Eğitim Sen: Çocuk işçi çalıştırılması yasaklanmalıdır!

Çocuk işçiliği, çocukları çocukluklarını sağlıklı bir şekilde yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve yeteneklerini eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle çocuklar için zihinsel, fiziksel, toplumsal ya da ahlaki açılardan tehlikeli ve zararlı işler, okula düzenli devam etmelerini engelleyerek okullarından erken ayrılmalarına yol açan işler çocuk işçiliği kapsamında değerlendirilmektedir.

Çocuk emeği sömürüsünün, çocukların zorla çalıştırılmasının inanılmaz boyutlara ulaştığını Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verileri de doğrulamaktadır:

  • Bugün dünya genelinde 5-17 yaşları arasında 218 milyon çalışan çocuk vardır. Dünyada 73 milyon çocuk doğrudan tehlikeli işlerde çalışmaktadır.
  • Çocuk emeğine her sektörde rastlanmakla birlikte, çalışan çocukların yüzde 70’i tarım alanındadır.
  • Dünyada 152 milyon çocuk işçi bulunmaktadır. Çocuk işçilerin 88 milyonu erkek, 64 milyonu kız çocuklarından oluşmaktadır.
  • Çocuk işçilerin neredeyse yarısı 5-11 yaş arasındadır; 42 milyonu (%28) 12-14 yaş arasında; 37 milyonu (% 24) 15-17 yaş arasındadır.
  • Çocuk işçilerin neredeyse yarısı (72.1 milyon) Afrika’dadır; 62.1 milyonu Asya ve Pasifik’te; 10.7 milyonu Amerika’da; 1.2 milyonu Arap ülkelerinde ve 5.5 milyonu Avrupa ve Merkez Asya’da bulunmaktadır.

AKP İktidarı Çocuk İşçiliğinin Önünü Açmıştır

AKP iktidarı, geçtiğimiz yılı ‘Çocuk İşçiliği İle Mücadele Yılı’ olarak ilan etmiş olsa da, çocuk işçiliğini önlemek bir yana daha da yaygınlaştıran yasal düzenlemeler yapmıştır. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesi başta olmak üzere, çıraklık ve stajyerlik uygulamaları gibi çok sayıda düzenleme çocukların eğitimden uzaklaşmasını ve işçi olarak çalışma yaşamına sürüklenmesine neden olan sonuçlar ortaya çıkarmıştır.

Eğitimde 4+4+4 düzenlemesiyle zorunlu eğitim 12 yıla çıkarılırken kademeler 4+4+4 olarak ayrılarak, okula başlama yaşı düşürülmüştür. Bununla beraber okuldan ayrılmanın önünün açılması ile birlikte çocuk işçiliğin yaşı da 14’e kadar düşürülmüştür. Bu durum, çocukların eğitim hakkından mahrum kalmasının önünü açarak, ucuz iş gücü olarak çalışma hayatında yer almasını kolaylaştırmıştır.

Türkiye’de çocuk işçi sayısında yaşanan artışın temel nedenlerinin başında eğitimde 4+4+4 dayatması ile başlayan ve çocukları örgün eğitim dışına iten politikalar ve devletin patronlara yönelik çırak ve stajyer çalıştırmayı kolaylaştıran düzenlemelerinin belirleyici etkisi olduğu açıktır. Eğitimde 4+4+4 düzenlemesine geçilmesinin ardından yapılan yasal düzenlemeler ile çocuk işçiliğinin önü çıraklık ve stajyerlik uygulamaları üzerinden artmış, çocuk işçilerin çalışma koşulları daha da ağırlaştırılmıştır. Bugün sayıları 1,5 milyona yaklaşan stajyer-kursiyer-çırak sömürüsünün artması, çocukların ‘çırak’, ‘stajyer’ kimliğiyle çalıştırılmasının, dolayısıyla çocuk emeği sömürüsünün önünü daha da açmıştır.

Çalışan çocukların bir bölümü tarım sektöründe ucuz iş gücü, bir bölümü de ücretsiz aile işçisi olmaktadır. Kız çocukları da benzer nedenlerle eğitim öğretimden uzaklaşarak erken evliliğe sürüklenmekte, iş gücüne kayıt dışı olarak katılmaktadır. Kız çocuklarının yaptıkları işlerin büyük çoğunluğu evde yapılan ücretsiz ev işleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Ayrıca anadilinde eğitim alamayan öğrencilerin okulda başarısız olarak eğitim dışına itilmeleri de okulu erken yaşta terk etmelerine neden olmaktadır. Artan yoksulluk ve işsizlik nedeniyle aileleriyle birlikte göç etmek zorunda kalan çocuklar göç ettikleri şehirlerde çocuk işçi olarak çalışmak zorunda bırakılmaktadır.

