Tuzla'da ne olacak şimdi? - Özgür Müftüoğlu

Limter İş Sendikası tersanelerdeki çalışma koşulları ve iş cinayetlerine karşı yıllardır mücadele veriyor. Özellikle, 2007 sonunda açıklanan Tuzla Tersaneler Raporu ile birlikte tersanelerdeki sömürü gerçeğinin ortaya çıkması ve 2008 yılıyla birlikte iş cinayetlerinin ardı ardına gelmesi, Limter İş'in çabalarının toplumda önemli ölçüde karşılık bulmasını sağlamıştır. En son 16 Haziran'da gerçekleşen eylem de toplumun dikkatlerini çekmek anlamında önemli bir aşama olmuştur.

Bugüne kadar iş cinayetleri karşısında sessiz kalan ve hatta iş cinayetlerini "işin gereği" olarak tanımlayan hükümet ve sermaye kesimi dahi toplumda oluşan tepkiler sonucunda "çözüm" arayışına girmek zorunda kalmıştır. "Çözüm" arayışları doğrultusunda 16 Haziran'ın hemen ardından Başbakan ve TOBB, iş cinayetlerinin sahibi patronlar ile iş cinayetlerinin kurbanı işçileri bir masa başında toplama yoluna gitmiştir. Başbakan, "çözüm" masasına iş cinayetlerini gündeme taşıyan Limter İş'i çağırmamış, onun yerine masaya yıllardır tersanelerde örgütlü olmasına rağmen taşeronlarda çalışan on binlerce işçiyi yok sayan ve onca iş cinayetini görmezden gelen bir başka sendikayı oturtmuştur. TOBB ise Başbakan'a göre daha "demokratik" bir masa kurmuş ve "yönetişim" anlayışı içinde bu masada Limter İş'e de yer vermiştir.

Bu süreçte, Limter İş'in TOBB'la masaya oturması tersanelerde çalışma koşulları ve iş cinayetleri sorununa "çözüm" olup olamayacağı üzerinde düşünülmesi gereken bir konudur. Bugüne değin izlenimlerimiz "sosyal diyalog" ya da "yönetişim" adı altında kurulan masaların güçlü tarafın diğer tarafı "uyumlaştırması"na hizmet ettiğini ve mevcut sorunların masada güçlü olan taraf lehine "çözdüğünü" göstermiştir. Bu da sorunun gerçek anlamda çözülmesi bir tarafa, daha da derinleşmesine yol açmıştır. Özellikle, neo-liberal politikaların uygulanma sürecinde sermaye, sendikaları mücadeleden kopartmak üzere sıklıkla bu yola başvurmaktadır.

TOBB'un yıllardır yok saydığı Limter İş'i toplumsal tepkilerin tam da yoğunlaştığı süreçte taraf kabul edip masaya çağırması, bir "sosyal diyalog" ya da "yönetişim" klasiği olarak kabul edilebilir. Bu bağlamda Limter İş, geniş toplum kesimlerinin ilgisini ve desteğini tersanelere yoğunlaştırmayı başarmış olmakla birlikte, tersane işçilerinin üzerindeki baskı ve tehditleri aşıp, fiilen yanında yer almasını sağlayamamıştır. Dolayısı ile Limter İş, bu zamana kadar önemli aşamalar kat etmiş olmakla birlikte henüz yolun başındadır. Bundan sonraki süreçte beklenen, toplumdan aldığı geniş desteği de kullanarak işçileri mücadeleye çekmesidir. Bu gerçekleşmeden oturulacak masa, bugüne kadar elde edilmiş olanların da ortadan kalkmasına yol açacaktır.

Sözün özü: Tersanelerde baskının, sömürünün ve bunların sonucu olan iş cinayetlerinin önlenebilmesi için sendikaların çözümü sermayenin "yönetişim" masalarında değil, tersane işçisinin örgütlenmesinde aramalıdır.
Yeterli örgütlülük olmadan masaya oturulmasının sonucunun hüsran olacağı unutulmamalıdır...!

24 Haziran 2008 / Sol