Halay başını işçiler çekmedikçe? -Bedri Tekin

“Boğazımız yırtılana kadar bağırsak veya yüreğimizi biraz daha sızlatsak geri gelirler mi ölenler?

Kopan kollar tutar mı omzumuzdan, bacaklar halaya durur mu yanı başımızda? …Halayın sonuna kadar bizimle nefes alır mı nefes alamayacak olan ciğerler…

Biz durursak yanlarında, EVET! O zaman bir umut var…”

…diyordu Dr. Mustafa Tamyürek, Konya’da bir inşaattaki asansörün halatının kopması sonucu 4 işçinin ölümüne ilişkin Sendika.Org’da yazdığı yazıda.

Türkiye’de her yıl 1.500 civarında işçi iş kazaları sonucu hayatını kaybetmekte, 2.000 civarında işçi malul hale gelmekte, binlercesi de yaralanmakta, sakatlanmaktadır. Meslek hastalıklarınınsa ancak yüzde biri kayda geçmektedir.

İş kazaları ve meslek hastalıkları en çok işçileri vurmakta, en çok işçilerin canını yakmakta.

İşyerleri mühendisler ve hekimlerin de iş kazalarına uğramalarına, meslek hastalıklarına yakalanmalarına yol açan etmenleri taşısa da, sonuçta onlar da ağırlıklı olarak işyerlerinde bir çalışan olarak bulunuyorlar.

Elbette, hekimler, mühendisler, hekimlerin, mühendislerin örgütleri, demokratlar, sosyalistler, siyasi partiler, DKÖ’ler; “iş kazası, meslek hastalığı olmasın” diye söz söyleyecek, iş yapacak, işçilere, sendikalara omuz verecek.

İşçi örgütleri de bu alanda söz söylüyor, iş yapıyorsa; hekimlerin, mühendislerin, hekim - mühendis örgütlerinin, demokratların, sosyalistlerin, siyasi partilerin, DKÖ’lerin söyledikleri ve yaptıkları etkili, sonuç alıcı olabilecektir.

İşçilerin “yaşama”, “sağlıklı yaşama hakkı” için örgütlenmesi, “yaşama”, “sağlıklı yaşama hakkı” için mücadele en az “ekonomik talepler” kadar sendikaların gündeminde olursa etkili sonuç alıcı olunacaktır.

Ne dersiniz, bu dediğimize uygun davranılıyor mu? Benim yanıtım; Hayır davranılmıyor. Buradan çıkaracağımız sonuç “sendikalar bu işin içinde yoksa biz neden olalım” değil elbette. Ancak, kendi kulvarlarımızda ayrı ayrı koşturmaktansa, kulvarlarımızı işçilerin, sendikaların kulvarları ile buluşturmalıyız. Bu buluşma, zaman zaman yapılan, panel, söyleşi, seminer, sempozyumlarda buluşmanın dışına taşmalı, uzun süreli birliktelikler haline dönüşmeli, ortak projeler gerçekleştirilmeli.

İşte o zaman, işçilerin “yaşam-sağlıklı yaşam hakkı” için ayağa kalktıklarını, halaya durduklarını, halay başını çektiklerini görürüz. İşte o zaman, bizlerin omuz vermesi daha anlamlı, sonuç alıcı olur, işte o zaman iş kazaları, meslek hastalıkları nedeniyle işçiler hayatlarını kaybetmez.

* Bedri Tekin
İş Güvenliği Mühendisi

17 Kasım 2010 / Sendika.Org