İş kazalarının en önemli sebepleri denetim eksikliği ve taşeronlaşma - Cemal Gürol Özpalanlar ile söyleşi

Kırmızı Baret Platformu Sözcüsü A Sınıfı iş Güvenliği Uzmanı Cemal Gürol Özpalanlar, önceki gün yayınlanan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi'nin mayıs ayı ölümlü iş kazaları raporunu Aydınlık'a değerlendirdi. Özpalanlar, iş kazalarının önüne geçmek için alınması gereken önlemleri de anlattı.

Özpalanlar'ın değerlendirmesi şöyle oldu: Yaşadığımız bu acı tablo ne yazık ki sürpriz değil. 6331 sayılı iş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun yürürlüğe girişinden bu yana yedi yıl oldu fakat ülke olarak iş kazalarında anlamlı bir azalma sağlayabildiğimizi söyleyemeyiz. Elbette bu, sadece yasal mevzuat hazırlanarak veya sadece biz iş güvenliği uzmanlarının çabaları ile başarılabilecek bir şey değil.

MEVZUAT TAM UYGULANMIYOR

Her şeyden önce, kapsamlı diyebileceğimiz bir mevzuatımız var ama uygulamaya tam anlamıyla geçtiği söylenemez. 2012 yılından itibaren iş sağlığı ve güvenliği hizmeti alma zorunlulukları olmasına rağmen halen hizmet almayan on binlerce işyeri var. Üstelik geçen onca yıla rağmen bu işyerlerine bırakın yönetmelikte belirtilen idari para cezası şeklindeki yaptırımlarının uygulanmasını, şu ana kadar birer hatırlatma yazısı bile gönderilmiş değil. Buradan işin daha en başında işveren lehine bir takipsizlik ve cezasızlık pratiğinin mevcut olduğunu söyleyebiliriz.

Kazaları önleyecek tedbirleri alması gereken asıl taraf işverenler olmasına rağmen, burada da insan hayatı aleyhine bazı olumsuzluklar görüyoruz. Örneğin yargı alanında "işveren vekili" kavramı suiistimal edilebiliyor ve sadece Kayıt üzerinde "işveren vekili" tayin eden işverenler cezai sorumluluktan büyük ölçüde kaçabiliyor. Dahası bazen ortada bir vekalet ve yetki devri bile olmamasına rağmen "işveren adına hareket ettikleri" gerekçesiyle, gerçekten yetkisi bulunmayan çalışanlar bile işveren vekili sayılabiliyor. Halbuki bir kişiye "işveren vekili" diyebilmemiz için o kişinin sadece işveren adına hareket etmesi yetmez. Aynı zamanda işin yürütümüne dair karar verebilme ve hatta harcama yetkisine de sahip olması gerekir. Fakat bu önemli husus sıklıkla göz ardı ediliyor.

TAŞERONUN TAŞERONUNUN TAŞERONU

Benzer şekilde, taşeron sisteminin de iş kazalarına bire bir etkisi söz konusu. Alt yüklenici yönetmeliği aslında alt yüklenici tayin etmeyi hayli zorlaştırıyor gibi gözükse de pratikte bu mevzuattaki kısıtlamalar hiçbir surette uygulanmıyor. Büyük projelere baktığınızda "taşeronun taşeronunun taşeronu" gibi manzaralara sıklıkla rastlıyoruz ve her bir ilave taşeron katmanı ana işvereni sorumluluktan bir nebze daha uzaklaştırıyor.

Üstelik bu çarpık yapıda aslında işveren olabilme vizyonu ve finansal kaynağı olmayan kişilerde alt yüklenici olarak işyeri sahibi olabiliyor ve piyasada varolmaya çalışıyor. Bunun doğal sonucu olarak da niteliksiz, ilkel, ucuz ve dolayısıyla tehlikeli iş yapım metotlarını uygulamaya, işçilerini bu şekilde tehlikeye atmaya ne yazık ki daha yatkın oluyorlar.

DOĞRU TESPİTLE ÇÖZÜM MÜMKÜN

Denetim eksikliği de iş kazalarının önemli nedenlerinden bir diğeri olarak karşımıza çıkıyor, işyerlerini denetleyen müfettişlerin sayıca yetersiz olmaları da mutlaka bir etkendir fakat durumu sadece bununla açıklayamayız.

Yüz binlerce işyerinin etkin şekilde denetlenmesi söz konusu ve bunu mevcut sistemle müfettiş sayısını on katına çıkarsak da başaramayız. Bu konuda, bir tür ara kadro olarak biz iş güvenliği uzmanlarından faydalanılması, işyerlerine İSG denetimi yapma sorumluluğunun yerel yönetimlere de paylaştırılması, teknolojinin imkanları kullanılarak uzaktan denetim yapabilmek üzerine inovatif çözümlerin aranması gibi pek çok model uygulanabilir.

Kaynak: Aydınlık

TekGıda-İş