(14) Baraj ‘kazası’nda suçlu bulundu: TMMOB ve KESK!

Orman ve Su İşleri Bakanı ile DSİ, Adana Kozan’da Sabancı Holding’e bağlı Enerjisa’nın yaptığı barajda meydana gelen patlamanın sorumlusunu buldu: Suyun özelleştirilmesine karşı çıktığı için Danıştay’da dava açan TMMOB ve Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası.

Cuma günü Adana’nın Kozan ilçesindeki baraj inşaatında gerçekleşen patlamada şu ana kadar 3 işçinin cesedi bulundu. 7 işçi ise halen kayıp. Enerji sektöründeki özelleştirmeler sonrasında, özel sektör tarafından yürütülen santral ve baraj inşaatlarında son yıllarda çok sayıda benzer olay meydana geldi. Adana’da yaşanan olayın ardından basına demeç veren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu da Gökdere Köprü Barajı’nın bir özel sektör firması tarafından yapıldığını ve bu tür firmaların denetlenmesi gerektiğini söyledi.

Eroğlu’nun basına yaptığı açıklamalarda özelleştirme politikalarının vahim sonuçlarına hiç değinmeyerek, kamunun işlevini “denetim”le sınırlandırması bir yana, bu işlevin dahi yerine getirilmemiş olmasının suçunu Danıştay’a ve emek örgütlerine atması dikkat çekti. Eroğlu, Kozan’da gerçekleşen olaydan sonra şöyle konuştu:

“Biz bu konuda dedik ki; bu inşaatların DSİ bir denetlemelik hazırlayarak denetlemesi veya mühendislik, müşavirlik firmaları tarafına denettirmesi lazım. Çünkü geçtiğimiz yıllarda da Kahramanmaraş’ta yanlış bir vananın kullanılması neticesinde vananın patlamasıyla 2 işçi hayatını kaybetti. O da özel sektördü. Biz bunların mutlaka denetlenmesi şart dedik ama hangi gerekçe ile bilmiyorum bu düzenlemeyi Danıştay iptal etti. Dolayısıyla bu su yapılarının denetlenmesi şart diye düşünüyorum. Allah’a şükür DSİ’de şimdiye kadar böyle bir kaza olmadı. Çünkü çok sıkı denetleniyor. Kontrol mühendisi var, müşavirler var, bölge müdürlüğü, genel müdürlük var, yani üçlü bir denetim mekanizması çalışıyor. Ama bu tür kazalar da olabiliyor, geçmiş olsun.”

Eroğlu sözlerini “Bizim düşüncemiz şuydu; HES, baraj, gölet ya da sulama tesis yapan firma bir mühendislik mimarlık denetim şirketi ile çalışsın, o da biz denetleyelim diye bir çalışma yapmıştık. Ama maalesef bir dernek itiraz etti, İdare Mahkemesine dava açtı, Danıştay’da görüldü ve yönetmelik iptal edildi” diye sürdürdü.

DSİ de Bakan’ın izinden gitti
Dün konuyla ilgili kuruma yöneltilen eleştirilere yanıt veren bir açıklama yapan Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü de Bakan Veysel Eroğlu’nun izinden giderek, denetim görevinin yerine getirilmemesini Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’nin yürürlüğünün durdurulmasına bağladı.

Açıklamada 1954 yılından beri 706 baraj inşa eden DSİ’nin yaptığı inşaatlarda buna benzer bir kazanın gerçekleşmediği belirtildikten sonra, şu ifadelere yer verildi:

“2003 yılında ülkemizin içerisinde bulunduğu ekonomik koşullar ve su potansiyelimiz dikkate alınarak Su Kullanım Hakkı Anlaşması Yönetmeliği yürürlüğe sokulmuş ve hidroelektrik enerji projelerinde özel sektörün önü açılmıştır. Böylelikle özel sektör firmaları hidroelektrik santraller inşa etmeye başlamış ve bunun sonucunda inşa edilen su yapılarının denetlenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır.”

