TMMOB MMO Gebze İSG Komisyonu: "İşçi sağlığı ve güvenliği için yapılacak çok şey var"

28 Nisan Dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği Günü buruk karşılanıyor. Ülkemizde 6331 sayılı yasa da hiçbir soruna, kanayan yaraya çözüm olamadı. TMMOB MMO Gebze İSG Komisyonu tarafından İSİG Meclisi’nin verilerine ve taleplerine değinilerek yapılan açıklamada, “İşçi sağlığı ve iş güvenliği (İSG) alanında ülkemizde atılması gereken birçok adım bulunmaktadır” denildi. MMO Gebze İSG Komisyonu Başkanı Kamil Kılıç tarafından yapılan açıklamada acilen yerine getirilmesi istenenler şöyle sıralandı:

SENDİKALARA BASKI SONA ERMELİ

“Ölen işçilerin yüzde 98’i sendika üyesi değildir. Yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. İş cinayetlerinin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli çalışmanın ön koşulu işçi katılımıdır. İşçiler ancak sendikalaşarak bunu sağlayabilir. Ülkemizde sendikaya üye olan işçiler işten atılıyor, sermaye işyerlerinde sendika istemiyor ya da istediği sendikayı getiriyor. Devlet daha ileri giderek sendikaların yapacağı basın açıklamalarını, toplantıları ve grevleri yani toplu pazarlık hakkını yasaklıyor. Bu noktada işyeri İSİG kurulları, çalışan temsilciliği ve genel olarak sendikal örgütlenme üzerindeki baskılar sona erdirilmelidir.

TAŞERONLAŞMA SONA ERMELİ

İşyerlerinde işçilere keyfi bir biçimde iş tanımı dışında işler yaptırılıyor. Çalışma saatleri günde 10-12 saate ulaşıyor. Mesai ücretleri, izin hakları vb. verilmiyor. Özellikle taşeron işçiler bu koşullarda çalışırken şimdi taşerona rahmet okutacak kiralık işçilik gibi kölelik uygulamaları getiriliyor. Özelde veya kamuda tüm taşeronlaştırma ve kiralık işçilik uygulamalarına son verilmelidir...

SORUMLULAR YARGILANMALI

İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmıyor. Yargılananlar ise çoğunlukla günah keçisi haline getirilen iş güvenliği uzmanlarıdır. Yine mahkemeler iş cinayetlerini cezalandırmıyor, failleri '24 taksitli para cezası vererek serbest bırakıyor'. İş cinayetlerinin sorumlusu patronlar, bürokratlar ve siyasiler yargılanmalıdır...

MESLEK HASTALIKLARI GİZLENMEMELİ

ILO ve WHO verilerine göre 1 ‘iş kazası sonucu ölüm’ karşılığında yaklaşık 6 ‘meslek hastalığı sonucu ölüm’ olmaktadır. Ancak SGK verilerine göre her yıl ortalama 500 civarı işçi meslek hastalığına yakalanmakta ve neredeyse hiç bir işçi de ölmemektedir. Meslek hastalıklarının gizlenmesinden vazgeçilmeli ve bu noktada sağlık örgütlerimizin yürütücülüğünde tespit eden/önleyen bir yaklaşım hayata geçirilmelidir...

BAĞIMSIZ ÜST KURUL

Çalışma yaşamının denetiminde görev yapan iş müfettişlerinin siyasi iktidara olan bağımlılığının önüne geçilerek, ‘İş Teftiş Kurulu’nun yönetiminde emek örgütlerinin ağırlığı olacak şekilde sosyal taraflardan oluşan bağımsız bir üst kurul haline gelmesi sağlanmalıdır...

İNSANCA YAŞANACAK ASGARİ ÜCRET

Emeğin korunmasının temellerinden ikisini iş güvencesi ve insanca yaşayacak bir ücret oluşturur. Asgari ücret insanca yaşanabilir bir seviyeye yükseltilmeli, işten atmalara son verilmeli ve işsizlik önlenmelidir...

