AKP bir yandan kamuoyunda işsizlik sorununa çözüm üretiyormuş havası yaratmak isterken, aynı zamanda gerçek hedefinde bulunan ucuz ve esnek işgücü yaratma amacına doğru somut adımları hayata geçiriyor. Çağrı Merkezleri Derneği’nden de teyit edilen bir bilgiye göre bugün 60 bin kişinin çalıştığı çağrı merkezlerinde istihdam sayısının gelecek 5 yıl içinde 100 bine çıkarılacağı planlanıyor. Basının olumlu bir haber olarak verdiği bu bilgi, gerçekte bugün işsiz olan nüfusun önemli bir kısmının uzun mesailerde ucuza çalışacağını vaat ediyor.

Çağrı Merkezleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahadır Pekkan, yaptığı açıklamada, çağrı merkezlerinin oluşturduğu pazarın Türkiye'de geçen yılın verilerine göre toplam 1,8 milyar lira ekonomik büyüklüğe ulaştığını belirterek, ''Türkiye'de 30'dan fazla ilde sadece orta ve büyük ölçekli yaklaşık 300 adet, toplamda da yaklaşık 1000 adet çağrı merkezinin faaliyet gösterdiğinin tahmin edildiğini'' ifade etti.

Çağrı merkezlerindeki sömürü oranına bağlı artan karlılık, sektörü büyük ir cazibe noktasına çevirmektedir. Pekkan’da çağrı merkezlerinin önümüzdeki yıllarda sadece büyükşehirlerde değil, Anadolu’nun birçok yerinde çoğalacağının “müjdesini” duyurmakta.

ÇALIŞMA KOŞULLARI NELER?
Bugün birçok şirketin “sesini” oluşturan çağrı merkezleri, Türkiye’nin genç, ucuz, esnek ve örgütsüz işgüncü oluşturmaktadırlar.
Uzun mesailere varan çalışma koşullarına maruz kalan, emeğine göre çok ücretlerde çalıştırılan bu işçiler, AKP’nin bugün Ulusal İstihdam Stratejisi ile tasarladığı tüm özellikler için bir prototip modeli de oluşturuyor. Tüm konuşmaları kayıt altına alınan, kameralar ile donatılı işyerlerinde her an gözetim, kontrol ve baskıya maruz kalan bu işçilerin işyerindeki diğer işçiler ile iletişimi, paylaşımı ve örgütlenme koşulları da yok edilmiş durumda. Teknik olarak, şirketlerin çağrı merkezlerinde gelen her çağrı önce bir havuzda toplanmakta, dağıtıcı tarafından boşta kalan işçilere paslanmaktadır. Her işçinin asgari almak zorunda olduğu çağrı kotası vardır. İş aralarına bile ancak belli kotalar doldurulduktan sonra çıkılabilinmektedir.

DÜNYANIN EN AĞIR 4. MESLEĞİ

Yoğun iş temposu ve ülkemizde var olan genç işsizlerin yüksek boyutları nedeni ile genelde 18-24 yaş arası tercih edilmektedir. Üniversite veya lise mezunları, yapacağı işin de niteliğine uygun bir şekilde tercih edilmekte, işe alımdan önce adaylar giriş sınavına tabi tutulmaktadırlar. 24 saat kesintisiz hizmet veren çağrı merkezlerinde vardiyalandırma mevcut olup, bu vardiyalar da sık sık değişebilmektedir. İşin yoğun temposuna göre bir işçi bazen 3-4 saatlik bir uykuyla yeni belirlenen vardiyasına geçmek durumunda kalabilmektedir.
Günde 200’ü aşkın telefona bakan çağrı merkezi çalışanlarının üzerinde sadece hizmet verme görevi yoktur. Bu çalışanlar özellikle satıcı firmalarda, çoğunlukla da bankalarda yoğun bir satış baskısı altında çalışmak zorundadırlar. Belli satış kotalarını doldurmayanlar, performans yönetimine istinaden işten çıkarılırlar. Bu kolaylık, işverene sözleşme ile verilemektedir.

 

Yapılan bir araştırmaya göre Dünya’nın en ağır 4. mesleği olarak onaylanmış lan çağrı merkezlerinde ücretler ise Türkiye’de normalde de düşük olan ücret ortalamasının altında yer alıyor. 600-700 lira arası ücretlendirilen çağrı merkezi çalışanları, satışları çok yüksek olduğunda primlerle ödüllendiriliyor. Fakat bu primlerin mevcut maaşların yüzde 20’sini geçmemesi gibi bir koşulu olduğu için, arada bir dağıtılan “bir oyalamaca” düzeyinde kalıyor.

60
Türkiye'de çağrı merkezinde çalışan toplam emekçi sayısı (bin). Önümüzdeki 5 yılda bu rakamın 100 bine çıkması hedefleniyor.

Birgün 

" /> (10) 'Aradığınız kişi şu anda sömürülüyor' - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

(10) 'Aradığınız kişi şu anda sömürülüyor'

Yapılan araştırmalarda dünyanın en ağır 4. mesleği olduğu ortaya çıkan çağrı merkezlerinde çalışma, AKP tarafından geleceğin istihdam projelerinden biri olarak sunuluyor. Ağır çalışma temposu nedeniyle bu mesleğe sadece genç yaşta olanlar alınıyor...