(3) Maden Mühendisleri Odası'ndan jeotermal sahada akışkan püskürmesine yönelik açıklama

MANİSA İLİ ALAŞEHİR İLÇESİ ALKAN KÖYÜ MURATLAR MEVKİİNDEKİ JEOTERMAL SAHADA AKIŞKAN PÜSKÜRMESİNE YÖNELİK BASIN AÇIKLAMASI

Bilindiği üzere, Manisa İli Alaşehir İlçesi Alkan Köyü Muratlar mevkiinde özel bir şirket tarafından yapılan jeotermal çalışmalardaki sondaj kuyusundan, jeotermal akışkanın kontrol dışı olarak 50 metre yüksekliğe kadar defalarca püskürmesi sonucu çevredeki tarım arazileri zarar görmüştür. Odamızın jeotermal komisyonu üyeleri, olayı yerinde incelemeler yapmak ve kamuoyunu bilgilendirmek üzere, 07.06.2012 tarihinde olay yerine gitmiştir. Olay yeri incelenmiş, şirket yetkilileri ile görüşülmüş, olayın oluşumu ve gelişimi hakkında bilgi alınmıştır. Alınan bilgilere göre;

-Püskürme yapan kuyuda, 13 3/8" muhafaza borusu 220 metreye indirilip boru arkası çimentolandıktan sonra 12 ¼" matkap ile ilerleme devam edilirken 1011 metrede jeotermal kuyu geliş yapmıştır.

-Kuyuyu kontrol altına alma çalışmaları sırasında kuyu başına 150 metre mesafede bir noktadan akışkan püskürmesi olayı gerçekleşmiştir. Geçen 22 gün içerisinde püskürme noktaları 5 kez yer değiştirmiştir. En son püskürme noktası, kuyu başının 7 metre yakınındadır. İlk püskürmeler fay kırıklarında oluşurken son püskürme muhafaza borusunun cidarının basınçlı akışkan tarafından yırtılmasıyla gerçekleşmiştir.

-Bu süre zarfında kuyuyu kontrol altına almak için çimentolama gibi işlemler gerçekleştirilmiş, fakat başarılı olunamamıştır. Son püskürmenin lokasyonun yakınında olmasından dolayı makine olay mahallinden uzaklaştırılmıştır.

-Püskürmeler sırasında yüksek sıcaklık nedeniyle çevredeki üzüm bağları zarar görmüştür.

Kontrolsüz akışkan püskürmesinin etkileri:

a)Yüksek sıcaklık ve basınca sahip jeotermal akışkanın değişik noktalardan ani püskürmesi çevrede yaşayanların can güvenliğini tehlikeye atmaktadır.

b)Jeotermal akışkanın içerdiği kimyasallardan dolayı kontrolsüz akışı çevresel kirlenmeye neden olmaktadır.

c)Kuyuyu tekrar kontrol altına alma çalışmaları çok yüksek miktarda maddi zarara yol açmaktadır.

d)Jeotermal sistemin doğal yapısı bozulmakta ve geri dönüşü olmayan bir hale ulaşmaktadır.

e)Jeotermal akışkan içerdiği kimyasal maddelerden dolayı yeraltı tatlı su rezervuarlarını kirletmektedir.

Bu problemlerin ortaya çıkmasındaki önemli etkenler:

(i)Yetersiz jeotermal mevzuat; Mevzuatta sondaj tekniğine yönelik bir yönetmelik veya standart yoktur. Derin jeotermal sondajlarda üç kademe (yüzey boru, ara boru ve üretim borusu) boru kullanılırken, ülkemizde sadece ikisi kullanılmakta, yüzey boru genellikle kullanılmamaktadır. Bu kuyuda da yüzey borusu kullanılmamış ve bunun faturası da ağır olmuştur.

(ii)Jeotermal sondajlar için yetişmiş eleman eksikliği; Ülkemizde 1960‘lı yıllarda başlayan jeotermal araştırmalar, 1980‘li yılların ortasına kadar hızlı bir gelişim göstermiş ve bu dönem süresince MTA Genel Müdürlüğü tarafından dünya standartlarında arama ve sondaj çalışmaları yapılmıştır. 1980‘li yılların ortalarından itibaren bu sektöre olan kamu yatırımının azalması sonucu, sektörün 2000‘li yılların başına kadar gelişimi yavaş olmuştur. Bu durağan süreç, dünyadaki teknolojik ilerlemenin takip edilmesini ve eğitimli insan gücünün yetiştirilmesini de olumsuz etkilemiştir. 2007yılında "Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular Kanunu"nun yayınlanması ve söz konusu Kanunla; özel sektörün de jeotermal kaynakların aranması ve işletilmesine olanak tanınması ile jeotermal faaliyetler hız kazanmıştır. Fakat bu alanda çalışan deneyimli teknik eleman azlığı, sektörün gelişmesini engelleyen bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

(iii)Ruhsat veren, denetleyenler kurumların ve kişilerin deneyimsiz oluşu: İl Özel İdarelerinde görevli, ruhsat veren ve denetleyen mühendislerin bu konuda deneyimsiz ve yetkisiz oluşu ve yeterli eğitim almamış olmaları nedeniyle sondaj çalışmaları şirketlerin insafına bırakılmıştır.

Alaşehir‘de yaşanan püskürmenin kontrol altına alınmasına yönelik öneriler ve kısa dönemde acilen yapılması gereken çalışmalar;

a)Kuyu, klasik yöntemlerle kontrol altına alınamaz hale gelmiştir. Bu durumda iki yöntemin uygulanabilirliği ortaya çıkmaktadır; Birincisi püsküren kuyunun Coiled Tubing ünitesi ile temizlenmesi, püskürme noktasından üstünün çimentolanarak kapatılmasıdır. İkincisi püsküren kuyunun tabanına yakın olacak şekilde yönlü ve yatay kurtarma kuyularının açılmasıdır. İlk yöntem lokasyon alanına yakın yerde gerçekleştirileceğinden tehlikelidir, fakat ucuz ve etkin bir yöntemdir. İkinci yöntem ise püskürme alanından uzak olduğundan güvenli, fakat pahalı ve zor bir yöntemdir. Bu yöntemlerin uygulanması, teknik raporda ayrıntılı olarak anlatılmıştır.

b)Alaşehir özelinden yola çıkılarak bu tür problemlerin tekrarını en aza indirmek için ilgili kurum ve kuruluşların katılımı ile jeotermal mevzuat tekrar düzenlenmeli, sondaja yönelik standart ve yönetmelikler acilen uygulamaya konulmalıdır.

c)Ülkemizde şimdiye kadar yüzey borusu kullanılmayan tüm kuyularda çimentolamanın başarılı olup olmadığı araştırılmalı ve jeotermal akışkanın boru arkasındaki formasyonlara karışıp karışmadığı gözlenmelidir. Yüzey borularının kullanılması acilen zorunlu hale getirilmelidir.

d)Sektörde çalışan, ruhsat veren, denetleyen yetkililer jeotermal enerji araştırma konularında gerekli eğitimi almalı ve yetki konularına göre belgelendirilmelidir.

Olayla ilgili teknik rapor hazırlanarak ekte sunulmuştur. Maden Mühendisleri Odası olarak, aktarılan sorunların çözümü için deneyim ve birikimimizle destek olacağımızı belirtir, bu tür kazaların yaşanmamasını dileriz.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TMMOB
MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI
YÖNETİM KURULU

12 Haziran 2012, Ankara