VAZGEÇİLMEZ HAKLAR

İşçilerin sağlıklı yaşamak ve can güvenliklerini sağlamak için ulaşım, barınma ve beslenme hakları vazgeçilmezdir. İşçi servisleri uygun araçlardan oluşmalı, işçilere kalacak lojman sağlanmalı ve gıda zehirlenmelerini önlenmelidir. Yine toplu taşıma, konut ve gıda fiyatları konusunda adımlar atılmalıdır...

ÇOCUK İŞÇİLİK YASAKLANMALI

Her yıl 60-70 çocuk çalışırken yaşamını yitirmektedir. 2018 yılı ‘çocuk işçilikle mücadele yılı’ ilan edilmesine rağmen 67 çocuk işçi can vermiştir. Bu noktada çocuk işçilik yasaklanmalıdır...

MEZARDA EMEKLİLİĞE SON

Ülkemizde küçük yaşlarda çalışma hayatı başlamakta ve neredeyse ömür boyu sürmektedir. Emekçilerin belli bir çalışma yılından sonra emekli olma hakları vardır ve bu da çalıştıkları mesleğe ve cinsiyetlerine göre belirlenmelidir. Emekliliğin yaşa takılmasına ve kademeli olarak 65 yaş olarak belirlenmesine yani mezarda emekliliğe son verilmelidir...

KADIN MERKEZE ALINMALI

Kadın emeği; tarımda, sanayide, hizmet sektöründe ve evde görünmez hale getirildi. Oysa her yıl 120-130 kadın çalışırken yaşamını yitiriyor. Kadını temel alan bir işçi sağlığı anlayışı tanımlanmalıdır...

GÖÇMEN İŞÇİLİK

Ülkemizde milyonlarca mülteci/göçmen işçi bulunmaktadır. Temel düzenlemelerden mahrum bırakılan mülteci/göçmen işçilerin çalışma, sağlık, barınma, ücret vb. güvenceleri sağlanmalıdır. Türkiyeli işçilerle mülteci/göçmen işçileri karşı karşıya getiren ücret ve çalışma politikalarından vazgeçilmelidir. Yine bu noktada bölge ülkelerini savaşın içine sürükleyen politikalardan uzak durulmalıdır...

ÇOK ŞEY VAR

TMMOB Makine Mühendisleri Odası Gebze Temsilciliği’ndeki açıklama İSG Komisyonu Başkanı Kamil Kılıç tarafından yapıldı. Açıklama esnasında Kılıç’a MMO Gebze Yürütme Kurulu Sekreteri Yasin Çelik ve Yürütme Kurulu Üyesi Gürkan Ünlü, İSG Komisyonu’ndan Can Bulut Yılmaz ve Tanfer Yeşiltepe eşlik etti. “İşçi sağlığı ve iş güvenliği alanında ülkemizde yapılması gereken çok şey var” başlığıyla yapılan açıklamada ayrıca şu görüşlere yer verildi:

BAKANLIK DOĞRU KARAR ALAMIYOR

“İş kazaları sonucu toplu ölümlerin artması nedeniyle 2012 yılında çıkarılan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası da bir çözüm olmamıştır. Yasa ilk gündeme geldiğinde ve üzerinde değişiklikler yapılması sırasında iş kazaları ve meslek hastalıklarının bu yasa ve mevzuat ile önlenemeyeceğini hep söyledik. Ayrıca yasa ile birlikte iş güvenliği uzmanlığı, işyeri hekimliği ve diğer sağlık personeline ilişkin yönetmelikler defalarca değiştirildi ancak kazalar ve iş cinayetleri artarak devam etmektedir. İSG ile ilgili ulusal politikaların oluşturulması, kararların alınması ve işyerlerinde denetime ilişkin kararlar bugüne kadar diğer sosyal tarafların görüşleri önemsenmeden tek başına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) tarafından alınmıştır. Gelinen nokta göstermektedir ki Bakanlık doğru kararlar almamakta ve uygulayamamaktadır.

