Türksel’in çocuk işçileri-Doç. Dr. Serdar M. Değirmencioğlu

Evet, yanlış duymadınız. Türksel uzun süredir çocuk işçi çalıştırıyor. Bunu gizli saklı olarak da yapmıyor. Tam tersine, herkesin gözüne sokarcasına yapıyor. Olanak bulduğu her yere çocuk işçilerin fotoğraflarını, resimlerini veya hareketli görüntülerini koyuyor. Türkiye’ye gelen kişileri havalimanlarının duvarlarındaki, otobüslerin üzerlerindeki Türksel’in çocuk işçileri karşılıyor.
Türksel, televizyonlara verdiği bitmek tükenmek bilmeyen reklamlarda ana karakter olarak uzun süredir çocuk işçileri kullanıyor. Reklamlarda yer alan ünlü sanatçılar değişiyor ama çocuk işçiler değişmiyor. Türksel’in çocuk işçileri üzerlerine giydirilmiş sarı üniformaları, kafalarına takılmış anlamsız şapkaları ile sürekli milyonların gözlerinin önüne çıkartılıyor.

Bu yetmiyormuş gibi Türksel çocuk işçiler için hangi dilde olduğu bile belli olmayan bir ad kullanıyor: Cellocan (doğru yazılışıyla Selocan). Türksel “çocuk işçi” diyemiyeceği için, kulağa hoş gelebilecek bu acaip adı üretmek zorunda kalmış. Bu adın kulağa nasıl geldiği bir yana, çocukların başına nelerin geldiği belli. Çocuk işçiler herkesin gözü önünde çalışıyor; boyları kadar büyük rakamları taşıyorlar, oradan oraya koşuşuyorlar, her yere yetişiyorlar. Birer işçi oldukları ve bir patrona çalıştıkları belli.

Türksel çocuk işçili reklamlar kullanmak konusunda bu denli pervasız davranırken, reklamlardaki çocuk işçiler konusunda soru soranlara pek de açık davranmıyor. Bu çocuk işçilerin bulunmasında ve reklamlarda yer almasında önemli rol oynayan reklam ajansları da bu konuda çok duyarlı. Nedense çocukları kullanırken gösterdikleri büyük heves, çocukların nasıl kullanıldığı hakkında sorulara gelince azalıyor, yok oluyor.

Örneğin bu çocuk işçilerin hangi koşullarda çalıştırıldıkları, reklamlarda onlardan istendiği gibi oynayabilmeleri için nelere katlanmaları gerektiği, günde kaç saat, haftada kaç gün çalıştırıldıkları, reklamlarda oynamanın onlara ne gibi zararlar verebildiği gibi sorulara yanıt bulmak çok zor. Hatta olanaksız. İki öğrencim, Nazlı ve Asiye, sağolsunlar, epey uğraştılar ama hiç bilgi edinemediler.

Bu çocukların sırtından para kazanan kaç kişi ve kuruluş var, bu da belli değil. En az bir reklam ajansı ve çocuklarını reklamcılara teslim eden en az bir anne baba olması gerek. Ama reklamlarda oynayan çocukların sömürüldükleri ortada.

Sınırlı sorumlu Türksel
Türksel’e soracak olsanız, Türksel çok “kurumsal sosyal sorumlu” bir şirket. Çocuklara yönelik bir çok “projeler” yürütüyor. Şirketin internet sitesinde bu konuda çok ama çok iddialı laflar var. Bakın neler yazıyor:
“Kurumsal Sosyal Sorumluluk Turkcell’de işimizden ayrı olarak düşündüğümüz faaliyetler değil, işimizin kendisidir. Topluma olan sorumluluğumuzu kurulduğumuz günden bu yana eğitim, kültür sanat, spor gibi farklı alanlarda desteklediğimiz projeler ile yerine getirmekteyiz. Turkcell’in toplumsal sorumluluk anlayışının temelinde hissedarları, çalışanları, müşterileri, bayileri, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve medyanın oluşturduğu sosyal paydaşlarına duyduğu sorumluluk yatmaktadır. Turkcell olarak paydaşlarımızın beklentilerini tüm iş yapış süreçlerimize yansıttığımız gibi destekleyeceğimiz sosyal sorumluluk projelerimizi de bu beklentiler doğrultusunda oluşturuyoruz.”

