Kurumlar adına açıklama yapan TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı üyesi Beyza Metin, iş cinayetlerine dikkat çekerek, Esenyurt Belediyesi’nin uyarılara rağmen mevzuata uymadığını, İçişleri Bakanlığı’nın ise Esenyurt Belediyesi hakkında soruşturma izni vermediğini belirtti.

‘TEMEL SORUN KAPİTALİST SİSTEM’

“İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki ölümcül sorunların en temel kaynağı, küresel kapitalist sistemin üretim süreçlerinde esnek ve güvencesiz istihdamın başat hale gelmesidir” diye konuşan Metin, Türkiye’deki çalışma yaşamını şöyle değerlendirdi: “Düşük ücretler, 13-14 saate varan uzun çalışma koşulları, sosyal güvenlikten yoksun olma, sağlıksız ve güvenli olmayan çalışma ortamı 10 milyonun üzerinde çalışanı çepeçevre sarmış durumdadır.”

İŞÇİLER ONAR ONAR ÖLÜYOR, BAKANLIK SEYREDİYOR

SGK verilerine göre, 2008’de 865 olan iş kazası sonucu ölümün 2010 yılında 1434’e çıktığını, Türkiye’nin iş kazalarında Avrupa birincisi, dünya ikincisi olduğunu ifade eden Metin, “Ülkemizde işçiler iş kazaları sonucu onar onar hayatını kaybediyor, işçilerin sağlığının korunmasında en büyük yükümlülüğün üzerinde olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise sadece seyrediyor” dedi.

İş Sağlığı Güvenliği Yasa Tasarısı’nın çıkarılmamasına tepki gösteren Metin, şunları kaydetti: “Oyalayıcı ve yeni iş kazalarına zemin hazırlayıcı vurdumduymazlığın artık son bulmasını diliyoruz. Bizler, bu yasanın çalışanların can güvenliğinin ve sağlığının korunmasını esas alan bir mantıkla ve mutlaka ilgili sendika ve meslek örgütleriyle birlikte oluşturulmasını istiyoruz.”

BAKANLIK VE AKP SORUMLUDUR

Metin, işçilerin sağlığının korunması görevinin işverenlerde olduğunu ancak düzenleme, denetim, ceza uygulama yükümlülüğünün Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nda olduğunu vurguladı. Metin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Güvencesiz çalışmanın, taşeron sisteminin, öğütlenme düşmanlığının temelini oluşturan üretim süreçlerine göz yuman, hukuksal zemin hazırlayan AKP iktidarı sorumludur. Sorumlular, bir gün daha o koltuklarda oturmamalı, kaybedilen canların hesabını vermelidir.”

DİSK: ÖRGÜTLENİRSEK KURTULURUZ

DİSK adına konuşan Yönetim Kurulu üyesi Ali Rıza Küçükosmanoğlu, yoksulluk ve açlık yüzünden işçilerin Van’dan, Diyarbakır’dan, Karadeniz’den kalkıp çalışmak için geldiğinin altını çizerek, “Çoluğunu çocuğunu bırakıp gelmelerinin sebebi sermaye düzenidir” diye konuştu. Çalışma Bakanlığı’nın ölümleri seyrettiğini kaydeden Küçükosmanoğlu, “İşçiler örgütlü olduğu zaman, emekçiler yönetimde daha fazla söz sahibi olduğu zaman gelirse iş cinayetlerinden kurtulur hale gelecekler” dedi.

TÜRK-İŞ: TAKİPÇİSİYİZ

Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilcisi Faruk Büyükkucak, yaşanan iş cinayetini “Ne ilk, ne de son olacak” diye değerlendirdi. Davutpaşa’da, madenlerde, Tuzla’da yaşanan iş cinayetlerini hatırlatan Büyükkucak, iş cinayetlerine karşı duyarlı olma çağrısı yaptı. Büyükkucak, sosyal güvencesiz, kayıtsız, kuraldışı çalışmanın yaygın olduğunu vurgulayarak, iş cinayetlerinin takipçisi olacaklarını duyurdu.

