(13) Parıltılı gökdelenlerin temelinde binlerce inşaat işçisi yatıyor!

Esenyurt'ta 11 işçinin yanarak ölmesiyle dikkatleri üzerine çeken inşaat sektöründe yirmi dakikada bir iş kazasının yaşanıyor. İnşaat sektöründe parıltılı gökdelenlerin temelinde binlerce inşaat işçisi yatıyor.

İki gün önce İstanbul'un Esenyurt İlçesi'nde Marmarapark şantiyesinde çıkan yangınla birlikte 11 işçi yaşamını yitirdi. İnşaat sektöründe yaşanan sorunları ve Esenyurt'taki faciayla gündeme gelen iş cinayetlerini değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Gürcanlı, uygulamalardaki eksikliklere ve denetimsizliğe dikkat çekti. İSİGM'nin Ocak raporu ise milyondolarlık gökdelenlerin tümünün temelinde ölü işçilerin kanı olduğunu gösteriyor
 
Türkiye'de yaşanan iş cinayetlerinin başında inşaat sektörü geliyor. Daha çok yoksullaştırılmış Kürt illeriyle İç Anadolu ve Karadeniz bölgesinin yoksulları tarafından yapılan inşaat işleri, onlarca kişiye mezar olurken, çalışanlar çoğunlukla da kayıt dışı çalıştırılıyor. İşverenlerin aşırı kâr uğruna denetim yapmadığı ve ihmallere yol açan taşeron çalışma sistemi, ölümlü iş kazalarına davetiye çıkarıyor. İnşaat sektöründeki ölümlü kazalar Esenyurt faciasıyla birlikte bir kez daha gündeme geldi. İnşaat işçilerinin yaşamlarının her zaman zor ve risk altında olduğunu İstanbul İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin (İSİGM) Ocak 2012'de açıkladığı raporlar da ortaya çıkarıyor. Esenyurt'taki 220 milyon Euro'luk parıltılı Marmarapark projesinde günlük 40 liraya çalışan işçiler, bu hikayelerin sadece birkaçını oluşturuyor. Milyon dolarlık projelerden alın terinin parasını alamadıkları için intihar eden işçiler bile oluyor.
 
9 YILDA 10 BİN 297 İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ
 
İSİGM'nin Ocak 2012'de açıkladığı raporda, kimilerinin kaza kimilerinin cinayet olarak değerlendirdiği ölümcül iş kazalarının büyük bir kısmının inşaat sektöründe yaşandığı görülüyor. İşçi ölümleri SGK kapsamındaki işçileri kapsadığı için gerçek sayı ise bilinmiyor. Türkiye'de 2002 yılından 2011'e kadar 706 bin 708 iş kazası gerçekleşirken, 10 bin 297 işçi yaşamını yitirdi. 15 bin 961 kişi ise sürekli iş göremez duruma geldi. Sadece 2011 yılında 40 bin 32 iş kazası meydana gelirken 587 işçi yaşamını yitirdi.
 
İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 20 DAKİKADA BİR İŞ KAZASI OLUYOR
 
Günde 8 saat, yılda yaklaşık 300 gün çalışıldığı kabul edildiğinde inşaat sektöründe her iş günü yaklaşık 25, her iş saati 3, her 20 dakikada 1 iş kazası meydana geliyor. Her iş günü 1.2 kişi sürekli iş göremez duruma düşerken, 1 kişi "kaza" sonucu yaşamını yitiriyor. Raporda, Türkiye'de tüm iş kazalarının yüzde 1.4'ü ölümle sonuçlanırken, inşaat sektöründeki iş kazalarının yüzde 4.2'sinin ölümle sonuçlandığı belirtiliyor. Raporda verilen bilgilere göre, Türkiye'deki tüm iş kazalarının yaklaşık yüzde 9.5'i inşaat sektöründe meydana gelirken, sürekli iş göremezlikle sonuçlanan iş kazalarının yüzde 23'ü, ölümle sonuçlananların ise yüzde 30'u inşaat sektöründe meydana geliyor.
 
