Nitekim, galvaniz işçisinin direnişine başlarken yaptığı basın açıklaması sırasında, gelen resmi ve sivil polis ekipleri de işyerine girmişler, dalış sırasında çıkan zehirli duman içinde duramayıp orada çalışan işçilere “burada çalışılır mı yav” diyerek hemen kendilerini dışarı atmışlardı. Çevre işyerlerinde yaptıkları soruşturmada da diğer esnafın da galvaniz atelyelerinden çıkan zehirli dumandan rahatsız ve şikayetçi olduğunu belirtmişlerdi.

Tabii ki polis ve Ostim İdaresinin bu telaşı işçileri düşündükleri için değil, direnişle birlikte Ostim ve galvaniz atelyelerindeki insanlık dışı çalışma koşullarının teşhir olması ve kamuoyuna yansıyarak işçi ve kamuoyu tepkilerinin büyüyeceği korkusundandır. Kaldı ki, bugüne kadar yapılan göstermelik denetimlerde, galvaniz patronlarına herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. 

Ostim İşçi Sağlığı Meclisi 

Direnişin 1. Günü: Taşgök Galvaniz’de işten atılmaya ve kölece çalışma koşullarına karşı direniş başlatan Ostim galvaniz işçisi Orhan Karakoç’un fabrika önündeki direniş yeri, direnişinin birinci gününde, gün boyu civar fabrikalardan gelen işçilerin uğrak yeri oldu. Ostim işçileri direnişi haklı bulduklarını söylediler. Kendi işyerlerinde çalışma koşullarının aynı olduğunu anlattılar, ses çıkarılmadığı sürece koşulların değişmeyeceğini, direnişi desteklediklerini söylediler.

Sabah işyerine gelen Taşgök Galvaniz’de çalışan işçiler de, direniş yerine uğradıktan sonra mesaiye başlıyorlar.

Direnişin ilk günü direnişçi işçi Orhan Karakoç’u görüşmeye çağıran Taşgök Galvaniz patronu, direnişin işçilerden gördüğü ilgiden rahatsız olarak direnişçi işçiyi ayaküstü görüşmeye çağırdı. Direnişçi işçinin, keyfi biçimde işten çıkartıldığını ve işe dönmek istediğini belirtmesi üzerine, patronun “diyelim ki seni işe aldım, 2 ay sonra yasal bir biçimi bulup işten yine çıkarırım” dediği öğrenildi. Direnişçi işçinin patrona yanıtı da, “ben de o zaman yine fabrikanın önündeki direnişime devam ederim. 3 vardiya olan çalışma sistemini 2 vardiya günde 12 saat çalışmaya çıkarmışsın, bu vardiya sistemini zaten kabul etmiyorum.” oldu.

Bugün patron, fabrikalar sokağından geçen işçilerin görmesini engelleyecek biçimde direniş yerinin önüne kendi arabasını ve fabrikanın kamyonunu çekti. Orhan Karakoç da direniş yerini fabrikaya dönülen ana cadde üzerinde daha görünür bir noktaya taşıdı.

Atölyede çalışmaya devam eden işçiler de, vardiyanın 12 saate çıkartılmasından rahatsızlar. Zaten işçi sağlığı ve güvenliği için yıkıcı olan, işkence gibi çalışma koşullarıyla birlikte, işgününün 8 saatten 12 saate çıkartılması, içerde de işçiler arasında hoşnutsuzluğun artmasına neden oldu. 

Direnişin 2. Günü: Sabah patron direniş yerini araba ve kamyonla perdelemeye çalıştı. Ben yokmuşum gibi davranarak içeri girdi. Bir süre sonra Ostim civar fabrikalardan işçi ziyaretçilerim gelmeye başladı. Pankarttaki “bu işyerinde her gün cinayet işleniyor” sloganı gelen işçilerin ilk dikkatini çeken şey oluyor. İşyeri, Ostim çalışma koşulları, işçi sağlığı ve güvenliği üzerine sohbetler buradan başlıyor. Destek için ya da duyup merak ederek gelen her Ostim işçisinin hem soracak hem de anlatacak ne çok şeyi var.

“Biz de işyerinde aramızda seni konuşuyorduk, birlikte gelmeye karar verdik” diyenler var. 30 yıldır Ostim’de çalışan bir işçi abimiz anlatıyor: Ostim’de zaman zaman dağıtılan bildirileri işçilerin okumamasına, eylem çağrılarına kayıtsız kalınmasına tepkisini dile getiriyor. Başka bir işçi, kendi işyerlerinde toplanıp yukarı patrona çıktıklarını anlatıyor, Ostim’de epey geleneksel bir durum olarak, arkasına baktığında konuşan işçilerin çoğunun gelmediğini gülerek anlatıyor. Gönülden katılımlar var, patrona karşı açılan bir direniş mevzisine. Tüm işçiler, daha kitlesel direnişler, eylemler görme isteklerini belirtmekten geri kalmıyorlar. Epey uzak işyerlerinden telefonuma ulaşıp arayanlar, desteklerini belirtip işçi arkadaşlarıyla geleceğini söyleyenler var.

