resmi istatistik cümlesi... Ancak Türkiye’de içinde çocukların geçtiği başka istatistikler de var. Örneğin çocuk işçilik. Bir AKP Hükümeti politikası olarak ortaokuldan sonra çalışmaya yönlendiriliyor emekçi çocukları. 4+4+4 eğitim modeli ve iş yasalarının değiştirilmesi bunun yasal zemini.

ADALET YOK, SAVCI OLMAK İSTİYORUM

Patronun isteklerinin yazılı olduğu listeyle büfeye giderken yakalıyoruz Yakup’u. Çağlayan’da tekstil atölyesinde “ortacı” olarak çalışan 14 yaşındaki Yakup Altınışık aslında savcı olmak istiyor. Nedenini de açıklıyor: “Dünya çok adaletsiz. Hiçbir şey eşit değil.”  

Sabah 08.30’da başlıyor akşam 19.00’da bitiyor işi.  6 kardeşi olan Yakup, okula maddi imkansızlıktan dolayı gidememiş. Bir kendisi bir de ağabeyi çalışıyor. “Maddi durumumuz iyi olmadığı için okulu bıraktım. Abim nişanlanıyor bu sene. Onun nişanı için okulu bıraktım. Ama okuldan vazgeçmiş değilim. Seneye yine devam edeceğim” diyor. “Hayatından memnun musun?” sorusuna: “Düşünsene abi, okula gidemiyorsun, köle gibi çalışıyorsun. Bunun neresinden memnun olayım?” cevabı veriyor.

ELİMDE İMKAN OLSAYDI, ÇOCUK İŞÇİLİĞİ KALDIRIRDIM

Geçiyoruz başka bir atölyeye. Atölye sahibi 16 yaşındaki Çilem Gül ile konuşmamıza izin veriyor. “Fotoğraflarını çekmeyin ama. Başının belaya girmesini istemiyorum” diyor. 
İlk başta utandığı için pek konuşmayan Çilem, sonra başlıyor anlatmaya...

Ordulu Çilem kendisini bildi bileli İstanbul’da yaşıyor. 2 yıldır tekstilde çalışıyormuş. O da okumak istemiş ancak maddi zorluklar onun da okumasına engel olmuş. Günde 12 saat çalışan Çilem’in 4 kardeşi var. Babası belediyede temizlik işçisi olan Çilem, küçük kardeşlerine harçlık verdiği için mutlu olsa da tüm günün işte geçmesine üzülüyor. 

Haftalık 270 TL alan Çilem, “Çağlayan’da çoğu çocuk benim gibi çalışmak zorunda. Maddi zorluk yaşayan tüm aileler 14-15 yaşlarına gelen çocukları işe koyuyorlar hemen. Eğer elim de imkan olsaydı, ilk başta bunu ortadan kaldırırdım” diyor.

‘BEKAR’ EVLERİNDE ÇOCUK İŞÇİLER

Çağlayan’dan çocuk işçiliğin yoğun olduğunu bildiğimiz Bayrampaşa’ya geçiyoruz. Kocaman iş hanlarının içi küçük çorap atölyeleriyle dolu. Bir de yoğun gürültü ve makine yağları içerisinde küçük bedenleriyle makinelerle yarışan küçücük bedenler... Aralarında Suriye göçmeni çocuklar da var. 
 
Muhammed Berksoy, 17 yaşında. 8. sınıfta okulu bırakmak zorunda kalmış. 2 yıldır çalışan Muhammed, Muş’tan gelmiş. Ailesi halen Muş’ta, O ise 8 kişi ile birlikte bekar evinde kalıyor. 6-7 aydır şimdiki atölyesinde çalışan  Muhammed 11 saat çalışıyor ve asgari ücret alıyor. Dışarı çıkıp başka atölyelere bakınırken yolda seccade yapımında çalışan Melik, İsmail ve Nejdet ile karşılaşıyoruz. Melik, 16 yaşında. 2 yıldır bu işlerde çalışan Melik de, 5 kişiyle bir bekar evinde kalıyor. 11 saat çalışan Melik, asgari ücrete yakın bir ücret aldığını söylüyor. İsmail de, maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamamış. “Okuduğum okula yakın bir pansiyon olmadığı için her gün gidip gelmem gerekiyordu. Günlük geliş gidiş için de 15 TL vermem gerektiği için gidemedim” diyor. 
 
Nejdet de çok okumak istemiş. Ancak babası maddi zorluklardan dolayı okutmamış. O da İstanbul’a gelerek atılmış hayata. 2 yıldır çalışan Nejdet, her şeye rağmen okumak istiyor.

TÜRKİYE'DE ÇOCUKLAR ÖLDÜRÜLÜYOR

* 1988 yılından bu yana devlet güçlerinin direkt ya da dolaylı müdahalesi sonucu en az 576 çocuk yaşamını yitirdi. Açılan soruşturma ve davaların büyük çoğunluğu takipsizlikle sonuçlandı, sorumlular cezasız kaldı. 
 
* Bunun son örneği Berkin Elvan. 14 yaşında evden ekmek almak için çıkan Berkin, polisin Gezi eylemlerine saldırısı sonucu başına gelen gaz fişeği ile yaralandı. 296 gün can çekişti, 15 yaşına yeni girmişken hayatını kaybetti. 

ÇOCUKLAR AÇLIK ÇEKİYOR

* OECD, Türkiye’de açlık sınırında yaşayan çocuk sayısının yüzde 24.6 olduğunu açıkladı. Bu oranla Türkiye 39 ülke arasında İsrail ve Meksika’nın ardından üçüncü sırada yer alıyor.
 