SENDİKA VE ODALARIN TALEPLERİ

Meslek örgütleri ve sendikalar, taleplerini şu şekilde açıkladı:

"Taşeron üretim sistemi yasaklanmalıdır.
Sendikaların örgütlenmeleri önündeki engeller kaldırılmalıdır.
İşçi sağlığı ve iş güvenliği kar alanı olarak değil, kamu hizmeti olarak görülmelidir.
Sendikalar ve meslek odaları ile bir araya gelerek gerekli düzenlemelere karar verilmeli, örgütlere karşı düşmanca tavırdan vazgeçilmelidir.
İşyeri denetimleri arttırılmalı, işçi sağlığı ve güvenliğine yönelik cezalar arttırılmalıdır."

ETHA / Sol Sendika.Org 
 
Basın açıklamasının tam metni
 
İŞÇİLER ÖLÜYOR, ÇALIŞMA BAKANLIĞI SEYREDİYOR  

Dün gece İstanbul Esenyurt‘ta, tam burada gördüğünüz AVM inşaatının şantiyesinde, bu çağda çadırlarda kalmak zorunda bırakılan 11 işçi, çıkan yangında hayatını kaybetti. Tıpkı her geçen gün çadır yangınlarında hayatını kaybeden Van depremzedeleri gibi…

Her gün ülkenin bir yerinde, işçi cenazeleri toprağa veriliyor Elbistan‘da geçen yıl iş kazasında hayatını kaybeden 10 işçi halen toprak altında, geçtiğimiz günlerde Adana‘da hayatını kaybeden 10 işçiden 6‘sının ölüsüne bile ulaşılamadı.

Mimar mevzuatına uygun olmayan ruhsatlar düzenlemiş olan Esenyurt Belediyesi çeşitli uyarılara rağmen bildiğini okumaya devam etmiştir. İçişleri Bakanlığı da Esenyurt Belediyesi’ne soruşturma açılmasına izin vermemiştir. Bu yüzden de Esenyurt bölgesindeki inşaatlar İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği açısından sakınca doğurmaktadır. 

Uzun söze gerek yok. İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanındaki yaygın ve ölümcül sorunların en temel kaynağı, küresel kapitalist sistemin üretim süreçlerinde esnek ve güvencesiz istihdam ve çalışma biçimlerinin başat hale gelmesidir. Daha fazla kar için, daha uzun çalışma saatleri ve daha düşük işçi maliyetleri insanların insanca yaşam koşullarının göz ardı edilmesidir.  

Düşük ücretler, 13-14 saate varan uzun çalışma koşulları, sosyal güvenlikten yoksun olma, sağlıksız ve güvenli olmayan çalışma ortamı 10 milyonun üzerinde çalışanı çepeçevre sarmış durumdadır. Ülkenin üretken emeği, rekabette avantaj sağlanması ve hızlı birikim yaratılması politikalarına kurban edilmektedir.    

Hiçbir ülkede insanların, işçilerin canı bu kadar önemsiz değildir. Ülkemizde işçiler iş kazaları sonucu onar, onar hayatını kaybediyor, işçilerin sağlığının korunmasında en büyük yükümlülüğün üzerinde olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ise sadece seyrediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘na bağlı SGK da sadece istatistik yayımlıyor. SGK istatistiklerine göre, 2008‘de 865 olan iş kazaları sonucu ölüm, 2010 yılında 1434‘e ulaştı. Eğer SGK 2011 ve 2012 yılı istatistiklerini açıklayabilirse, bu yıllarda ölüm sayısının çok daha arttığını göreceğiz.

Bu koşullarda, işçi sağlığı ve güvenliği, kayıt dışı ekonomi ve istihdam, sorunların ana kaynağı durumundadır. İş kazalarında Avrupa birincisi ve dünya ikincisi olan, resmi verilere göre her 8 saatte 1 işçinin iş kazalarında yaşamını yitirdiği Türkiye’de işçi sağlığı ve güvenliği sorunu, her geçen gün daha da büyümektedir. Giderek büyüyen bu soruna karşı emek ve meslek örgütlerinin birlikte hareket etmesinin daha da önemli hale geldiği açık olarak görülmektedir.