Patron işyerinden, diğer galvaniz fabrikalarından, Ostim işçilerinden direnişime olan ilgi ve destek son derece rahatsız. Direniş yerine gelen, desteklediğini söyleyen işyerinden arkadaşları “uyarıyor” ve kendince baskı yapmaya çalışıyor. 

Başta galvaniz fabrikaları olmak üzere, direniş bir dizi işyerinde şimdiden yankı uyandırmış durumda. Taşgök Galvaniz’de ve Ostim’deki diğer galvaniz fabrikalarında, patronların daha önce umurunda bile olmayan baretler ve iş eldivenleri dağıtılmış işçilere. Patronlar, görünüşü kurtaracak önlemler almaya, işçileri de bunun için tembihlemeye başladılar.

Daha önce yılda birkaç görünüp kaybolan, patronlara hiçbir yaptırım uygulamayan Ostim Denetleme bu sabah göstere göstere işyeri denetleme gösterisi yapma gereği hissetti. Daha önce hiç işçileri muhatap almayan denetim ekibi, işçilerin önünde neden baret, gözlük takılmadığını, banyonun mutfağın leş gibi halini sordu, patrona “fırçalar attı”! Denetim ekibinin işyerinde bulunduğu sırasında zehirli dumanı gizlemek için bile üretimin 2 saat boyunca durdurmak zorunda kalması da, bir yerde direnişin bir sonucu… Bu sefer işyerinde daha uzun zaman kalıp havalandırma gibi konularda bir takım kayıtlarda bulunuyor gibi göründüler. Sanki, Ostim cehennemindeki çalışma koşullarını ilk kez keşfediyorlarmış gibi bir havalardaydılar. Diğer işyerlerinin patronları da toplanıp gruplar halinde uzaktan direnişi gözleyip hararetli hararetli kendi aralarında bir şeyler konuşuyorlar. 

 Bir direniş, bunun işçiler içinde yaygın olarak konuşulmaya, tartışılmaya başlanması, gündemleşmesi, ilgi odağı olması bile, patronlar, Ostim İdaresi, bu işin suç ortakları üzerinde belli bir basınç yaratıyor. En korktukları şey bu direnişlerin yayılması, işçiler arasında aleni olarak ve daha cesurca konuşulmaya başlayan kölece çalışma koşullarına tepkilerin büyümesi, kitleselleşmesi. Tabii, bu gibi vitrinlere oynayan denetimlerden bir beklentim yok. Bizim sorunlarımız da öyle göstermelik baret ve eldivenle çözülecek gibi değil. Ama bu sorunların işçiler içinde yaygın biçimde gündemleşmesi önemli. Denetimlerin de içinde işçilerin de olduğu bağımsız sendika, meslek odaları ve uzmanlar tarafından yapılabilmesi gerekir. Somut taleplerime somut karşılık istiyorum.

Ostim’de direniş ve dayanışma çağrısı bildirisi dağıtıldı

Bugün işten atılan Galvaniz işçisiyle birlikte Ostim İşçi Sağlığı Meclisi, Ostim Metro’da işçilere bir bildiri dağıttı. Bildiri şöyle:

OSTİM’DE DİRENİŞ VAR

Ben bir galvaniz işçisiyim. Bilmeyenler için, galvaniz kaplama işi metalin ömrünü uzatır, biz galvaniz işçilerinin ise ömrünü çürütür.

Yaklaşık 7 aydır asittin, dumanın ve kimyasal maddelerin zehrini soluyorak çalıştığım Ostim’deki Taşgök Galvaniz’de işten atıldım. İŞTEN ATILDIM…! Bu söz sana ne kadar tanıdık geliyor değil mi? Neden mi işten atıldım? İşbaşı zamanına yarım saat olduğu halde çalıştığım Taşgök Galveniz’de patron bana işbaşı yapmayı dayattı. Patronun bu keyfi tutumuna karşı çıktığım için şu anda işsizim.

Ostim’de çalışmak ve işsizlik patronun iki dudağı arasındadır, bilirsin. Zam istersin, kapı!… Çalışma koşullarının düzeltilmesini istersin, kapı… Verilen yemeklerin kalitesiz olduğunu söylersin, kapı!… Hatta, patronun çalışma dışı zamanlarda seni fazladan çalıştırmasına karşı çıktığında da, kapı!…

Biz işçiler boyun eğdiğimiz sürece, patronun bir lafı bizim ömrümüzü belirler. Onca sömürülme, eziyet sanki lütufmuş gibi, patronun bir sözüyle işten atılınca, sesimizi hiç çıkarmadan, bize yeni iş dilenmek düşer.

Ama her iş, beraberinde aynı eziyeti, aynı yıpranışı, aynı gerilimi getirir. Kahredici koşularda, üç kuruşa ölüm pahasına çalışmaya zorlanırız yine. 3 Şubat 2011’de patlamalarda hayatını kaybeden 20 işçi kardeşimiz bunun en büyük kanıtı değil mi? Hani önlem alınacaktı? Ne değişti? Biz her gün ölmeye devam ediyoruz. Öyle bir kıskaca almışlar ki patronlar bizi, çalışmak da işsizlik de ölümlerden ölüm beğenmek oluyor bizim için.

