İşçi sağlığı piyasaya havale ediliyor - Can Doğan ile söyleşi

İş Sağlığı ve Güvenliği Yasa Tasarısı, Meclis Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’ndan geçti. Meclis tatile girmeden yasalaşıp yasalaşmayacağı henüz belirsiz olan tasarı, bu haliyle iş kazalarını önlemekten uzak, sorumluluğu işverenden çok, işçilere ve iş güvenliği şirketlerine devreder durumda.
 
ÖLÜMLER DEVAM EDECEK
 
Tasarının ilk halinde iş güvenliği önlemleri için 1-9 işçi çalıştıran işyerleri kriteri getiriliyordu. İşverenler özellikle bu maddeye yoğun bir tepki göstermişti. Komisyonda kabul edilen metinde ise bu sınırlama kaldırıldı. Az tehlikeli işyerlerinde yasanın yürürlüğünün 3 yıl, diğer işyerleri için de 2 yıl ertelenmesi, iş cinayetlerinde “eski tas, eski hamam” eleştirilerine neden oldu.
 
YASA TEK BAŞINA ÖNLEMEZ
 
Komisyonda kabul edilen tasarıyı, TMMOB Yönetim Kurulu Kurulu Üyesi Can Doğan gazetemize değerlendirdi. TMMOB İşçi Sağlığı ve Güvenliği Komisyonu üyesi olarak tasarının Meclis’teki sürecini de takip eden Doğan, “Kazaların tek nedeni İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin ayrı bir yasanın olmaması değil. Ayrı bir yasa kazaları kendiliğinden önlemeyecektir.” Doğan, “Kazaların asıl nedenleri, iş güvenliğini sağlayacak teşkilat yoksunluğu, iş sağlığı güvenliği kültürü, işverenlerin iş sağlığı ve güvenliğine yaklaşımı, denetimdeki yetersizliklerdir. Sendikasızlığın, taşeronlaşmanın yaygınlaşmasının geçerli bir politika olarak benimsenmeye devam edildiği durumda iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin söylenecek sözler yaşamda karşılığını bulamayacaktır” değerlendirmesi yaptı.
 
ÖNLEMEK ÖDEMEKTEN PAHALI
 
İşyerlerinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile ilgili tespit edilecek uygunsuzluklar için ödenmesi önerilen para cezası miktarlarının da komikliğine dikkat çeken Doğan, “Yani işveren açısından şu çok rahatlıkla söylenebilir; ‘Önlemek, ödemekten pahalıdır.’”
 
Doğan önümüzdeki dönem de bu alanda çok daha ciddi acıların yaşanacağı ve kayıpların olacağı bir dönem olacağı uyarısı yaptı. Doğan, emekten yana tüm tarafların bu alana ilgilerini daha fazla yoğunlaştırarak, önemli bir örgütlenme alanı olarak ele almalarını, soruna “demokrasi ve özgürlükler” mücadelesinin önemli bir parçası olarak bakmalarını istedi.