(4) Kale Kayış İşçileri yaşamak için direniyor

İstanbul Silivri’de bulunan Kale Kayışları Fabrikası’nda Petrol-İş Sendikası’na üye 115 işçi, 63 gündür direnişte. Fabrikada can güvenliklerinin olmadığını kaydeden işçiler, işçi sağlığı ve iş güvenliği talepleri karşılanana dek mücadeleye devam edeceklerini söylüyor.

Direniş alanında konuştuğumuz işçiler, “Yaşamak için direniyoruz” diyor. Sağlıksız çalışma koşulları nedeniyle genç yaşta astım, koah, gırtlak kanseri gibi hastalıklara yakalandıklarını belirten işçiler, arkadaşlarının ölümüne, kollarının ve bacaklarının kopmasına defalarca tanıklık ettiklerini ifade ediyor.

EKİPMAN, HAVALANDIRMA YOK
Kale Kayış işçisi Mustafa Ünal, fabrikadaki çalışma koşullarını şu sözlerle anlatıyor: “Koruyucu ekipmanlar, havalandırmalar yetersiz. Biz kimyasalın içinde çalışıyoruz. Havalandırmalar yetersiz olduğu için içerisi duman altında kalıyor. O dumanın içi kanserojen yüklü. Bize verilen maskelerin koruyucu özelliği yok. İncecik bir bez maske veriyorlar ama işe yaramıyor. Bütün toz, duman olduğu gibi ciğerlerimizde. Çalışma koşullarından dolayı astım, koah ya da gırtlak kanseri olan arkadaşlarımız oldu. Bizim de artık buna bir dur dememiz gerekiyordu.Önlenemeyecek iş kazası yoktur, önlem almayan patron vardır.”

İŞ DEĞİL DE SANKİ SAVAŞ
Çalışma koşullarının psikolojilerini de olumsuz etkilediğini belirten Ünal, “İş kazası geçiren arkadaşlarımız oluyor. Kolu bacağı makinede kalanlar… Bir arkadaşımızı tamamen makine kaptı. 3 arkadaşımızın ölümünü gördük. Bunların yarattığı psikoloji hayatımızı etkiliyor, işe değil de savaşa ölmeye gidiyormuşuz gibi. Ben 30 yaşındayım. Mesleki hastaneye gitsem kim bilir ne hastalıklar çıkacak. Burada çalışan arkadaşlarımızın çoğunun çocuğu var. Çocuklarını düşünüyorlar” diye konuşuyor.

CİLDİMDE YARALAR ÇIKTI
Henüz 26 yaşında olduğunu belirten Bekir Özbakır ise çalışma koşullarından dolayı hasta olduğunu anlatıyor: “Buraya İŞKUR üzerinden geldim. Burası ağır sanayi. Ama fabrikaya girerken dokuma yazıyor, yani hafif sanayi gözüküyor. Biz zaten ağır sanayi işçisinin faydalandığı haklardan bu şekilde mahrum kalmış oluyoruz. Bir de iş güvenliğini sağlamıyorlar, sağlıklı çalışma ortamı yaratmıyorlar. Tekstil işçisi olduğumdan vücudum da alışkın değildi bu işe. Önce cilt sorunu yaşadım. Cildimde, yüzümde dumandan dolayı yaralar, iltihaplar çıktı. Midemden de rahatsızlandım. Bu yaşta ilaca başladım.”

AKP’Lİ İŞÇİLERİN GÖZÜ AÇILDI
Ünal’a göre, patronlara bu cesareti veren, ülkede giderek tırmanan işsizlik. “İşe girmesek ya açlıktan ya depresyondan öleceğiz, onlar da bunu fırsat bilip istedikleri koşullarda çalıştırıyorlar bizi. Nasıl olsa denetleyen yok, işçi çok. Ancak biz mücadele edeceğiz” diyor. Direniş sürecinde AKP’li arkadaşlarının bazı gerçekleri gördüğünü de söyleyen Ünal, “AKP’li arkadaşlar eskiden patrona kızarlardı. Yeni yeni anlıyorlar patronların nereden güç aldığını. Artık gözlerini açtılar” ifadelerini kullanıyor.

EĞİTİM VERMİYORLAR
Kale Kayış işçilerinden Turgay Tosun ise denetimsizliğe dikkat çekiyor. Müfettişlerin denetime gelmeden önce haber verdiğini anlatan Tosun, şunları kaydediyor: “Buraya müfettiş yolluyorlar ama bizi gören yok. Biz 115 kişiyiz. Gelin bizimle konuşun. Bizim istediğimiz şey şu: Havalandırma, iş kıyafeti, eğitim. Basit şeyler aslında. Ancak bu basit şeylerin eksikliği insan ölümlerine neden oluyor.” Fabrikada işçilere verilen eğitimin göstermelik olduğunu belirten Tosun, “Eğitimi bizim molamızdan alıp ayaküstü 10-15 dakika anlatıyorlar, bir form verip cevapları söylüyorlar, bitiyor iş. Böyle eğitim olmaz. Üretim aksamasın diye iş güvenliği eğitimi verilmiyor. İşçiyi en çok işçinin kendisi düşünmesi gerekiyor. Biz hep birlikte mücadele ediyoruz. Bizim istediğimiz, çalışırken ölmemek, biraz yaş alınca hastalıklarla boğuşmamak” diyor.

***

VERMEDİK BİR CANIMIZ KALDI!
Direnişteki Kale Kayış işçilerinin gündeminde kıdem tazminatı hakkına yönelik saldırılar da var. Turgay Tosun, şöyle diyor: “Ben maddi nedenlerden dolayı eşimle boşanmak zorunda kaldım. Kızım ilkokulda okuyor. Biz zaten kuru ekmeğin yanına zeytin alabilmenin derdine düşmüşüz, şimdi kıdem tazminatına göz dikiyorlar. Biz çocuklarımıza miras olarak kölelik mi bırakalım? Her şeyimizi verdik. İşçilerin verdiği vergiyi patronlar vermiyor. Sırtımızda bir derimiz kaldı, onu da fabrikada canımızla birlikte alıyorlar.”

Rıfat Kırcı / Birgün