11 BİN 881 İŞ KAZASININ 3 BİN 550'Sİ İNŞAATTA GERÇEKLEŞTİ
 
2003'de 810 kazanın yüzde 33.8'i, 2004'de 841 kazanın yüzde 31.3'ü, 2005'te bin 72 kazanın yüzde 27'si, 2006'da bin 592 kazanın yüzde 25'i, 2007'de bin 43 kazanın yüzde 35.5'i, 2008'de 865 kazanın yüzde 34.3'ü, 2009'da bin 171 kazanın yüzde 13.3'ü, 2010'da ise bin 434 kaza inşaat sektöründe meydana geldi. Bu yıllar arasında toplam 11 bin 881 iş kazasından, 3 bin 550 iş kazası meydana geldi. İnşaat sektöründe en fazla ölüm nedeni; düşmeden meydana gelirken, bunu elektrik çarpması, malzeme düşmesi ve yapı makinesindeki kazalar izliyor.
 
ÖLÜMLER İLK DEĞİL
 
Raporda, İstanbul'da inşaatlarda işçi ölümlerinin ilk olmadığı da ortaya çıkıyor. Kartal'da yapımı süren ve dünyanın en büyük adliyelerinden biri olarak nitelendirilen inşaatta Kurtuluş Alioğulları, merdiven boşluğuna düşmüştü. Adliye inşaatının iskele bölümündeki çalışmalar, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na bağlı müfettişler tarafından "Yüksekten düşme riskinin varlığı, uygun ve yeterli tedbir alınmamış olması" nedeniyle ölümcül ve ağır yaralanmalı kazaların önlenmesi açısından 24-30 Haziran 2010 arasında durdurulmuştu. Maaşını alamadığı için Mesut Yavuz isimli işçi de bulunduğu koşullara dayanamayarak intihar etmişti.
 
GÖKDELENLERDE ÇALIŞANLAR YAŞAMINI YİTİRDİ
 
Çağlayan'da adliye sarayı inşaatının iskele bölümü 14 Haziran ve 9 Temmuz arasında kapalı kaldı. İnşaatta birden fazla ölümün olduğu ancak işçilerin konuşmaya korktuklarına ilişkin iddialar bulunuyor. Seyrantepe Türk Telekom Arena stadının yapımında Gökhan Yavuz ve Raşit Ek yaşamını yitirmişti. Cihan Gayretli yüksekten düşerek yaşamını yitirirken, 650 işçi paralarını alamadıkları ve çalışma şartlarının kötü olması gerekçesiyle iş bıraktı. Gültepe'deki Sapphire Tower'ın inşaatında çalışırken kaybolan bir işçinin cesedi havalandırma boşluğunda bulunmuştu. 18 Ekim 2008'de Çayırbaşı- Sarıyer tüneli yapımında, Çayırbaşı tekel depo yan tarafından bulunan Fidan İnşaat şantiyesine gelen Ergün Bilgin, tünel yan beton ile hareket eden makina kolunun arasında kalarak yaşamını yitirmiş, bu sırada başına darbe alan Mert Garagon ise yaralanmıştı. Zincirlikuyu Tat-Tower gökdelen inşaatının cephe giydirme işinde çalışan Şahin Çetin merdiven boşluğuna düşerek yaşamını yitirmişti. İstinyepark alışveriş merkezinin yapımında bir işçi döşeme kenarından düşerek yaşamını yitirdi. Bilirkişi raporları herhangi bir güvenlik önlemi alınmadığını tespit etmişti.
 
İSKİ ÇALIŞMALARINDA ÇOK SAYIDA İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ
 
İstanbul'da İSKİ'nin yapı çalışmalarında da çok sayıda ölüm meydana geldi. İSKİ şantiyesinde çalışan Salih Tarım isimli işçi yaşamını yitirirken, Şubat 2007'de Tavukçu deresinde taşeron firmanın yol açtığı kazada bir işçi yaşamını yitirdi. Eylül 2007'de Büyükçekmece'de 3 kişi atık su kolektörü içinde yaşamını yitirirken, Ekim 2007'de Melen projesinde çalışan Gülseren Yurttaş 5 tonluk vincin altında kaldı. Aynı yıl Sarıyer'de hafriyat kamyonun 1 kişinin ölümüne yol açtı. Ocak 2008'de Bağcılar'da taşeron firmada çalışan bir işçi toprak kayması sonucu yaşamını yitirirken, Gaziosman Paşa'da kazıl çalışması yapan İSKİ taşeronu firmanın kepçe operatörü su borusunu patlattı. Bir çocuk hayatını kaybetti.
 