Patron beni işten atmakla kalmadı, çalışan işçi arkadaşlara da böyle göz dağı vererek, 3 vardiya olan çalışma sistemini, 12’şer saatten 2 vardiyaya indirdi. 

BU SEFER KAPIYI BEN KAPATTIM!

Ostim’de böyle gelmiş böyle gider mi, dersiniz? Ben bu kez patrona “hayır!” dedim. Patronun gösterdiği kapıyı, direnişle kapattım. Bir basın açıklaması yaparak, kölece çalışma koşullarına, işten atmalara, patronların keyfi dayatmalarına karşı fabrika önünde, oturma eylemiyle direnişe başladım. Ostim galvaniz fabrikalarında, cehenneme benzeyen, işçilerin ömrünü ve sağlığını tüketen çalışma koşullarını teşhir ettim. İşçi sağlığı ve güvenliği konusundaki talepleri dile getirdim.

Direnişim, basında ve internet sitelerinde yer almaya başladı. Civar fabrikalardaki işçi arkadaşlar da direnişimi ziyaretleri ve ilgisi de beni daha bir cesaretlendirdi. Direnişimin ve teşhir ettiğim kölece çalışma koşullarının işçiler ve kamuoyunda yarattığı etkiyle, işten çıkartıldığım fabrika denetlendi. Daha önce hiç denetim olmamıştı oysa.

Yukarıda okudukların, sadece benim senin değil, hepimizin hikayesidir. Ama patronlar tarafından yazılan hikaye. Artık kendi hikayemizi kendimizin yazma zamanı gelmedi mi? Bizim hikayemizi yazmak adına başta ostim işçisi kardeşlerimi ve duyarlı herkesin desteğini bekliyorum

Ostim’de işten atılmaların yasaklanmasını istiyoruz.
8 saatlik iş günü, insanca yaşanacak ücret ve serbest zaman istiyoruz.
Çalıştığımız işyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmasını istiyoruz.
İşyerlerinde işçi sağlığı ve güvenliği denetimlerinin içinde Ostim işçilerinin de olduğu sendikalar, meslek odaları tarafından oluşturulan İşçi Sağlığı Meclisleri tarafından yapılmasını istiyoruz.

Orhan KARAKOÇ
İletişim No:0546 205 82 43
Direniş yeri: uzay çağı cad. 56.sok no:110

Her soluk ölümse yaşamak direnmektir

Yedek sanayi ordusu bekliyor kapıda
Gelir münferit katılır aramıza
Asitin buharın,dumanın ortasında
Kör karalıkta çalışanlar var
Cehhennem zebanileri olmalılar
Diye düşünür münferit
Yedek sayi ordusu bekliyor kapıda
Çılgınca üretilip çılgınca tüketilen
Metalar dünyası var karşımızda
Yanımızda, içimizde
Yedek sanayi ordusu bekliyor kapıda
Gel katılki sende münferit gör
Soluk almanın ne kadar acı verici olduğunu
Solukki aldığın her nefes
Korkunç derecede alınamaz olandır
Yedek sanayi ordusu bekliyor kapıda
Tertemiz dünyanın yaratıcıları
Aldıkları her solukta bir nebze daha ölüyor
Bir nebze daha yaşayabilmek için
Bin nebzenin verdiği bir nebzeyle yaşıyor
Aslında karanlık olmayan karanlıkta
Yedek sanayi ordusu bekliyor kapıda
Çürümemesi için yaptımız metaller
Çürütüyor bizleri çürütüyor yaşamlarımızı
Asit ve dumandan arta kalan bu çürümüş adamdır
Nasıl baktığındır önemli olan
Göreceğini belirleyecek olan odur
Bu çürümüş adamdır o zaman göreceğin

Pasından arınmış metal gibi
Çürümüşlüğümüzün geride kalacağı günler yakındır
Metale dokunan ellerimiz
Yaşamımıza dokunmaya başlayınca

Galvaniz işçisi Orhan Karakoç

Devrimci Proletarya 

" /> (12) Ostim İdaresi Taşgök Galvaniz’de göstermelik bir denetim yapıyor… - Ostim İşçi Sağlığı Meclisi - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

(12) Ostim İdaresi Taşgök Galvaniz’de göstermelik bir denetim yapıyor… - Ostim İşçi Sağlığı Meclisi

Ostim Organize Sanayi Bölgesi İdaresi ve Çevre Denetleme kurumu, işyerinde bir denetim yapmaya geldi. Üretimin denetim sırasında durduğu ve galvaniz ocağına malzeme dalışı yapılmadığı (dalış sırasında yoğun zehirli duman çıkmaktadır) öğrenildi... Galvaniz işçisinin Ostim’deki galvaniz işyerlerindeki insanlık dışı zehirli çalışma koşullarını direnişle teşhir etmesi, bunun basına ve kamuoyuna yansımaya başlaması, Ostim İdaresi’nde de telaşa yol açmış görünüyor...