SOMA ÖRNEĞİ

28 Nisan dünya İşçi Sağlığı ve Güvenliği gününü kutlama havasında yaşayabilmek en büyük temennimizdir. Ancak ne var ki ağır ihmal ve kusurlar nedeniyle gerçekleşen iş cinayetleri sayısındaki artışların olması ve ölümlere neden olmayla yargılananların almış oldukları cezaların vicdanları serinletmemesi bu günü matem havasında karşılamamıza neden olmaktadır. 5 yıl önce gerçekleşen 301 yaşamın son bulduğu Soma maden faciasında 15 yıl hapis cezası verilen hükümlünün tahliye edilmesi bahsettiğimiz konuların en yakın örneklerinden biridir. Kaldı ki bu facianın sonucunda 301 kez, 2 yıldan 25 yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın geldiği noktadan bahsediyoruz.

Ülkemizde işçi sağlığı ve güvenliği kültürünün oluşturulması ve sürdürülebilirliği sağlanarak güvenli çalışma yöntemleri ve çalışma ortamlarının çalışanlara sunulması öncelikli amacımızdır. Bu amaca ulaşılmadan iş kazalarından dolayı gerçekleşen ölümlerin ve ağır yaralanmaların azaltılması mümkün değildir. Çalışma yaşamında karşılaşılan riskler ve tehlikelerin bertaraf edilmemesi nedeniyle ülkemizde her yıl binlerce ölümler ve ağır yaralanmalar olmaktadır. Bu risk ve tehlikelerin bertaraf edilebilmesi, koruyucu ve kollayıcı bir ortamın sağlanabilmesi, ulusal düzeyde işçi-işveren-devlet üçlüsünün etkin önlemleri birlikte almalarıyla mümkün olabilir.

2018’DE EN AZ 1923 KİŞİ ÖLDÜ

İSİG Meclisi verilerine göre 2018 yılında en az 1923, 2019 Şubat ayında en az 125, Mart ayında en az 108 işçi yaşamını yitirdi. Mersin Silifke’de 20 Şubat sabahı 05.00’da, lastik çizmelerini giyip günlük 40 TL yevmiye için yola çıkan beş kadın tarım işçisi servisin devrilmesi sonucu yaşamını yitirdi. Kadın işçi ölümleri en çok kayıt dışı çalışmanın en yüksek olduğu tarım-orman işkolunda gerçekleşiyor. Tarım, güvencesiz çalışma koşullarıyla dikkat çeken bir sektör. Her türlü haktan yoksun biçimde çalışan tarım işçisi kadınlar her gün ölümle yüz yüze kalıyor.

GÜÇLÜ DENETİM MEKANİZMASI

Meslek hastalıkları kayıtlarının tutulmasında ciddi sorunlar vardır. SGK verilerine göre 2018 yılında meslek hastalığından ölüm olmaması elbette ki güvenli çalışma ortamı sağlanmış olduğundan değil; güçlü bir denetim mekanizmasının olmamasındandır. Bu bağlamda hekimler de iş müfettişi olarak istihdam edilmeli ve işçinin sağlığını etkileyici tehlike ve riskler ile bu tehlike ve risklerden dolayı oluşabilecek meslek hastalıkları ayrıca değerlendirilmelidir. Meslek hastalığı kuşkusuyla yapılan ihbarlar bakanlık bünyesinde hekimlerin de olduğu bir heyet tarafından ele alınmalı ve bu doğrultuda gerekli denetimler yapılmalıdır. Aksi takdirde meslek hastalıkları riski katlanılabilir bir olgu olarak zihinlerde yer etmeye maalesef devam edecektir. Oysaki meslek hastalığı riskinin yüksek olması kabul edilebilir değildir.”

Aktan Uslu / Kocaeli Zirve