Anlaşılan çocuk işçi çalıştırmak, çocukların bir güzel sömürülmesini sağlamak da Türksel’in her an üzerinde durduğu sosyal sorumluluklarından.

Neden çocuklar?
Türksel’in çocuklara bu kadar ilgi duymasının nedenleri olsa gerek. Türksel için çalışan reklam şirketlerinin de. Reklamcılar ve reklam verenler topluma yutturmak istedikleri aldatmacalar için çocukların sağlam malze-me olduğunu biliyorlar. İnsanların çocukların seslerini, yüzlerini ve mimiklerini şirin bulmaya eğilimli olduklarını, çocukların söylediklerine daha kolay güvenebildiklerini, yani onlardan daha kolay etkilenebildiklerini biliyorlar. Çocukların üzerinden mal pazarlamak birçok şirkete çok çekici geliyor. Çocukların pazarlama malzemesi yapılması, toplumun vahşi kapitalizme maruz bırakıldığı ve hoyratlığın olağanlaştığı bir dönemde daha da kolay. Aslında şaşırmamak gerek çünkü yandan yalanın dolanın olağanlaştığı bir toplumda güven oluşturmak iyice zor. Saldırgan şirketler çocukları kullanarak yetişkinlerin güvenini kazanabilmeyi ve onların duygularını sömürmeye çalışıyorlar. Olan çocuklara oluyor.

Neden Türksel?
Türkiye’de en çok reklam verenler listesinde telefon şirketleri tepelerde bulunuyor. Bu şirketlerin başında da Türksel geliyor. Türksel, temel gereksinimler ile hemen hiç ilişkisi olmayan ürünlerin satılması için akıllara durgunluk verecek denli çeşitli ve amansız reklam stratejileri kullanılması gerektiğini biliyor. Öte yandan, topluma şirin görünmek için kurumsal sosyal sorumluluk iddialarında da tepelerde bulunmaya çok özen gösteriyor.

Diğer yandan, bir mal veya ürün temel gereksinimlere denk düşmüyorsa, aşırı kullanılmasını sağlamak pek de zor değil. Eğer amansız reklam stratejileri, bir ürünün sürekli kullanılmasını sağlayabiliyorsa, aşırı kullanılmasını da sağlayabilir. Tam da bu nedenle en çok reklam verenler listesinde en tepede yer alan şirketlerin ürünleri topluma pek yararı olmayan ürünler.

Özetle, Türksel talep yaratmak ve yaratılan bu talep üzerinden büyük paralar kazanmak için büyük çaba harcıyor. Çocuk işçiler işte bu çabaya alet ediliyor ve sömürülüyor. Bir diğer deyişle, çocukların başlarına geçirilen sarı şapkayı kaldırınca altından Selocan değil, paragöz bir solucan çıkıyor.

Reklam Kurulu
Vahşi kapitalizm, amansız reklamlar gerektiriyorsa, o zaman “düzenleyici” kurumlar devreye giriyor. Bu kurumlardan biri, Reklam Kurulu. Reklam Kurulu arada sırada devreye girerek müdahalelerde bulunuyor. Örneğin Kurul, “Tut şunun ucunu götürelim abi” şarkısındaki sözlere dayanılarak hazırlanan “Tut şunun ucunu döşeyelim abi” Fırat Boru reklamına Ocak 2006’da ‘çocuk işçi görüntüsü’ nedeniyle 50 bin YTL ceza vermişti. Kurul, reklamdaki çocuk işçinin ‘Çocuk işçiliğini önlemeye yönelik çalışmalara ve bu konudaki kamuoyu duyarlılığına zarar verdiği’ sonucuna varmıştı.

Reklam Kurulu acaba Türksel reklamlarındaki çocuk sömürüsünü bir incelese, olmaz mı?

31 Mayıs / Evrensel