* Açlığa bağlı çocuk ölümleri ise gündemin üst sıralarına oturmaya başladı. 2.5 aylık Kübra bebeğin ölümü resmi kayıtlara şöyle geçti: Malnutrisyon-kistik fibrozis yani beslenme yetersizliği. Anne Necla Bakırcı kızının ardından ağlarken şu sözleri sarf etmişti: “Onu besleyemedim. Aç insanın memesinden süt gelir mi?”
 
* Manisalı Berivan da 2 yaşındaydı ve tıpkı Kübra gibi yetersiz beslenme sonucu hayatını kaybetti. Cenazesinde babası, “O sütün tadını bilmiyordu” diye haykırıyordu. 40 günlük Ayaz bebek ise yoksulluktan ötürü cam taktıramadıkları bir göz evlerinde zatürre oldu ve öldü. 
 
* Dünya Küresel Açlık Raporu’na göre, 4 çocuktan biri yetersiz besleniyor, saatte 300 çocuk, yılda 2 milyon çocuk açlıktan ölüyor. Gelecek 15 yılda yaklaşık yarım milyar çocuk açlık nedeniyle, kalıcı hasar riskiyle karşı karşıya.

ÇOCUKLAR ÇALIŞTIRILIYOR

* 6-17 yaş grubunda bulunan 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bini çalışıyor. Çalışan çocuklardan yüzde 50.17’si yani okula devam etmiyor.
 
* Hayata Destek Derneği hazırladığı çalışmada Türkiye’de 1 milyon çocuk işçi bulunduğunu ve bunların yüzde 45’inin tarım sektöründe çalıştığını belirtiliyor. 
 
* İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin raporuna göre, 2013 yılı içinde 55 çocuk işçi, iş kazası sonucu hayatını kaybetti. Hayatını kaybeden çocuk işçilerden en küçükleri ise tarım sektöründen...

ÇOCUKLAR HAPSEDİLİYOR

* Türkiye'de cezaevlerinde 1879 tutuklu ve hükümlü çocuk bulunuyor. Cezaevlerinin yetersizliği nedeniyle 1085 çocuk yetişkin cezaevlerinde ya yetişkinlerle birlikte ya da ayrı bölümlerde kalıyor.
 
* Pozantı, Şakran, Kürkçüler, Antalya ve Sincan cezaevlerinde kalan çocuklara uygulanan sistematik işkence, taciz, tecavüz olaylarını konuşuyor. Adalet Bakanlığı 5 olan çocuk cezaevi sayısını 15'e çıkarmayı hedefliyor.

İSTİSMARIN OLMADIĞI BİR DÜNYA ÇOCUKLARIN HAKKI

Devlet bünyesinde hizmet veren Sosyal Hizmet ve Çocuk Esirgeme Kuruluşlarının, Emniyet Çocuk Bürolarının ve adli sicil bültenlerinin verilerine göre son 10 yılda 250 bin çocuk cinsel istismara uğradı. Çocukların yüzde 80’i ebeveyni ya da yakından tanıdığı kişiler tarafından istismara uğruyor. Yüzde 72’si bu durumu kimseyle paylaşamıyor. 
 
En fazla kız çocuklarının maruz kaldığı cinsel istismar vakaları ile her yıl binlerce çocuk iki harfli bir yaşama mahkum bırakılıyor. İşte o davalardan bir takım örnekler;
 
* Kocaeli’de aralarında polis ve emniyet görevlilerinin bulunduğu 29 kişi daha 13 yaşındaki Ö.Y’ye tecavüz etmekten yargılanıyordu. Dava defalarca kaçırıldı ve sanıklardan sadece 4’ü 10-12 yıl arasında değişen cezalara çarptırıldı.
 
* Denizli’de bir aile yakını tarafından tecavüze uğrayan 15 yaşındaki H.İ.’nin davasının her bir duruşmasında kız çocuğunun “rızası” arandı. Son duruşmaya giren kadın hakim; “yetişkin muamelesi yapılamaz” dedi. 
 
* 2009 yılında yaşanan bir olay ise şöyle: 13 yaşındaki M.K., S. İsimli şahıs tarafından kaçırıldı ve tecavüze uğradı. M.K.’nin ailesinin şikayeti üzerine Çocuk Şube müdürlüğü’ne getirilen M.K Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesine götürülerek bekaret testine tabi tutuldu.
 
* Diyarbakır’da 13 yaşındaki kız öğrencisine otomobilinde cinsel istismarda bulunurken polis tarafından yakalanan 39 yaşındaki S.C.’nin yargılandığı mahkemeye Dicle Üniversitesi raporunda, mağdurun beden ve ruh sağlığının bozulmadığı belirtildi. 
 
* Bursa’da kendisini ‘tarikat şeyhi’ olarak tanıtan ve müritleriyle ‘cennet vaat ederek’ ilişkiye girdiği iddia edilen Uğur K.’nın evinde çocuk ve hayvanlarla ilgili porno görüntüler bulundu.
 
* Diyarbakır’da okula giderken alıkonulup, tecavüze uğradığı iddia edilen 13 yaşındaki F.S. adlı erkek çocuğu için de 3 ayrı kurumdan rapor alındı, ancak mahkeme 4. raporu istedi. F.S’nin reddettiği muayeneye polis zoruyla götürülmesi kararı aldı.

ÇÖZÜM YİNE ASKIDA!
 
Din  gelenek, ülke, ırk, yaş, cinsiyet, sosyo-ekonomik sınıf ya da kültür farkı gözetmeksizin her yerde yaşanan istismar vakalarını önlemek için Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ve Avrupa Birliği Bakanlığı’nın imzalayacağı ortak protokol ise hala askıda. Verilecek cezalarda Fransa, İtalya, Almanya gibi ülkelerin kriterlerini baz alacaklarını iddia eden bakanlıklar çocuk istismarına yönelik önleyici bir çözüm için hala adım atmadı.