‘Ölüm’ atölyeleri - Burak Aliçavuşoğlu

Hiçbir güvenlik önlemi almadan çalıştırılan kot taşlama işçileri, tedavisi olmayan silikosis hastalığına yakalanıyor. Şu ana kadar 20’yi aşkın işçi bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdi.

Ünlü markalardan taklit ürünlere kadar çok sayıda firmanın satışını yaptığı jean (kot) kumaşların taşlama işinde çalışan işçilerin canlarına mal oluyor. Dünyanın birçok ülkesinde makinelerle yapılan kot taşlama işlemi, Türkiye’de 2 metrekarelik, havalandırması olmayan odalarda ve 15-25 yaşlarındaki işçilerin kol gücüyle yapılıyor. Taşlama işinde 3 ay dahi çalışanların, “kumlama hastalığı” olarak bilinen “silikosis hastalığına” yakalanma riskinin çok yüksek olduğu belirtiliyor. Silikosis hastalığına yakalanan Gazi Polat (38), “Yürümeye bile derman bırakmıyor bu hastalık. Öleceğimiz günü bekliyoruz” diyerek taşlama işindeki tehlikenin boyutunu gözler önüne seriyor.

Tuzla tersanelerindeki “iş cinayetlerine” son bir yılda 27 kurban veren Türkiye’de, kot taşlama işi nedeniyle şu ana kadar 20’yi aşkın işçi yaşamını yitirdi. Kumlama hastalığına yakalanan işçilerin sayısı da kaçak olarak açılan kot taşlama atölyeleri de artıyor. Sosyal güvencesi olmadan çalışan işçiler tedavi masraflarını karşılayamıyor, atölyelerin denetimini ve kapatılması yönünde hiçbir adım atılmıyor.

‘Utanç duyuyorum’

Mehmet Bekir Başak 37 yaşında, 7 çocuğu var. Daha önce pazarlarda terazicilik yapan Başak, ekonomik koşullar ağırlaşınca 2002 yılında kot taşlama işine başladı. Kumlama hastalığının başlatıcısı olan kum tanelerini ilk önceleleri önemsemeyen ancak zamanla nefes darlığı çekmeye başlayan Başak ilk muayenesinde “silikosis” hastalığına yakalandığını öğrenir. Hayatının en zor günlerini şöyle anlatıyor Başak: “Firmadan daha kolay, ağır olmayan bir iş istedim. Onlar da beni paketleme bölümüne verdiler. Çalışmakta zorlanınca işi bırakmak zorunda kaldım. Şu an 13 ve 17 yaşlarında olan 2 çocuğum da çalışıyor. Çocuklarım çalıştığı için utanç duyuyorum.”

Gazi Polat da 5 yıl çalıştığı atölyede alınmayan önlemler nedeniyle kumlama hastalığına yakalanan işçilerden biri. Hastalığa yakalandığını öğrenince önlem alınmadığı için atölye ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı aleyhine dava açan Polat, yaşadıklarını şöyle anlattı:

Üç kuruşluk kâr için

“Çoğu arkadaşımız öldü bizde ölümü bekliyoruz. Bazı arkadaşlarımıza verem teşhisi konmuş, 8 ay verem tedavisi gördüler. Tabii sonuçta bu arkadaşlar yaşamını yitirdi. Geçene sene İsviçre’de kot giymeme kampanyası başladı. Aslında bizim çalıştığımız yerlere robot kıyafetine benzer bir elbiseyle girmemiz lazımdı. Havayı da dışarıdan borular sayesinde almalıydık ama bu sistem pahalı olduğu için patronlar buna yanaşmadı. Üç kuruşluk kâr için hepimizin hayatını yaktılar. Geçen yıl bir arkadaşımız askerde koşarken ciğeri patladığı için hayatını kaybetti. Birçoğu da askere gitmek için muayene oldukları sırada hasta olduklarını öğrendi. O atölyelerden sağ çıkmak neredeyse olanaksız.”

11 Temmuz 2008 / Cumhuriyet