Yaşamını yitiren Aliağa Belediye işçisinin eşi belediye başkanına öfkeli

Aliağa Belediyesinde yaşanan işçi kıyımının ardından süren direnişte öne çıkan isimlerden Mehmet Emin Şavur, işten çıkarılmasının ardından yakalandığı akciğer kanserine yenik düştü. Dört ayı aşkın süredir devam eden direnişte işçiler, yakın arkadaşlarını kaybetmenin üzüntüsünü hissederken Şavur’un eşi ve ailesi Belediye Başkanı Serkan Acar’a öfkeli.

35 yaşındaki Mehmet Emin Şavur altı buçuk senedir temizlik işlerinde hizmet verdiği belediyeden ilk çıkarılan taşeron işçilerden biriydi. Daha önce yaptığı açıklamalarda seçim döneminde başkan adına çalışma yürütmedikleri için siyasi kararla işten atıldıklarını söyleyen Şavur, Demokrasi Meydanı’nda arkadaşlarıyla birlikte başlattıkları direnişte gece gündüz demeden mücadele etmişti. İşçilerle dayanışma için düzenlenen konserde rahatsızlanan ve hastaneye kaldırılan Mehmet Emin Şavur’a akciğer kanseri teşhisi konmuş ve Şavur için ekmek mücadelesinin yanında bir de yaşam mücadelesi başlamıştı. İşçi arkadaşları Demokrasi Meydanı’nda eylemlerini sürdürürken Şavur sancılı geçen tedavi süresince dahi hasta yatağından mücadele mesajlarını vermeyi sürdürmüştü.

İki ay süren yaşam mücadelesi sonunda hayata gözlerini yuman Şavur’un ölüm haberi işçi arkadaşlarını derinden üzerken, direniş çadırının önünde düzenlenen törende ailesi ve yakınları Belediye Başkanı Serkan Acar’a öfkesini çığlıklarla dile getirdi. Ardında iki küçük çocuk bırakan Şavur’un cenazesi geniş ailesinin yaşadığı Turgutlu’da toprağa verildi. Ailesi ve yakınları yaşamını yitiren işçi için cenazeye akın etti. Hayatını kaybeden işçinin Aliağa’daki evine yaptığımız ziyarette eşi Gülistan Şavur ile yaşadıkları süreci konuştuk.

“HERKESE MÜCADELESİNİ ANLATTI”
Gülistan Şavur hem eşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor hem de biri ilkokula diğeri anaokuluna yeni başlayan iki çocuğunun bu süreci nasıl atlatacağını düşünüyor. Eşinin işten çıkarılmasının kendileri için yoksulluk demek olduğunu belirten Gülistan Şavur “Mehmet Emin işten çıkarıldığına hepimiz çok üzüldük. Hiçbirimiz açlıktan ölmeyecektik ama çocukları düşündük. O çok çalışkan birisiydi. Gecesini gündüzüne katardı ailesine bakmak için. Ben kalp hastasıyım. Kalp kapakçığım değişti, uzun süre hastanede yattım. Benim çalışmam mümkün olmuyordu. O ise çocuklarımızın geleceği için çalışıyordu. Sonra işten çıkarıldı, dedi ki ‘Gülistan direneceğiz’ o direniş çadırından hiç ayrılmadı. Her sabah önce o giderdi çadıra, akşam en son o dönerdi. Çocuklarımızla ben de çadırdaydım. Orada oynardı çocuklar, ben orada uyuturdum onları. Benim eşim, herkesin orada, o direnişe destek vermesini isterdi. O yüzden onu hiç yalnız bırakmadık. Biz yalnızca onun sağlıklı olmasını ve mücadelesini kazanmasını istedik. Direniş boyunca hiç evde bizimle oturup yemek yemedi. Kapı kapı dolaştı, herkese mücadelesini anlattı” dedi.

Mehmet Emin Şavur’un hastalığının bu noktaya gelmesinde sıkıntı ve stresin etkisi olduğuna işaret eden Gülistan Şavur öyle devam etti: “Çok yoruldu, üzüldü. Sabahlara kadar düşünür ertesi gün hiç dinlenmeden çadıra gider hiç yerinde durmazdı. Bir yandan da çocukların okulu ne olacak, geleceği ne olacak diye dertlenirdi. Hastalandı yine de çadırı düşünmeyi bırakmadı. Benim eşim mücadelesinden asla vazgeçmedi. Ama onun bu şekilde hastalanmasının nedeni Serkan Acar’dır. Benim kalp hastası olduğumu, bizim ev kredisi ödediğimizi, tek maaşın Mehmet Emin’in maaşı olduğunu bildiği halde çıkardı onu işten. Biz zaten kıt kanaat geçinen bir aileydik. İki küçük çocuğumuz var, Mehmet Emin üzüntüsünden hasta oldu.”

