Emeğin Sorunları ve Mücadele Olanakları Forumu gerçekleştirildi

HDK İstanbul İl Meclisi “Emeğin Sorunları ve Mücadele Olanakları” başlıklı bir panel-forum gerçekleştirdi. Panelin moderatörlüğünü üstlenen Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Özgür Müftüoğlu, işçi sınıfı ve halkların birlikte mücadelesinin ve bu mücadelede Halkların Demokratik Kongresinin önemine dikkat çekti. Müftüoğlu, “Savaşta ısrar eden, kardeşleşmeyi engelleyen, halklar arasında kin ve nefreti kışkırtan, emekçilere güvencesizliği dayatan, esnek çalışmayı, taşeronlaştırmayı yaygınlaştıran, kıdem  tazminatlarını kaldırmak isteyen, GSS ile sağlık hakkımızı elimizden alan sınıf sermayedir. Mücadelemiz emek ile sermaye arasındaki mücadeledir” dedi.
 
SÖMÜRÜNÜN BELGESİ
 
Panelistlerden Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Gaye Yılmaz, esnek çalışma, güvencesizlik, kuralsızlaştırma ve sosyal güvenlikte yapılan reformların anlamı üzerine sinevizyonlu geniş bir sunum yaptı. Yılmaz, sermayenin 1970’lerden bu yana derin bir krizin içinde olduğunu ve artık ne yapılırsa yapılsın kapitalizmin dikiş tutturamayacağını söyledi.
 
DİSK’e bağlı Birleşik Metal-İş Sendikası Eğitim ve Örgütlenme Uzmanı İrfan Kaygısız, panelde kıdem tazminatlarıyla ilgili sunum yaptı. Kaygısız ise kıdem tazminatlarının kaldırılması veya fona devredilmesi meselesinin 1937 yılından beri tartışıldığını anlattı. Kıdem tazminatının salt bir gelir olarak değil iş güvencesi açısından da önemine dikkat çeken Kaygısız, “Ulusal İstihdam Belgesi’nde de kıdem tazminatlarının kaldırılması var. Bu, sermayenin işçilere yönelik başlattığı saldırının bir belgesidir. Artık sermaye resmi belgelerini bile gizleme gereği duymuyor” dedi.
 
HERKESE ANLATALIM
 
TTB Merkez Yöneticisi Dr. Osman Öztürk ise AKP hükümetinin SSK, BAĞ-KUR ve Emekli Sandığı’nı yok ettiğini, mezarda emekliliği bile hayal hale getirdiğini, GSS ve Kamu Hastaneler Birlikleri Yasası ile sağlığın tamamen piyasalaştırıldığını, önümüzdeki yıllarda devlete ait tek bir hastanenin kalmayacağını, primine göre sağlık hizmeti döneminin başladığını, hastanelerin bile sınıflandırıldığını anlattı. Öztürk, “Muayene katılım payı, ilaç katkı  payı sürekli artıyor. Artık sağlıkta her kalem işlemde her an her şeyin parası artabilir ama daha kötüsü her ay 35 TL prim ödemeyenler hastanenin, aile sağlığı merkezinin kapısından giremez. Acillerde muayene parası ödemek zorunda kalacak emekçiler. Sağlık kurumları özel şirketlere verilecek” diye konuştu. AKP’nin “sağlıkta reform” aldatmacasıyla kazandığını ama sağlıkta gelinen bu durum nedeniyle kaybedeceğini söyleyen Öztürk, “Bu süreci hızlandırmalıyız. 11 Martta yapacağımız ‘Sağlık Haktır / Türkiye Büyük Sağlık Hakkı Meclisi’ toplantısına büyük destek gerekiyor. Sağlığımızla oynayanlara izin vermeyelim. Mahallelerde, işyerlerinde, fabrikalarda, okullarda her yerde AKP’nin sağlığı nasıl yok ettiğini anlatalım” çağrısında bulundu.
 
Deri-İş Genel Başkanı Musa Servi de hükümetin işçi ve kamu emekçileri sendikalarını hizaya getirmek üzere gündeme getirdiği yeni yasal düzenlemelerle ilgili bilgi verdi. Emekçilerin “baraj kaldırılıyor” gibi söylemlerle yanıltıldığını söyleyen Servi, AKP’nin düzenlemelerinin 12 Eylülün antidemokratik yasalarından daha beter olduğunu ifade etti.
 
Konuşmacıların hemen hepsi işçi ve emekçilere dönük saldırılar karşısında birleşik bir mücadelenin gerekliliğini vurgulayarak, Halkların Demokratik Kongresinin bu açıdan önemine dikkat çekti. Sunumların ardından sorular soran izleyiciler, HDK’yı taşeronlaştırmaya, güvencesiz çalıştırmaya, iş cinayetlerine karşı harekete geçmeye çağırdı.