İsveç’te taşeron işçilerin can güvenlikleri tehlikede

İsveç 1970’li yıllarda çalışma ortamı ve iş çevresi açısından dünya birincisiydi. Çalışma koşullarıyla ilgili genel kuralları içeren “İş Çevresi Yasası” çalışanlar için kazaya uğrama riskini asgari seviyeye indiriyordu. İş müfettişlerin ansızın işyerlerinde kontroller yapabileceğini bilen işverenler yasanın gereklerini harfiyen yerine getiriyorlardı. Böylece iş kazaları sonucu ölüm ve yaralanmalarda ciddi azalmalar görüldü.

Ancak 1990’lı yıllardan itibaren yeni-liberal politikaların uygulanmasıyla birlikte tekeller çalışanların güvenliğini yerine azami kar elde etmeye öncelik veren uygulamaları yürürlüğe koydular. Özelleştirmeler ve taşeronlaştırmaların da hız kazanmasıyla iş kazası sonucu ölümler ve yaralanmalar artmaya başladı.

İşyerlerinde bir yandan çalışma temposu arttırılırken çalışanların can güvenliği ve iş çevresini konu alan eğitimlerde de tekellerin giderlerini azaltmak için kısıtlamalara gidildi.

YILDA ORTALAMA 60 KİŞİ İŞ KAZALARINDA YAŞAMINI YİTİRİYOR

Geçtiğimiz yıl İsveç’te 107 bin kişi iş kazaları sonucu yaralandı. Yılda ortalama 60 kişi iş kazalarında yaşamını yitiriyor. Ortalama 1 400 kişi de meslek hastalıkları sonucu yaşamını kaybediyor. İş kazası sonucu yaralanma ve ölümler en fazla iş güvenliğinin olmadığı taşeron firmalarda çalışan işçiler arasında görülüyor.

Devlet şirketlerinin de aralarında bulunduğu İsveç tekellerinin tamamına yakını bazı işleri taşeron firmalara devrediyor. Tekeller işin belirli bir süre içinde yapılmasını taşeron firmalara dayatıyor. Bunu başaramayanların sözleşmeleri ya fesh ediliyor ya da süresi bittikten sonra iş bir başka taşeron firmaya veriliyor. İşlerini kaybetmekten korkan taşeron firmalar da yeteri eğitim ve deneyi olmayan, düşük ücretle çalıştırdıkları işçilere çalışma temposunu artırmaları için baskı yapıyor. Böylelikle işçilerin sağlıkları ve yaşamları tekellerin daha fazla kar etmeleri için riske atılıyor.

HÜKÜMET İŞVERENLERİ DENETLEYEN KURUMLARI İŞLEVSİZ HALE GETİRDİ

Çalışanların güvenliklerinin sağlanması için taşeron uygulamalarını devreye koyan tekellerin “İş Çevresi Yasası”na uyup uymadıklarını kontrol etmek için oluşturulan kurumların güçlendirilmesi gerekirken dört sağ partinin oluşturduğu hükümet kurumları zayıflatan ve işlevsiz hale getiren düzenlemeler yaptı.

2006 yılında işbaşına gelen sağcı hükümetin ilk icraatlarından biri çalışma çevresi koşullarını araştırmak amacıyla kurulan “İş Yaşamı Enstitüsü”nü kapatmak oldu. Adından da “İş Çevresi Kurumu”na verilen ödeneği 160 milyon kron azalttı. İş müfettişlerinin sayılarını 389’dan 251’e düşürdü. İsveç İskandinavya ülkeleri arasında en az iş müfettişi çalıştıran ülke haline geldi. Müfettişler iş kazalarının olduğu işyerlerine ulaşmaya zaman bulamadıkları için masa başında kaza raporları yazmaya başladılar.

TAŞERON İŞÇİLERDE İŞ KAZALARI İKİ KAT FAZLA

“İş Piyasası Kurumu”nun kamuoyuna açıkladığı rapor taşeron işçiler arasındaki iş kazalarının diğer çalışanlara kıyasla iki kat olduğunu ortaya koydu. Kurum son üç yıl içinde 759 taşeron firma ve eleman kiralama şirketlerinde meydana gelen iş kazalarını inceledi. Ülke genelinde çalışanlardan binde altısı kazaya uğrarken bu oran taşeron işçiler arasında binde onikiye, yani iki katına çıkıyor. Kurumun Genel Müdür Yardımcısı Fredrika Brickman, taşeron ve kiralama şirketlerinde çalışanların iş güvenliği konusunda yeterli bilgileri bulunmadığı ve en ağır işleri yapmak zorunda kaldıkları için daha fazla iş kazasına uğrama riskiyle karşılaştıklarını söylüyor.

TAŞERON İŞÇİLERDE PSİKOLOJİK SORUNLAR VE DEPRASYON YAYGIN

Göteborg Üniversitesi bünyesinde yapılan bir başka araştırmanın sonuçları da taşeron ve kiralama şirketlerinde çalışanların kendilerini psikolojik olarak kötü hissettiklerini, deprasyon ve şiddetli kuşku ve korku içinde bulunduklarını gösteriyor.

Uzmanlar bunların nedenleri olarak taşeron çalışanların iş güvenliklerinin daha az olmasını ve çalışırken insiyatif koyma olanaklarının sınırlı olmasını gösteriyorlar. Kiralama şirketleri ve taşeronlarda çalışan memurlardan % 36’sı iş güvenlilkleri olduğunu söylerken bu oran geleneksel olarak çalışan memurlar arasında % 68.

Ekim ayı sonlarında bir devlet kuruluşu olan SSAB’nın (İsveç Çelik Anonim Şirketi) Luleå ilinde bulunan fabrikasında sarnıcı temizlemek için kapağını açan iki işçi 1000 metre küp katranın altında kalarak can verdi. Sarnıcın boş olması gerekirken dolu olması, kapağı açılmadan içinde katran olup olmadığının kontrol edilmemesi ve bir kaza olmaması için kapağın vinç üzerinden açılması gerekirken vinç kullanılmadan açılmasının iki işçinin yaşamına mal olduğu açıklandı.

Sendika yöneticileri kazadan SSAB ve taşeron firmayı sorumlu tutarlarken yapılan istatistiklerin incelenmesi fabrikada çalışan 960 işçiden sadece 60’ının taşeron firmalarda çalıştığını ancak ciddi kazaların yarısının taşeron işçilerde meydana geldiğini gösterdi.

Maden ocaklarını işleten devlet kurumu LKAB’da da 2011 yılında meydana gelen 40 kazadan % 65’inin, Pıteå ilinde bulunan Smurfit Kappa ocaklarındaki kazaların % 88’in taşeron işçilerde görüldüğü belirlendi.

SSAB fabrikası IF Metall Sendikası İşyeri Güvenliği Baştemsilcisi Lars Bergström, taşeron firmaların en tehlikeli işleri yaptıkları, diğer şirketlerle rekabet etmek için işi en kısa sürede ve ucuza maletmek istedikleri, ucuz ve deneyimsiz işçileri ucuza çalıştırdıkları için taşeron işçilerin daha çok iş kazası sonucu yaralandıkları ve yaşamlarını yitirdiklerini söylüyor.