Çalışmak zorunda olan çocuklarımız- Emin Çapa

14 yaşından küçük 320 bin çocuğumuz oyun oynamak, okula gitmek yerine çalışmak zorunda. Unutmayalım onların bir geleceği yoksa bizim de bir geleceğimiz olamaz.
Ekonomi ne için vardır?

Devlet niçin?

Siyasi partilerin amacı nedir?

Seçimlerde neden oy veririz?

Bir Başbakan ne için çalışır?

Hazine Müsteşarlığı, Maliye Bakanlığı ne işe yarar?

Bu soruların tek bir yanıtı var: "İnsanların mutluluğu"

İnsanlar mutlu olmayacaksa bunların hiçbirinin anlamı yok.

Bir ülkenin yöneticileri halklarının mutluluğundan bir tek koşulda ödün verebilir: Uzun vadede daha fazla mutluluk getirecek bir eylem, kısa vadede sıkıntılara yolaçabilir. Bunun dışında devlet dediğimiz mekanizmanın tek amacı halkının refahını, mutluluğunu sağlamaktır.

Bir halkın uzun vadeli mutluluğu, bir devletin uzun vadede refahı geleceğe yaptığı yatırıma bağlıdır. Bu yatırımın en önemlisi de çocuklarımıza yaptığımız yatırımdır.

Çocuk işçilerimiz

Türkiye'de 14 yaşından küçük 320 bin çocuğun çalışmak zorunda kaldığını biliyor musunuz? Okula gitmesi, oyun oynaması gereken 320 bin çocuğumuz, hayatlarının bu en güzel, en masum çağında çalışmak zorunda kalıyor. Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi Betam'dan Yrd. Doç. Dr. Gökçe Uysal-Kolaşin ve Araştırma Görevlisi Burak Darbaz'ın yaptığı çalışmaya göre Türkiye çalışan çocuk sayısını 1994 yılındaki 974 binden, 320 bine indirmeyi başardı. Ancak sayı hala çok yüksek.

Üstelik çalışan çocukların 125 bini okula gitmiyor, 30 bini ise hiç okula gitmemiş. Cinsiyet açısından bakılırsa kızlarımızın durumu daha da vahim. Çalışan kızların yüzde 48,5'i, erkeklerin ise yüzde 33,5'i bir okula gitmiyor.

En acı olanı ise bu çocukların okula gitmeme nedenleri. 14 yaşından küçük olup çalışan ama okula gitmeyen çocuklarımızın yüzde 74,6'sı cehalet ve yoksulluk nedeniyle okula gidemiyor.




Çocuklarımızın dörtte biri aileleri okula göndermediği için, dörtte biri çalışmak zorunda olduğu için, dörtte biri de okul masraflarını karşılayamadığı için okula gitmek yerine çalışıyor. Dikkat edin ikinci ve üçüncü seçenekler aslında aynı şeye işaret ediyor. Çalışan cocuklarımızın yüzde 23,7'si çalışmak zorunda (yani yoksul ailesine destek vermek zorunda), yüzde 24,2'si ise okul masrafını karşılayamadığı için çalışıyor. Bu ikisini topladığınız zaman çalışan çocukların 47,9'unun yoksulluk nedeniyle okula gitmediğini görüyoruz.


Kızlarımıza karşı ayrımcı olmayalım

Tablonun bize söylediği ikinci bir şey daha var. Kızların okula gitmeme nedenleriyle erkeklerin okula gitmeme nedenlerinde çok dikkat çekici bir durum var. Yoksulluk hem kızlarımız, hem erkek çocuklarımızın okula gitmemesinde önemli bir unsur. Ancak "aileleri izin vermediği için okula gidemeyenlerde" kızların açık bir üstünlüğü var. Bu gerçekten büyük bir ayıbımız. Yoksulluk elbette büyük bir acı ve bu acıyı ortadan kaldırmak hepimizin görevi. Ancak çocukların aileleri tarafından okula gönderilmemesi, hele kız oldukları için gönderilmemesi gerçekten insanlık ayıbı.

Unutmayın, burada verdiğimiz sayılar istatistiktir, ancak okula gitmeyen/gidemeyen bu çocuklar bizim çocuklarımızdır. Onlar ülkemizin geleceğidir. Eğer onların bir geleceği yoksa sizin, benim bir geleceğimiz olamaz.

Not: Çok sevgili Prof. Dr. Taner Berksoy'un "Çocuğum" dediği, çok değerli Prof. Dr. Seyfettin Gürsel'in yönettiği Bahçeşehir Üniversitesi Ekonomik ve Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin bu tip çalışmalarının devamını merakla bekliyor ve kendilerine teşekkür ediyoruz. Araştırmanın tamamına ulaşmak isteyenler www.betam.bahcesehir.edu.tr adresine bakabilir.

3 Mayıs 2009 / CNN Türk