Bağı gasp edildi, işçi oldu...

12 Ocak günü HES inşaatında hayatını kaybeden Hüseyin Kara’nın yakını Mustafa Kara, baraj inşaatı için köylülerin toprağına el konulduğunu belirterek, Ambar, Çiftlik, Altın Yaprak, Gözpınar köylerinin yanı sıra birçok köye ulaşım sağlayan yolun ise ağır tonajlı iş makinalarından dolayı zarar gördüğünü aktardı. Hüseyin Kara’nın ölümüne ilişkin çarpıcı detaylar veren Mustafa Kara, “Aslında Hüseyin o barajın mağduru. Onun tarlası - bağı içerisinden izinsiz baraj yolu geçti. İşgal edilen bağın parası ise hâlâ ödenmedi. Bu yüzden açılan dava da sürüyor. Hüseyin’in tarlası elinden alınınca ona da bir sus payı olarak baraj inşaatında iş verdiler. Tarlasına-bağına el konulmasaydı Hüseyin işsiz kalmayacaktı. Bu yüzden işsiz kaldı ve yaşamını yitirdi.” diyor.

‘Önce inkar ettiler’

Baraj yapımıyla birlikte aynı zamanda birçok köye ulaşım sağlayan yolun da ağır tonajlı iş makinaları yüzünden bozulduğunu ve kaza risklerini arttırdığını aktaran Mustafa Kara, Hüseyin’in kurbanı olduğu kazayı şöyle özetledi: “Olay yerine gittiğimizde önce bizi inşaat sahasına almak istemediler, sonra avukatla birlikte girebildik. Bize ‘bunlar burada çalışmıyor, balık tutuyorlardı’ dediler; oysa oraya sivil insanın girmesi imkansız. Hüseyin’in o inşaatta sigortalı işçi olduğu tüm kayıtlarda belli. Kaza yerinde iş elbisesi, bareti oradaydı. Savcı geldiğinde artık söyledikleri yalan tutmayınca bu kez ‘yukarıdan kaya düşmüş’ dediler. Tabii aynı olayda yaralı olarak kurtulan Mustafa Toraman olayı anlatınca inkar edilecek bir şey kalmadı. Üstelik kazaya neden olan loderin (Yükleyici - iş makinası) olay yerinden kaldırıldığını sonradan öğrendik. Şantiye alanında aldığımız bilgiye göre, ölümler 10’un üzerine çıkmadıkça çok fazla önemsenmiyor. Ölümlü kazalar için de bir bütçe oluşturulduğu söyleniyor. Ölenler için ayrılan paralarla olay kapatılmaya çalışılıyor. Bu inşaatta hiç bir önlem alınmadan insanlar çalıştırılıyor. Bu gidişle birçok insan ölür.”

‘Biz oradayken kaza oldu’

26 Ocak gecesi şantiyede çalışırken kaza geçirerek yaşamını yitiren Yusuf Dağ’ın abisi Hüseyin Dağ ise, kaza yerini incelerken gözleri önünde bir başka kazanın meydana geldiğini vurgulayarak şunları söyledi: “Yusuf’un olayı ilk değil, benim hatırladığım 4’üncü olaydır. O gün biz oradayken bir olay daha oldu. Kardeşimin öldüğü yerde bir araç daha yuvarlandı. Ancak o kişi yaralı olarak kurtuldu. Orayı gözlerimle gördüm; hiçbir çalışanın can güvenliği yok. Çok tehlikeli bir çalışma sahası var. Kardeşimin üzerinde çalıştığı aracın altında zaten lastik yok, zincir yok, frenler tutmuyor ve tek kapılı araç. Dahası kazanın meydana geldiği alan bir buz paten alanını andırıyordu. Bu kaygan zeminde insanın kurtulma şansı sıfırdır. Yetmemiş, kardeşimi bu alanda gece çalıştırmışlar. Karanlıkta çalışıyor. Bütün şartlar gözardı edilmiş. Demek ki bu çocuğu bile bile ölüme göndermişler.”

‘Arayan soran olmadı’

Kazadan sonra firma sahipleri dahil hiç kimsenin kendilerini arayıp sormadığını kaydeden Hüseyin Dağ, “İnsanların çalışmaya ihtiyacı var, bir ekmek için çalışıyor. Yusuf kendisine krediyle ev almıştı, onun borcunu ödüyordu, yani çalışmak zorunda kalan bir insan. 28 yaşında evli, anne ve babama bakıyordu. Düşünün bize başsağlığına bile gelmediler. Bu insanlık değil, ‘başınız sağ olsun’ demediler” diye konuştu.

‘Dört kişinin ölümüne tanık oldum’

HES inşaatının yapımcılarından Yüksel adındaki firmada hâlâ çalışmakta olan ve isminin açıklanmasını istemeyin C... adındaki işçi çalışma koşullarını bize şöyle anlattı: “Burada yeterince güvenlik önlemleri alınmıyor. Ölümlerin çoğu yetersiz güvenlikten oluşuyor. Bir şey olmaz mantığı ağır basıyor. 800-900 arası işçi çalışıyor. Bu işçiler hangi şartlarda çalışıyor, ne gibi tehlikeler var, kimsenin ilgilendiği yok. İş saatleri en az 9 saatten başlayıp 12 - 13 saate kadar çıkmakta. Ücretler genelikle asgari ücret üzerinde veriliyor. Gözlerimle 4 işçinin ölümüne tanık oldum. Ölümlerden sonra hiçbir tedbir alınmıyor. Tehlikeler aynen devam ediyor. İnşaat sahasına inen yolların üzerinde büyük kayalıklar var ve sürekli tehlike saçıyor. İnsanlar bir uçurumun dibinde çalışıyor. Burada ERE, Hidro Dizayn, Gündüz İnşaat, Yertaş A.Ş, Sonar, Yüksel İnşaat gibi firmalar var. Hepsi de aynı dikkatsizlik içindeler.”

Sedat Yılmaz / Özgür Gündem
" /> (14) Önce topraklarını aldılar sonra canlarını... - İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi

(14) Önce topraklarını aldılar sonra canlarını...

İş kazalarında dünya üçüncülüğü, Avrupa birinciliğini elinde tutan Türkiye’de iş cinayetleri haber vererek geliyor. Gurgum’a (Maraş) bağlı Ekinözü ilçesinde Sabancı Holding’e bağlı Enerji SA iştiraklerinden olan ve yapımı süren Kandil HES Barajı’nda üst üste sonucu ölüm olan iki kaza meydana geldi. 12 Ocak’ta inşaat sahasında üzerine dağdan kopan kaya parçaları düşen Hüseyin Kara (32) çarpmanın etkisiyle Ceyhan Nehri’ne düştü ve yaşamını yitirdi. Aynı olayda işçi Mustafa Toraman ise ağır yaralı kurtuldu. Aynı bölgeye yakın bir alanda 27 Ocak akşamı ise Yusuf Dağ yönetimindeki araç şarampole yuvarlandı ve yeni evli olan Dağ, olay yerinde hayatını kaybetti. İnşaat sahasında çalışan işçiler ile kazalarda yaşamını yitiren aileler uyarıyor: “Bu bölgede kazalar ilk değil, son da olmayacak.”