İMO Bakan'a seslendi: Normal durum sorumluların derhal istifa edip hesap vermesidir!

Ülkemiz artık, her geçen gün artan iş cinayetleri, felaketleri ve bu durumu "kader" olarak tanımlayan siyasal iktidarın zihniyeti ile yönetilemez bir duruma gelmiştir.

Son olarak 22 haziran 2012 tarihinde Ankara‘da kaldırımda yürüyen bir vatandaşımızın Metro inşaatı çalışmaları nedeniyle oluşan göçük sonucu hayatını kaybetmesi ile iş cinayetleri konusundaki ibretlik durumumuz bir kez daha açığa çıkmıştır.

İş cinayetleri konusunda dünya ülkelerini geride bırakarak birinci sıralara yükselen ülkemizde iş cinayetlerinin giderek artmasının sebepleri nerede aranmalıdır sorusuna Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tokat gibi cevap vermiştir.

Bakan Binali Yıldırım, bir insanın kaldırımda yürümekte iken bir anda hayatını kaybetmesini "buna benzer olaylar yine de beklenebilir. Dünyada da böyledir, normaldir" sözleri ile açıklamıştır.

Ülkemizi yöneten bu akıl her iş cinayeti sonrası aynı açıklamaları yapmaktadır. Bu durum daha önce Başbakan Tayyip Erdoğan‘ın maden kazaları ile ilgili "Ölüm bu işin doğasında var" sözleri ile, Çalışma Bakanı Faruk Çelik‘in Esenyurt‘ta 11 işçinin yanarak ölmesi sonrası "Kader mi? Bence kader" sözleri ile karşımıza çok kez çıkmıştır.

Bakanın sözlerine bakıldığında, attığımız her adımda, her anda herhangi bir yerde herkesin ölebileceği sonucu çıkmaktadır. Daha fazla detaya girilirse; atıl durumda olan Ankara Metro çalışmalarının yapıldığı bölgeler için aynı durumun geçerli olduğu, başka insanların hayatını kaybetmesinin an meselesi olduğu ve bunun normal karşılanması gerektiği sonucu ortaya çıkmaktadır. Tüm bu olanlara rağmen mühendislik hizmetleri yok sayılmaktadır.

Soruyoruz, bu durum gerçekten de normal midir? Metro çalışma alanının atıl olması denetim yapılması önünde bir engel midir? Periyodik kontroller neden yapılmamaktadır? Sorumlusu kimdir? Hangi kurumdur?

Maalesef ne bu durum, ne de Bakanın açıklamaları hiç de normal değildir, tam bir sorumsuzluk örneğidir. Ankara‘da yaşanan olay daha büyük felaketlere yol açabilirdi, daha çok insan hayatını kaybedebilirdi. Bakan bu tip felaketlerin dünyada da normal karşılandığını söyleyerek kamuoyunu yanıltmaktadır. Dünyada insan canının özellikle de işçilerin hayatının kar hırsı uğruna hiçe sayıldığı ülkeler arasında Türkiye ilk sırada yer almaktadır.

2003 yılındaki iş kazası sonucu ölüm sayısı 810 iken, 2011 yılında bu sayı 1.563‘e yükselmiştir. Bu rakam Bakanın "normal" olarak tariflediği durumu açıklamaya yetmektedir.

Geçtiğimiz gün mecliste alelacele kabul edilen "İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası"na bakıldığında aynı mantığın yasalara yansıması görülmektedir. Piyasacı mantık ile hazırlanan bu yasa ile iş kazalarının önlenmesi mümkün değildir. Bakanlık denetim görevini yasal olarak terk etmiştir ve bu yetki özel şirketlere devredilmiştir.

Yasanın temeli iş cinayetlerini önleme üzerine kurulmamıştır. Yasa ile yaşanan iş cinayetleri sonrası verilecek olan cezalar ile Bakanlığa para aktarımının sağlanmasının ötesine geçilemeyecektir.

Ayrıca Yasa ile yaşanacak olan iş kazalarından doğan tazminat yükü mühendislere ve mimarlara yüklenmiştir. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası, iş vereni korumuş, işçileri ve onların yaşam hakkını "kader"e havale etmiştir.

İş kazaları konusunda yasal düzlemlerde atılan adımlar ile ülkemizi yöneten zihniyetin felaketler sonrası yaptığı açıklamalar paralellik taşımaktadır.

Ne bu zihniyet ile ne de çıkarılan bu yasa ve yönetmelikler ile her geçen gün artan iş kazaları ve ölümler engellenemez.

İnşaat Mühendisleri Odası olarak, insan hayatını piyasa karından değersiz gören ve ölümleri normal bulan birisinin Bakan oluşunu da, kaldırımda yaşanan felaketin de normal olduğunu düşünmüyoruz.

İNŞAAT MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU