Ey işçi! İki yıl ölmemeye çalış!

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, Aralık 2011 ve Ocak 2012 yıllarına göre, toplam  iş yeri sayısı 1 milyon 427 bin 590. Bunlardan 1 milyon 397 bin 174’ü iş sağlığı ve güvenliği önlemleri açısından işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı çalıştırmayan 50’den az işçi çalıştıran işyerleri. İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısının bu haliyle yasalaşması durumunda, 1 milyon 400 bin iş yerindeki işçiye “iki yıl daha güvenlik önlemi alınmadan çalış, ölmemeye bak” denilecek.
 
Emek Partisi (EMEP) Eski Genel Başkanı, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel’in soru önergesine Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik tarafından verilen yanıta göre, toplam işyeri sayısı Aralık 2011 ve Ocak 2012 tarihleri itibariyle 1 milyon 427 bin 590. SGK’nın 2010 yılı İstatistik Yıllığı’na göre toplam işyeri sayısı ise 1 milyon 325 bin 749 idi.
 
‘TEDBİR ALINMADAN ÇALIŞIN’
 
Bakan Faruk Çelik imzasıyla Tüzel’in soru önergesine verilen yanıta göre, işçilerin büyük bir çoğunluğu sağlık ve güvenlik önlemlerinin alınmadığı işyerlerinde çalışıyor. İşçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin bir yasası bulunmayan Türkiye’de mevcut yönetmeliklere göre, 50 ve daha yukarı işçi çalıştıran işyerleri için işyeri hekimi ile iş güvenliği uzmanı çalıştırma zorunluluğu var; 50’den daha az işçi çalıştıran işyeri için bu zorunluluk yok. Bakanlığın 2010 yılı verilerine göre 1 milyon 300 bin 403 işçi 50’den daha az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışıyor. Bu rakam Aralık 2011-Ocak 2012 yıllarına göre 1 milyon 397 bin 174’e ulaşıyor. Bu kadar işçi, yasal olarak işyeri hekimi ve iş güvenliği uzmanı bulundurmaya zorunlu tutulmayan işyerlerinde iş kazası riski altında, ölümle burun buruna çalışmaya mahkum ediliyor.
 
İKİ YIL SONRAYA
 
İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı, uzun bir komisyon çalışmasının ardından Meclis Genel Kurulunda görüşülecek. Tasarıda iş güvenliği önlemleri için 1-9 işçi çalıştıran işyerleri kriteri, yani 10’dan daha az işyerlerinin kapsam dışında tutulması getiriliyordu. Komisyonda bu sınırlama kaldırılarak, olumlu bir adım atıldı, ancak yasanın yürürlük maddesinin, az tehlikeli işyerlerinde 3 yıl, diğer işyerlerinde 2 yıl ertelenmesi, “ölümlü kazaların devam etmesine onay” olarak değerlendirildi. Tasarının bu haliyle yasalaşması, ölümlü iş kazalarının büyük çoğunluğunun yaşandığı işyerlerinde “ölümler devam etsin” ya da işçilere “iki yıl daha ölmemek için dayan” demek anlamına geliyor. 

TÜZEL: İSMİ BİLE İŞÇİYİ KORUMAKTAN UZAK
 
İş Güvenliği ve Sağlığı Yasa Tasarısı’nın isminin bile işçi sağlığını korumaktan uzak olduğunu belirten Levent Tüzel, yasanın çıksa bile yürürlüğünün 2-3 yıl ertelenecek olmasının, bugün yaşanan işçi ölümlerinin devam etmesini istemek olduğunu söyledi. AKP Hükümetinin bugüne kadar hep işverenlere teşvikler verdiğini, işçilerin haklarını kısıtladığını belirten Tüzel, “Her gün onlarca işçi ölürken, Hükümet bu yasayı çıkarmak yerine sermayeye teşvik getiren düzenlemeleri öne aldı. İşverenleri bu yasaya, ‘size teşvik veriyorum, buna da artık razı olun’ diye ikna etti. AKP Hükümeti gerçekten işçilerin iş kazaları ve meslek hastaları nedeniyle ölmelerini istemiyorsa, yasanın kapsamını genişleterek, yaptırımları daha da ağırlaştırmalı. Ayrıca yasa hemen yürürlüğe girerek, uygulanıp uygulanmadığı da sıkı bir şekilde denetlenmeli” dedi. Tüzel yasanın adının da “iş sağlığı” değil, “İşçi Sağlığı ve Güvenliği” olarak değiştirilmesini istedi.