Çocuk İşçiliği İnsan Hakları İhlalidir, Derhal Yasaklanmalıdır!

Türkiye nüfusunun yüzde 28’i çocuklardan oluşmaktadır. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) 12 Haziran Dünya Çocuk İşçiliği ile Mücadele Günü vesilesiyle paylaştığı rapora göre, 2019’un ilk beş ayında en az 26 çocuk işçi yaşamını yitirmiştir.

TÜİK’in açıkladığı çocuk istatistiklerinde sadece 15-17 yaş grubu çocuklara dair iş gücü istatistikleri yer almaktadır. ‘Çocuk İşçiliği ile Mücadele Yılı’ ilan edilen 2018’de çocuk işçi sayısı 7 bin artmıştır ve en çok çocuk iş cinayeti bu yıl yaşanmıştır. İSİG Meclisi’nin verilerine göre; 2013’te 59 çocuk, 2014’te 54 çocuk, 2015’te 63 çocuk, 2016’da 56 çocuk, 2017’de 60 çocuk, 2018’de 67 çocuk ve 2019’un ilk beş ayında ise en az 26 çocuk iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiştir.

Çocuk iş cinayetlerinin en fazla yaşandığı iller Urfa, İstanbul, Antep, Antalya ve Adana. Bu şehirlerde çocuk nüfusu, tarım işçiliği ve mülteci nüfusu yüksektir. Yaşamını yitiren 26 çocuk işçinin dördü mülteci/göçmen çocuklar. Mülteci çocukların ölüm oranının tüm göçmen işçilerin ölüm oranından çok daha fazla olması hem mülteci çocuk işçiliğin yoğunluğunu hem de mülteci çocukların çalışma koşulları bakımından çok daha tehlikeli işlerde çalışmak zorunda kaldıklarını gösteriyor. Yaşamını yitiren 26 çocuğun dördü kız çocuğudur. Kız çocukları, tarım sektöründe ve özellikle de ücretsiz aile işçiliğinde sömürülmektedir.

Çocuk işçiliği her şeyden önce bir insan hakları ihlali olarak görülmek zorundadır. Kendi seçimleri olmaksızın, zorla veya zorunlu olarak çalışan çocuklar, en temel hakları olan çocukluklarını yaşama, sağlıklı beslenme, eğitim hakkından yararlanma ve geleceğe hazırlanma haklarından mahrum bırakılmaktadır. Türkiye’de çocuk işçiliği konusunda bir kısır döngü söz konusudur. Çocukların eğitim hakkından yararlanamaması çocuk işçiliği doğurmakta, ailelerin düşük gelirli olması yoksulluğu arttırmakta, yoksulluk da çocuk işçiliğini yeniden doğurmaktadır. Çocuk işçiliğine yönelik kalıcı çözüm üretilmediği sürece yaşanan kısır döngünün büyüyerek sürmesi kaçınılmazdır.

Eğitim Sen olarak önerilerimiz;

  • Çocuk işçiliği ile mücadelede yapılması gereken ilk iş, çocuk işçiliğini acil çözülmesi gereken bir sorun kabul etmek ve somut bir eylem planı hazırlamaktır.
  • ILO’nun da tavsiye ettiği gibi önce kısa dönemde, kabul edilemez istihdam biçimlerinde çalışan çocuklara (kölelik, uyuşturucu ticareti vs.), ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara (maden ve taş ocaklara vs.) ve en korumasız gruplara (12 yaşın altındakiler ve kız çocukları) ulaşılmalıdır. Ayrıca bu dönemde, çalışan çocuk işçilerin çalışmaktan alıkonulana kadar iş yerinde korunması da sağlanmalıdır.
  • Eğitim ve okulun çocuk işçiliğini sona erdirmek açısından de en etkili araç olduğu açıktır. Hem temel eğitim hem de mesleki eğitim yaygınlaştırılmalı, eğitim çağındaki çocukların çalıştırılması yasaklanmalı, çocukları çalışmaya iten nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
  • Çocuk işçiliği ile mücadelede, yoksul ailelerin çocuklarını çalışma hayatından alıkoyup okula gönderilebilmesi için, bu ailelere yönelik ekonomik ve sosyal destek politikaları hayata geçirilmelidir.
  • Çocuk işçiliğinin en önemli nedenlerinden olan yoksulluğu ortadan kaldırıcı, ailelerin ve toplum ekonomik sorunlarına çözüm üreten politikalar oluşturulmalı ve uygulanmalıdır.
  • Orta ve uzun dönemde ise çocuk işçiliğinin tüm boyutları ile sona ermesi konusunda somut politikalar oluşturulmalı ve mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmalıdır.

KESK