24 Ekim 2010'da Haydarpaşa Garı'nda çalışan elektrik işçisi iki vagon arasında kalarak can verdi. 23 Ekim'de Bağcılar'da bir inşaatta beton pompasının kırılan kolu 2 işçinin ölümüne neden oldu. 20 Ekim'de Deniz Müzesi restorasyonunda 1 kişi öldü. Beşiktaş'taki Deniz Müzesi'nin restorasyon çalışması sırasından yüksekten düşen işçi hayatını kaybetti. 4 Ekim'de Fatih'te çalıştığı otelin inşaatında kopan kolon üzerine düşen işçi yaralandı.
 
YASAL MEVZUAT VAR ANCAK UYGULAMA YOK
 
1973 İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü'nün 47. maddesinde işçi konutlarının, bekar işçiler için müşterek koğuşları bulunan binalar halinde, aileleri ile birlikte oturan işçiler için ise ayrı evler veya apartmanlar şeklinde olacağı ve bir konut için gerekli tesisat tertibat ve müştemilatı bulunması, güneş ve hava alacak ve dış etkilere karşı korunmuş, sağlık ve teknik şartlara uygun bir şekilde inşa edilmesi gerektiği belirleniyor. Tüzüğün 48. maddesinde ise, bekar işçilerin koğuşlarının her gün kolaylıkla temizlenebilecek, badana yapılabilecek, pencereli açılabilecek, havayı devamlı bir şekilde değiştirebilecek tertibat tesisat, baca, menfez veya elektrikli özel vantilasyon cihazları bulunması öngörülüyor. Koğuşlarda tavan yüksekliği 280 santimetre olarak belirlenirken, kişi başına düşen hava hacminin en az 12 metreküp olarak hesap edilmesi karara bağlanıyor. 54. maddede ise, "İşyerlerinde işçilerin, içinde çalıştıkları yerler ile depo ve ambar gibi yerlerin, aynı zamanda işçi konutu olarak kullanılması ve buralarda işçi yatırılması yasaktır. Ancak, bekçi ve nöbetçi gibi kimselerin, görevin gerektirdiği hallerde, iş yerlerinde ayrılan özel bir yerde yatmalarına izin verilebilir" ibareleri yer alıyor.
 
'NET BİR ŞEKİLDE CİNAYET'
 
Bunlara rağmen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik açıklamalarında, "Yıllardır özellikle iş sağlığı güvenliği mevzuatının yenilenmesiyle ilgili çalışma yaptığımızı burada sizlerle paylaşıyoruz. Defalarca bunu ifade ettik. Türkiye müstakil bir iş sağılığı ve güvenliği yasasına kavuşmak durumundadır" açıklamalarının yersiz olduğuna dikkat çeken İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emre Gürcanlı, yasal mevzuatın olduğunu ancak uygulamalarda eksiklik olduğunu dile getirdi. Denetim yapılmadığını ifade eden Gürcanlı, "Başbakan'ın ödül verdiği bir şirketi denetlemek de bir müfettiş açısından zor" diye konuştu. İşçilerin depo olarak ya da gündüzleri yemek için kullanılması gereken çadırlarda uyumasının kabul edilebilir bir durum olmadığına da dikkat çeken Gürcanlı, net olarak bir cinayet işlendiğini dile getirdi. Bunun işçilerin hayatına değer verilmediğini gösterdiğini ifade eden Gürcanlı, "O soğuk havada 10 kişilik çadırlara 30 kişiyi sığdırıyorlar" dedi.
 
'YÜKLENİCİ FİRMA EN KÜÇÜK OLAYIN SORUMLUSUDUR'
 
Yangının, elektrik kablolarının enerjiyi kaldıramamasından ya da sobanın devrilmesinden kaynaklanabileceğini ifade eden Gürcanlı, "220 milyon dolarlık proje ama 2-3 tane konteyner koyamıyorlar mı?" diye sordu. Olayla ilgili olarak şantiye şefinin gözaltına alınmasına ve sadece taşeron firma üzerine yüklenilmesine de tepki gösteren Gürcanlı, "En tepeye kadar herkes sorgulanmalı. Ana inşaat firması olan Kayı İnşaat orada kuş uçmasından bile sorumlu" dedi.