Aslında DSİ yaptığı açıklamayla sorunun kaynağına işaret etmiş oldu: Barajlar kamu tarafından yapıldığında, yani kâr hırsıyla hareket eden deneyimsiz firmalara yetki verilmediğinde 24 Şubat’taki gibi kazalar gerçekleşmiyor. Ancak DSİ açıklamasında itiraf edilen bu gerçeğin üzerinden atlanarak, 2003’te başlatılan özelleştirme uygulamasının karmaşıklaştırdığı denetim gereksinimiyle ilgili bir yönetmelik hazırlandığı, ancak TMMOB ve Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası’nın başvurusu sonucunda Danıştay’ın yönetmeliğin yürütmesini durdurduğu belirtiliyor:

“Bunun üzerine 6200 sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri hakkında Kanun'un 2. maddesiyle 6111 Sayılı Kanunla 4628 Sayılı Kanun'un Geçici 14. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (f) bendine istinaden ve Danıştay'ın ara kararları göz önünde bulundurularak ilgili bakanlıklarla EPDK'nın görüşleri alınarak hazırlanan yeni 'Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği', 13.05.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir."

"Ancak bu yönetmeliğin yürütmesini durdurulması ve iptali talebiyle Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği, Türk Müşavir Mühendisler ve Mimarlar Birliği Derneği ve Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri sendikası tarafından Danıştay'a açılan davalar neticesinde yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Söz konusu ara kararlar 09.01.2012 ve 12.01.2012 tarihlerinde Genel Müdürlüğümüze tebliğ edilmiştir.”

Yönetmeliğe neden itiraz edildiğine ve Danıştay’ın yürütmeyi neden durdurduğuna değinilmeyen açıklamada, Enerjisa tarafından yürütülen köprü barajı inşaatının da herhangi bir şekilde denetlenmediği şu sözlerle söyleniyor:

“Enerjisa Enerji Üretim A.Ş. projenin denetimi için 13.05.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca 'Su Yapı' Su Yapıları Denetim Hizmetleri Ltd. Şti. ile anlaşma imzalamıştır. Fakat yukarıda belirtildiği üzere anılan yönetmeliğin yürütmesinin durdurulmasına ilişkin ara karar, 09.01.2012 tarihinde Genel Müdürlüğümüze tebliğ edilmiştir.”

“HES projelerinin ve inşaatlarının devam etmesine rağmen yürütmenin durdurulması kararlarıyla HES'lerin inşaatları Su Yapıları Denetim firmalarınca denetlenememektedir. Köprü Barajı ve HES de meydana gelen elim kaza HES inşaatlarının Su Yapıları Denetim firmaları tarafından denetlenmesinin ne kadar önemli olduğunun açık göstergesidir.”

TMMOB ve sendika neden yürütmeyi durdurma istedi?
Bakan Veysel Eroğlu’nun “bir dernek” diye nitelediği Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) ile Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası’nın “Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği”ne yönelik itirazlarının kaynağında ise, Anayasa’ya göre tüm barajların denetimiyle sorumlu olan DSİ’nin söz konusu yönetmelikle denetim görevini de özelleştirmeye çalışmış olması…

Aslında DSİ yaptığı açıklamayla sorunun kaynağına işaret etmiş oldu: Barajlar kamu tarafından yapıldığında, yani kâr hırsıyla hareket eden deneyimsiz firmalara yetki verilmediğinde 24 Şubat’taki gibi kazalar gerçekleşmiyor.