“DİRENİŞ YERİNİ BOŞ BIRAKMASINLAR”
Eşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşayan Gülistan, eşinin direnişteki arkadaşlarına ise mücadeleye devam etmeleri çağrısında bulundu: “O çadır, işe dönme mücadelesi Mehmet Emin’in hayatıydı, her şeyiydi. Arkadaşlarından isteğim daha çok dirensinler. Belediye Başkanı Serkan Acar huzur bulmasın diye Mehmet Emin’in mücadelesine sahip çıksınlar. Bir çadır Demokrasi Meydanı’nda bir çadır da evimizin önünde bu iki çadırı da boş bırakmasınlar. Mehmet Emin o maske yüzündeyken bile direndi, arkadaşları da sağken dirensin.”

NE İSTEDİ EŞİMDEN, NE İSTEDİ BİZDEN!
Tedavi süresince temizlik işlerine giderek çocuklarına bakmaya çalıştığını söyleyen Gülistan Şavur, “Hastanede yatarken yanına babası ve kardeşleri gidiyordu. Ben kötü olurum diye ve çocuklarımız yalnız kalmasın diye benim evde durmamı istiyordu. Çalışmaya başladım, bir yandan Mehmet Emin’in sağlığına kavuşmasını bekledik bir yandan da çocuklarım için yaşam mücadelesi verdik. Dayanamadı bu kadar üzüntüye, eşimin taze bedenini toprağa koydum. İçim yanıyor. İki çocuğum babalarına çok düşkün onları öyle görünce kendimi kaybediyorum. Kızımı hiç susturamadık cenazede, oyuncaklarla oyalamaya çalıştılar. Ama bu kalabalık dağıldığı zaman ne yapacağız bilmiyorum. Baba dediklerinde, bizim babamız nerede diye sorduklarında onları nasıl ikna edeceğim bilmiyorum. Bu çocuklar büyüdükçe yükü de büyüyor. Keşke aç açıkta kalsaydık da babaları başlarında olsaydı. Ne yapacağız hiç bilmiyorum. Ben artık yaşayacağıma inanmıyorum, gün geçtikçe canım çekiliyor. Hepimizi o mezara koydular. Benim çocuklarıma yetim diyorlar artık, bu çok zor bir şey… O Belediye Başkanı çocuklarımı babasız bıraktı. En çok ona öfkeliyim. Ne istedi benim eşimden, benim eşim fakirdi, garibandı. Ne istedi bizden” diye konuştu.

“DAHA ÇOK MÜCADELE İÇİN KENDİME SÖZ VERDİM”
Direnişteki arkadaşlarının kimi onu birlikte çalıştığı birimden kimi sendika seçimlerinden kimiyse işten çıkarıldıktan sonra direniş çadırındaki mücadeleden tanıyor. Bir arkadaşı onun için “Mehmet Emin’i farklı müdürlüklerde çalıştığım için çok fazla tanımıyordum. Daha sonra işten çıkarmalar başlamış onun çıkarıldığını duyduğumda çok üzülmüştüm. Yaklaşık 1 buçuk ay sonra ben de işten çıkarılınca direniş çadırında onun azmine, direniş ruhuna, yardımseverliğine, çalışkanlığına şahit olmuş çok etkilenmiştim. Hep bir şeyler yapma çabası içerisindeydi ta ki hastaneye yatana kadar. Orada bile bize mücadelemizden vazgeçmeme mesajı veriyordu. Ölümü gerçekten beni çok üzdü, arkasında iki evladı perişan bir ailesi ve yarım kalan mücadelesini bıraktı. İşte o gün hem onun için hem diğer arkadaşlarım için daha çok mücadele edeceğime kendime söz verdim” diyerek andı.

Bir diğer iş arkadaşı ise sendika faaliyetlerinde tanıştıkları Mehmet Emin Şavur’un her zaman mücadele eden bir insan olduğunu söyledi. Yakın arkadaşlarından Ali Kemal ise “Mehmet Emin çok güçlü, zeki, dürüst, eğlenceli bir o kadar inatçı mücadeleciydi. Cenaze töreni yapılırken kendi kendime ‘Güçlü dur Emin de böyle olmamızı isterdi’ diyordum ama Emin’in kızını görünce direnemedim. Mezarlığa giderken oğlu yol boyunca kucağımda uyudu. O zaman aklıma bir fotoğrafı geldi, oğlu Mehmet Şah’ı ayaklarında salladığı, hep düşünüyorum bir daha babasının kucağında olamayacak. Cenazeden sonra evime gittim, kapıyı çaldım oğlum merdivenlerden koşup kucağıma atladı içim paramparça… Bizler bile kaldıramazken çocukları için bu acılar çok fazla” diye konuştu.

Eren Saran / Evrensel