Çalışma Bakanlığı bu süreci seyrediyor, ölümler olduğunda ise "İş Sağlığı Güvenliği Yasa Tasarısı"nı TBMM‘ye getireceğini söylüyor. Bu oyalayıcı ve yeni iş kazalarına zemin hazırlayıcı vurdumduymazlığın artık son bulmasını diliyoruz. Bizler, bu yasanın insan sağlığını ve yaşamını piyasalaştıracak bir mantıkla hazırlanmasından vazgeçilmesini, çalışanların can güvenliğini ve sağlığının korunmasını esas alan bir mantıkla ve mutlaka ilgili sendika ve meslek örgütleriyle birlikte oluşturulmasını istiyoruz.  
İnsan hayatı sadece istatistik değildir, insan hayatından değerli herhangi bir şey yoktur. Elbette işçilerin sağlığının korunması görevi işverenlere aittir, ama bu konuda düzenleme ve denetim yapma, ceza uygulama, gerektiğinde işyerini kapatma yükümlülüğü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı‘na aittir. Bakanlık bu konudaki görevlerini yerine getirmeyip, bu alanda her türlü görevi üstlenmeye hazır sendikaları ve meslek odalarını saf dışı etmenin peşinde.

Bakanlık gerekli düzenlemeleri, denetlemeleri yapmadığı için, uygunsuzluklar konusunda cezai işlem uygulamadığı için ölümlerin sorumlusudur. İş kazalarının kaynağını olan güvencesiz çalışmanın, taşeron sisteminin, örgütlenme ve sendika düşmanlığının temelini oluşturan üretim süreçlerine göz yuman, bu süreçlerin hukuksal zeminini hazırlayan ve ölümleri sermayenin daha fazla kar edinmesi için meşrulaştıran AKP iktidarı sorumludur. Sorumlular bir gün daha o koltuklarda oturmamalı, kaybedilen canların hesabını vermelidir. 

Biz aşağıda isimleri yazılı sendika ve meslek odaları olarak diyoruz ki; 

Ölümlerin durması için:
• Taşeron üretim sisteminin tamamen yasaklanmalıdır.  
• Sendikaların örgütlenmelerinin önündeki yasal engellerin kaldırılması ve işletme düzeyinde sağlık ve güvenlik alanında etkin rol üstlenmeleridir.
• İşçi sağlığı ve güvenliğinin sağlanması bir kar alanı olarak değil, kamu hizmeti olarak görülmeli, düzenlemeler bu çerçevede yapılmalıdır
• Bakanlık, işçilerin sağlığının korunmasında en büyük yükümlülüğün kendisinde olduğunun farkına varmalı, yasa çıkaracağız, yönetmelik çıkaracağız diye her gün bir birini tutmayan açıklamalardan vazgeçilmelidir
• Acilen, işçi sendikaları, kamu çalışanları sendikaları, Meslek Odaları ile bir araya gelerek gerekli düzenlemelere karar verilmeli, örgütlere karşı düşmanca tavırdan vazgeçilmeli, önerileri önemsenmelidir
• İşyeri denetimleri artırılmalı, İşçi sağlığı ve güvenliğine yönelik cezalar artırılmalıdır.
12 Mart 2012


Yeter Artık! İş kazası haberleri duymak istemiyoruz.
Yeter Artık! İşçi ölümlerini seyreden bakanlık istemiyoruz.

 
TÜRK – İŞ İSTANBUL 1. BÖLGE TEMSİLCİLİĞİ

DİSK İSTANBUL MERKEZ TEMSİLCİLİĞİ

TMMOB İSTANBUL İL KOORDİNASYON KURULU

İŞÇİ SAĞLIĞI VE İŞ GÜVENLİĞİ İSTANBUL MECLİSİ
 

 
 
" /> (13) İş cinayetlerinin sorumlusu AKP ve sermayedir - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

(13) İş cinayetlerinin sorumlusu AKP ve sermayedir

Sendika ve meslek örgütleri 11 işçinin yanarak yaşamını yitirdiği yerde basın açıklaması yaparak, “Yeter artık! İşçi ölümlerini seyreden bakanlık istemiyoruz” dedi. TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, DİSK İstanbul Merkez Temsilciliği, Türk-İş İstanbul 1. Bölge Temsilciliği ile İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, 11 işçinin yanarak yaşamını kaybettiği yerde eylem yaptı. Eylemde, “İş kazası değil, bu bir katliam”, “Artık ölmek istemiyoruz”, “Katliamın hesabı sorulacak” sloganları atıldı.