Maden ocakları toplu mezarlarımız oldu – Mustafa Tamyürek

Bursa Mustafakemalpaşa’da madende göçük, 19 çalışan hayatını kaybetti. Sayın Çalışma Bakanımız “üzücü bir olay olduğu”, “gerekenlerin yapılacağı” açıklamasını yaptılar. Gerekenler yapılacakmış... Kimsenin felaket çığırtkanlığı yapmasına gerek yokmuş... Ne güzel... İçimiz rahatladı. Göçüğün ağırlığı bir anda üzerimizden kalktı. Gerekenler ölümler olmadan yapılabilseydi keşke…

Keşkeler yerine, bugüne kadar olması gerekenler bu ülkede yıllardır söyleniyor. Ancak “ideolojik” olduğu söylenerek hemen karşısına geçiliyor. Ölümlerin olmasını hiç kimse istemiyordur muhakkak. Kimsenin işine de gelmiyordur. Öyleyse neden önleyebilecekken ölümler bu kadar fazla oluyor? Neyi yapmıyor, neleri görmüyoruz?

Özellikle “değişimlerin” başladığı son dönemde bir sürü yasa-tüzük-yönetmelik-yönerge-genelge-tebliğ çıkartılıyorken, neden sonuç değişmiyor. Keşke yapılan değişimler olanları engelleyebilecek, oluşacak yeni keşkelere neden olamayacak cesaret ve içerikte olsa.

Sayın bakan ve ekibi, (ve öncekileri de) değişimler konusunda alınan görüşlere “karşı görüş” saplantısından kurtularak bakabilseler, kafalarının içinde olanların dışında bir şeyler söyleyenlerin görüşlerini “rakip görüş” olarak görmeyip de sağduyu kullanarak dikkate alsalar, yaptıkları yasa – kanun-yönetmeliklerin içine biraz da vicdan katabilseler. Ölmeden- öldürmeden- soruna sahip çıkabilseler keşke. Vicdanlar daha rahat olmazmı.

Sayın bakanımız bu madenin sicilinin temiz olduğunu söylemektedir. Önceki kazalar, işletmenin geçmişi bir göstergedir ancak kaza olmayacağının garantisi değil. “Bugüne kadar bir şey olmamış” yaklaşımı işyerlerinde bu alanın sorunları ile uğraşan profesyonellerin önlerindeki en aşılması zor engellerden olmuştur (Ayrıca yirmi küsür yıldır sorunsuz çalıştığı söylenen bu maden işletmesinde NTV haberlerine göre daha önce dört ölümlü bir kaza olmuştur). Ne kadar güzel, sorunu olmayan, aslında yapılabileceklerin yapıldığı bir maden ocağı. Mayıs 2009 da bakanlık görevlileri tarafından denetlemesi de yapılmış. Öyle büyük kusurları da yokmuş gibi.

İlk aklama sayın bakanımızdan...

Bu açıklamaları yapan Çalışma Bakanı olmamalıydı. İşin sahibi kimse o yapsaydı... Bu görev ona düşerdi diye düşünüyorum. Korkarım bu patlamanın nedeni, işçi hatası veya doğal afet sayılacaktır.

Çöken ilk maden değil son da olmayacak gibi. Önlenebilir ölümlerde ilk değil, korkarım bu anlayışla son da olmayacak. Ölümlerden ötürü kimse özür dilemeyecek mi? Bizim de sorumluluğumuz var demeyecek mi? Herkesin vicdanı rahat olacak mı?

Olayın izlenmesi sırasında “Umutlarımızı yitirmemeliyiz” diyordu sayın bakanımız. Hep beraber kimsenin yaşamını kaybetmemesi için aynı umutla dualar ettik. Ancak umduğumuz gibi olamadı. Dualarımız kabul olmadı, umutlarımız bitti. Önceden gerekeni yapmıyorsan inanmanın, umut etmenin hiçbir anlamı olmuyor.

Sanırım biz gerekeni öncesinde yapmadık...

Saygılarımla.

* Dr. Mustafa Tamyürek - İstanbul Tabip Odası İşyeri Hekimliği Komisyonu

12 Aralık 2009 / Sendika.Org