Taşerona güzelleme bakanlığı – Aziz Çelik

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer’in Zonguldak-Karadon’da 30 maden işçisinin ölümünün ardından söylediği “Acı çekmediler. Fiziki olarak güzel öldüler, aileleri huzur içinde” şeklindeki vahim, tuhaf, korkunç ve anlaşılmaz sözleri ne yazık ki yeterince tepki görmedi. İşçilerin güzel yaşaması ve çalışmasından sorumlu olan bir bakanın bu gafı (gaf değilse daha da korkunç) normal bir ülkede istifa ve özür getirirdi.

İstifasını istemek bir yana başta Türk-İş olmak üzere sendikalardan bakana yönelik kayda değer bir eleştiri dile getirilmedi. İsrail vahşetine karşı haklı olarak sokağa dökülen sendikalar, 30 madencinin taşeron düzeni yüzünden ölümü ve bakanın sözleri ardından bakanlığın kapısına siyah çelenk bırakmayı nedense akıl edemediler. Çalışma Bakanı, sendikacıları yüzlerine karşı fırçaladığında, vizyonsuzlukla ve bencillikle suçladığında da sendikacılar bakana gereken yanıtı verip istifaya çağıramamıştı.

Üstelik Çalışma Bakanı’nın vahim sözleri “güzel öldüler ve aileleri huzur içinde” ile sınırlı değildi. Bakan aynı açıklaması içinde iş cinayetlerinin temel nedenlerinden biri olan taşeronlaşmayı ısrarla ve inatla savunuyor. “Taşeronlaşma kazaları artırıyor” eleştirileri karşısında bakın neler diyor sayın bakan: “Burayı taşerona verdiniz, kaza oldu.’ Bu kesinlikle yanlış bir tespittir. Türkiye’de sendikalar, özel sektörde örgütlenemedikleri için taşeronluk sistemine karşı çıkıyor.” (milliyet.com.tr, 29 Mayıs 2010)

Taşeron işletmelerde artan iş kazaları ve ağır ve yasadışı çalışma koşullarını sağır sultan bile duymuşken sayın bakan ısrarla taşeron düzenini savunuyor. İş Yasası asıl işte taşeron çalıştırmayı sınırlandırıp istisnai hale getirmişken, kamu dahil asıl işte taşeron çalıştırılmasının kural haline gelmesi karşısında Çalışma Bakanlığı neden görevini yapmıyor?

Bakan “sendikalar özel sektörde örgütlenemedikleri için taşerona karşı çıkıyor” diyor. Konu açık değil mi sayın Bakan! Sizin göreviniz sendikal örgütlenmenin engellenmesine karşı önlem almak, işçilerin anayasal haklarını kullanmalarını sağlamak değil mi? Evet sendikalar özel sektörde ve taşeron şirketlerde örgütlenemiyor. Çünkü bir yandan işverenler korkunç yöntemlerle sendikalaşmayı engelliyor, öte yandan siyasi irade ve bakanlık olarak işçilerin sendikalaşması için koruyucu düzenlemelerden ve önlemlerden kaçınıyorsunuz.

Bakan’ın vahim sözleri burada da bitmiyor. “Özel sektörde meydana gelen kazalar kamudan daha düşük. Sadece bakanlığımız sorumlu olamaz. Meslek odaları ne iş yapıyor. Sendika, sadece işverenlerle ücret pazarlığı yapmamalı.” Kamuya nefret, taşerona aşk! Özel sektörde meydana gelen kazalar kamudan daha düşükmüş! İşte sözün bittiği yer.

Geçen haftaki yazımda Zonguldak Kömür Havzasında kamu ve özel sektörde ölüm oranlarını vermiştim. Özel sektör 34 kat daha yüksek! Tuzla’daki özel sektör tersaneleri ölüm tarlasına dönüşmüşken, Pendik Tersanesinde yıllardır tek bir kaza yaşanmadığını yazmıştım. Ama sayın Bakan tersini söylüyor. İnsaf artık!

Sadece bakanlık sorumlu değilmiş, sendikalar “ücret sendikacılığı” yapmasınmış! Yine insaf ve insaf!! Zaten sendikanın girebildiği işyerlerinde ölümlü iş kazaları son derece az. Mesele şu: Sendikalar taşeron şirketlere giremiyor, çünkü o işletmelerde İş yasaları değil orman yasaları uygulanıyor. Yasadışı, hukuk dışı yönetmelerle işverenler sendikaları engelliyor. Taşerona ve özel sektöre güzelleme yağdırmayı bırakıp yasaların, hukukun uygulanmasını sağlayın.

Sayın Bakan başında bulunduğunuz bakanlık Çalışma Bakanlığı’dır; siz şirketlerin sorunları ile ilgili bir bakanlığın başında değilsiniz. Görevlerinizle ilgili 3146 sayılı kanun size “Çalışma hayatını denetlemek, çalışanları koruyucu ve çalışmayı destekleyici tedbirleri almak, çalışanların hayat seviyesini yükseltecek tedbirleri almak” gibi yükümlülükler getiriyor. Taşeron düzenine güzellemeyi bırakıp yasanın size yüklediği sorumlulukları yerine getirin lütfen.

Murad Akıncılar serbest bırakılsın!
Türkiye sendikal kamuoyunun yakından tanıdığı bir isim olan ve İsviçre UNIA sendikasında çalışan yazar ve sendikal uzman Murad Akıncılar 8 aydan bu yana tutuklu. Tutukluluğu adeta cezaya dönüşmüş olan Akıncılar bugün ilk duruşmaya çıkıyor. Adil yargılanma hakkının ihlali olan tutukluluğa son verilmeli ve Murad Akıncılar serbest bırakılmalıdır.

3 Haziran 2010 / Birgün