Bir çok kavşağı geçtik bunu da geçeceğiz - Erbil Karakoç*

Bir çok kavşağı geçip uzun bir yol aldıktan sonra durup düşündüğümüzde de hangi sapakta yanlış yola saptığımızı kestirmek pek güçtür.
Che Guevera

Sendikaya neden ihtiyaç duyulur? Sorunun cevabı kısa ve öz otoriteye (patrona) bağlı kalmamak ve çalışanların haklarını koruya bilmek için diyerek başlayan cümleye; adalet, gelir dağılımda eşitlik, insanca yaşam ve benzeri kavramları da ekleyerek çoğaltabiliriz. Beyaz yakalı olsun mavi tulumlu olsun, yirmi birinci yüz yılda kol ve beyin olarak ya da vücut olarak tüm çalışanlar bir bütün olarak çöküyorlar. Buna bizzat insanın kendisinin sabit sermaye olduğu durum diyebiliriz. O takdirde her türlü canlı vücudu kendi biyolojik saati dilimi dışında çalıştırmanın bir sömürü sistemi olduğunu hatırlatmakta fayda var. Üretmekle, çalışmanın aynı şey olmadığını üretken olmanın saat dilimine “akrebe” ve artı değere (paraya) ihtiyaç duymadığını ancak “çalışma hayatının ” yani yaşamak için satılan beden ve zihin emeğinin ise ihtiyaçların karşılanması için sistemle bir uzlaşı olduğunu biliriz.

Kapitalizmin son dönem insani ihtiyaçlar diyerek hayatımıza dayattığı “pazarladığı ihtiyaçlar” gerçekten reel insani ihtiyaçlar mıdır? Bu sorunun cevabını şimdilik Sendikal romantizmin tartışmaya ihtiyaç duymadığı alanlardan biri olarak tanımlayalım. Nasılsa önümüzdeki aşırı tüketim sürecinin tıkanıklığında bu tartışma bizi bekliyor olacak. Kısacası kapitalizmin çöplüğünü tartışıyor olacağız.

Sendikal mücadelenin karamsar dönemlerinden birini yaşıyoruz. Gündelik yaşam emekçileri kendi öz benliğinden koparmıştır. Paylaşımcı olmak, otorite karşıtı olmak, eşitlikçi değerleri savunmak geçerli akçeler değildir. Oysaki sendikal romantizm insanların örgütlü hareketinin yeni bir dünya kurma yetisini bu dünyayı inşa etmenin heyecanını ve coşkusunu barındırır. Sendikal hareket sadece hizmet üretenlerin ücret pazarlığını yapmakla yetinmez yeni insanı yaratmanın yollarını arar yeni kadını yeni erkeği çalışma hayatı içinde yoğurur! Sorun nicelik değildir sorun sendikal hareketin kitlelerle birlikte neden ve nasıl hareket ettiğidir. Sınıf olma bilincidir. Toplu sözleşme masasına oturduğumuzda şunu da anlamamız gerekiyor; kapitalist muhasebe sadece girdi-çıktıya ve verimlilik konusuna odaklanır. Dolayısıyla toplu sözleşme masası aynı zamanda çalışanların işçi/memurun tam gelişimini sağlayacak sosyal etkinlik ihtiyaçlarını da (Sanat,spor, kendini eğitme, hobi vb) kapsamalıdır.

Emekçi kesimlerin olmazsa olmazı, klişesi, “grevli toplu sözleşmeli sendikal haktır!” Sendikaların hafızası ve zekası amaç ve gayeleriyle eş orantılı olmak zorundadır. Emekten yana konumlanmış sendikal hareket mayıs ayında esen rüzgarın buğday başaklarını dalgalandırdığı gibi bir esmeye görsün, emekçi kitleleri dalgalandırması kaçınılmazdır. Bu bağlamda KESK’in 2019 bölge mitingleri krize karşı mayıs ayında esen rüzgar gibi Ağustos sıcağında da toplu sözleşme oyununu bozarak içsel ve dışsal tüm olumsuzluklara rağmen emekçilerin bedenini değilse de zihnini dalgalandırmıştır. Bu zihinsel dalgalanmanın sonucu bir durgunluk olmamalı “birleşik” yeni bir emek hareketinin karakteristik kodlarını da taşıya bilmelidir. Reel sendikal hareketle, toplumsal hareketin cesaretlendirici tavrı birleştirile bilmelidir. Özellikle 23 haziran seçimlerindeki umut aşısının tuttuğunu bilmemizde büyük yarar var. Hayatımıza yeni renkler yeni mücadele başlıkları ve yeni insanlar dokunmaktadır, (en önemlisi de EYT LİLERDİR) artık hiçbir mücadele işçi memur emekli işsiz fark etmez eski sendikal anlayışla yürütülemeyecektir. Toplumsal olguların üretim-tüketim ve yaşam biçimlerinin değiştiği dönemdeyiz. Eski alışkanlıkların yerine hakkını bilen hakkını arayan ve hakkını almadan dönmeyen, zeka ve hafızasını kullanan insan tipolojisinin yaratacağı gerçek bir toplumsal örgütle gerçekleşecektir. Yeni bir sapağa giriyoruz ya sendikalar hayatın ilkelerini öteleyip çürümüş politik siyasetin ilkeleriyle geçmişe takılıp kalacaktır ya da yeni dönemin ihtiyaçlarıyla senkronize olmuş emek hareketinin dinamiği olmaya devam edecektir.
Sonuncusu doğru sapaktır.

Erbil Karakoç
Yapı-Yol-Sen / KESK Samsun Şube Başkanı