Kot taşlama işçileri artık ölmek istemiyor -Evrim Aydoğan Aydın

78 gün dinledi Ankara “Ölmek var Dönmek Yok “ haykırışlarını. Şimdi başka bir haykırış yankılanıyor Ankara'nın göbeğinde “Artık Ölmek İstemiyoruz” diye. Sloganlar farklı ama içerik aynı. İkisi de güvencesizliği anlatıyor bana, ikisi de insanca yaşama hakkını talebini anlatıyor.

Kot taşlama işçileri 22 Haziran'da geldi Ankara'ya. Abdi İpekçi Parkı'na tam Sağlık Bakanlığı’nın karşısına kurdular çadırlarını.

İstekleri kot taşlamanın yasaklanmasıydı. Zaten beyazlatmak için kotları taşlamaya gerek yoktu ki. Bu işi yapan atölyelere kurulacak lazerli bir düzenek bu işi yapardı. Böylece bir kez daha anladık ülkemizde insan hayatının ne kadar önemsiz, büyük şirketlerin de kar hırslarının ne kadar vahşi olduğunu.

Maluliyet aylığı bağlanmasını istiyorlardı. Bir de öldüklerinde ailelerine maaş bağlanmasını. Hem insanca yaşam istiyor hem ölmeyi de göze alıyorlardı. Aslında hiç yadsınamayacak bir hak değil midir malüliyet aylığı? Çalışırsın yıllarca, meslek hastalığına yakalanırsın ve bu meslek hastalığından çalışamayacak duruma gelirsin. Bu durumda malüliyet aylığı verdiğin emeğin karşılığında alman gereken bir haktır zaten.

Sigortaları olsa aslında sağlık hakları var ama sigortalı olmadıkları gibi bu hastalığın tedavisi de yok.

Aileleri, çocuklarıyla geldiler Ankara'ya. Üstelik eksik de gelmişlerdi. Erzurum'dan gelecek 5 arkadaşlarından bir tanesini yola çıkacakları gün kaybetmişlerdi slikozis hastalığından. Diğer 4 kişi de kaybettikleri arkadaşlarına son vedalarını yapmak istemişlerdi haklı olarak. Ve her geçen gün bu hastalıktan ölenlerin sayısı artıyor. Peki biliyor musunuz bu hastalığın tekstil sektöründe dünyada ilk kez Türkiye'de görüldüğünü.

Biliyor musunuz;

Belki de herkesin giydiği, belki de fark etmeden aldığı taşlamış kotların kaç yaşama mal olduğunu?

Şimdiye kadar 40'ın üzerinde yaşam kaybettik bu hastalıktan. Yaklaşık 600 kişiye de slikozis teşhisi konmuş durumda. Ama bu sektörde 10 bin kişi çalışıyor ve 5 bin kişinin daha bu hastalığa yakalanmış olabileceği söyleniyor. Ve onlar diyor ki “ Kumlama kotları ağartıyor, slikozis hayatları karartıyor”.

Herkesi hangi markadan olursa olsun taşlanmış kotları almamaya çağırıyorum. Belki de çözüm için küçük bir dayanışma olur bu.

Herkesi 24 Haziran'a kadar Abdi İpekçi Parkı'nda oturacak olan kot taşlama işçilerini görmeye en azından onlarla bir kere olsun konuşmaya çağırıyorum, olayın ne kadar ciddi bir boyutta olduğunu anlamak için.

23 Haziran 2010 / Sendika.Org