 

TMMOB bu nedenle çıkarılan yönetmeliğin dayanağı olan, 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve Su Kullanım Hakkı Anlaşması’nın geçici 14. Maddesinin 1. Fıkrasının (f) bendinin Anayasa’ya aykırı olması nedeniyle Anayasa Mahkemesi’ne taşınması istemiyle Danıştay’a başvurmuştu. Söz konusu maddede “elektrik enerjisi üretmek maksadıyla yapılacak olan üretim tesislerinin su yapısıyla ilgili kısımları ile gerçek ve tüzel kişiler tarafından inşa edilecek suyla ilgili yapıların inşasının inceleme ve denetimi, masrafları ilgililerine ait olmak üzere DSİ tarafından yapılır veya gerektiğinde yetkilendirilecek denetim şirketlerine yaptırılması sağlanır. Denetim şirketleri ile ilgili uygulamaya ilişkin usul ve esaslar, ilgili bakanlıkların görüşü alınmak kaydıyla DSİ tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir” deniliyor.

Enerji Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikası ise Bakan Veysel Eroğlu’nun konuyla ilgili sözleri üzerine bir basın açıklaması yayımlayarak, bahsi geçen yönetmeliğin Anayasa’ya aykırılığını şu şekilde dile getirdi:

“(…) HES inşaatlarını gerçekleştiren firmaların bu konudaki bilgi ve deneyim eksikliklerine rağmen, bu inşaatların denetiminin DSİ tarafından yapılmasıyla ilgili düzenleme yapılmayarak, bu inşaatların tamamen şirketlerin inisiyatifinde denetimsiz ve başıboş sürdürülmesinin önü açılmıştır.”

“Şöyle ki; 6200 sayılı Yasa’nın 2. maddesinde, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün görev ve yetkileri sayılmıştır. Buna göre, Anayasa’nın 168. Maddesi kapsamında bulunan tüm suların ve bu su kaynakları üzerinde kurulacak yapıların kendi görev alanına giren sorumluluğu ile kamu adına yapılacak gözetim ve denetim görevi Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne verilmiştir. Dolayısıyla DSİ Genel Müdürlüğü’nün barajları denetlemesi kuruluş yasasından kaynaklı asli görevidir. Sayın Eroğlu’nun yıllarca yönettiği kurumun asli görevinden bihaber olması en hafif tabiriyle şaşırtıcıdır. Veysel EROĞLU’nun iddia ettiği gibi Danıştay’ın iptal ettiği Denetim Yönetmeliği ise; “Su Yapıları Denetim Hizmetleri Yönetmeliği’dir. Bu yönetmelik ile DSİ Genel Müdürlüğünün asli görevi olan su yapılarının denetimi özel sektöre devredilmeye çalışılmış, Danıştay 10. Dairesi sendikamız Enerji, Sanayi ve Maden Kamu Emekçileri Sendikasının açtığı dava üzerine bu yönetmeliği yürütmesini durdurmuştur. Danıştay kararının gerekçesinde Bakan Veysel EROĞLU’nun iddia ettiğinin aksine denetimin özel sektöre yaptırılamayacağı, bizzat DSİ Genel Müdürlüğü tarafından yapılması gerektiği belirtilmiştir.”

“Görüldüğü üzere, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel EROĞLU yıllarca başında bulunduğu ve halen bakanlığına bağlı olan DSİ Genel Müdürlüğü’nün denetim yapmasının 6200 sayılı kuruluş kanunundan doğan bir yükümlülük olduğunu kamuoyundan gizlemekte, Danıştay 10. Dairesi’nin hukuka uygun kararlarını bahane ederek sorumluluktan kurtulmaya çalışmakta ve kamuoyunu ciddi biçimde yanıltmaktadır.”

Bakan koltuğuna oturmadan önce DSİ Genel Müdürü olan Veysel Eroğlu ve bakanlığına bağlı DSİ ise açıklamalarında özelleştirmelerin yarattığı felaketle değil, Danıştay’ın ve emek örgütlerinin bu felakete karşı çıkmasıyla ilgilendiklerini ortaya koydular. Bakan Eroğlu basına verdiği demeçlerde 12 Eylül referandumuyla yapılan Anayasa değişikliği nedeniyle yargının yerindelik denetimi yapamayacağını hatırlatarak, yaşanan olaylardan adeta Danıştay’ı ve Danıştay’a başvuran örgütleri sorumlu tutmuştu.

Sol