Ercüment Akdeniz anlattı: Türkiye'de mülteci olmak

Gazeteci-Yazar Ercüment Akdeniz Gündem Özel'de Zeliş Irmak'ın sorularını yanıtladı. Akdeniz ile AKP'nin mülteci politikası ve muhalefetin mülteci karşıtı söylemlerini konuştuk.

“Yunanistan’da sıkıştı mülteciler. Avrupa ile imzalanan geri kabul anlaşması sonucu: 4 milyonluk Suriyeli kitlesi Türkiye’de kıskaç altına alındı. Üç yıldır buradalar. Aynı şekilde 1 milyon mülteci de Yunanistan’da sıkıştı. Yunanistan ile Balkan ülkeleri arasında da bir gerilim oluştu. Balkan ülkeleri Avrupa’ya dedi ki: Bize yıkmayın bu göçü. Tüm bu pazarlıklar ve gerilimlerin sonucunda göç Yunanistan’a sıkıştırıldı.

Türkiye’de de bir basınç var. Mülteciler ekonomik, sosyal anlamda zor durumdalar. Statüleri yok. Bir türlü sonuca bağlanmıyor. Buraya hapsolmak onlar için cezaevinde yaşamak gibi. Yunanistan’da sıkışmış mültecilerin kent içine yerleşmeleri engelleniyor. Kamplarda yaşıyorlar ama kampta 3-4 yıl yaşamak mümkün değil.

YASA DIŞI OLAN GÖÇMENLER Mİ YOKSA ONLARA SALDIRAN POLİSLER Mİ?
Yürümek isteyen, sınıra gitmek isteyen mültecilere de ‘yasa dışı’ diyerek polis saldırıyor. Yasa dışı olan göçmenler mi yoksa onlara saldıran polisler mi bunu da bir kez daha düşünmek lazım.

Zaman zaman ‘Türkiye sınırları açıyor’ söylentileriyle mülteciler umutlandırılıyor. Bunu şu yüzden yapıyorlar: Avrupa telaşlanıyor, göçü elinde tutan ülkeler de pazarlık konusunda ellerini güçlendirmiş oluyor.

BÜYÜK GÖÇÜN 8. YILI
Büyük göçün 8. yılındayız. Hala göç hareketlerini yönetecek alt yapımız yok. Ve bu sadece Türkiye ile de ilgili değil. BM ve uluslar arası kuruluşlar da buna hazırlıklı değiller.

En küçük söylentide bile topluluklar halinde insanlar bu kadar hızlı hareket edebiliyorlarsa bu umutsuzluğun sonucudur. Küçük bir umut ışığı bile onları hastalanabilecekleri, yolda sakat kalabilecekleri tehlikeli yolculuklara sokuyorsa o sınır kapıları kapandığında bu insanlar geri dönecek ve daha ölümcül rotalara girecekler.

Dünyada güvenlikçi politikalar had safhada. Herkes, mültecilerin geçişlerini engellemeye çalışıyor. Ne kadar çok mülteci yakalarlarsa geri kabul anlaşmasına o kadar bağlı olmuş sayılıyorlar.

TANJU ÖZCAN'IN ALDIĞI KARAR SON DERECE TEHLİKELİ
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan mülteci karşıtı kararını seçim vaadi olarak sunmuştu. Şimdi karar oldu. Bu son derece tehlikeli. Çünkü ötekileştiriyor, ayrıştırıyor.

Toplumda birikmiş fay hatları var. Oy yükseltmek adına mültecileri kullanmayın, dedik. Bu söylemler o fay hatlarını tetikler. Son üç yılda üç büyük linç dalgası oldu.

Siyasilerin kullandığı mülteci karşıtı dil; krizden, işsizlikten etkilenen insanların hükümete ve sermayeye karşı duyduğu haklı tepkileri, mültecilere yöneltmesine sebep oluyor.

BELEDİYE BAŞKANI ORADA YAŞAYANLARI 'YERLİLER VE YABANCILAR' DİYE BÖLEMEZ
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın mülteciler adına aldığı karar yanlış. İnsani değil, vicdani değil. Bir belediye orada yaşayan insanları ‘yerliler ve yabancılar’ diye bölemez.

Halktan, emekçiden, yoksuldan, ezilenden yana değilse bir belediye orada ‘solcu’ belediyecilik falan olmaz.

Yıllardır burada yaşayan mülteciler var. Örneğin Bolu’da doğan, kimlik alan çocuklar var. Ben ‘bunlara hizmet vermiyorum’ denebilir mi?

Elbette her yükü belediye taşıyamaz. Ama ‘belediye yardımı kessin’ gibi bir söylemle ırkçılığın kapısını açan bir yola girilmemeli.

Emekçiler özellikle kriz dönemlerinde örgütlü olmazsa öfkeleri ırkçılar eliyle yanlış yere yönlendirilir. Sağa partilerin yükselişiyle, mültecilerin sürekli saldırı altında olmasıyla Avrupa buna bir örnek.

CHP, BOLU BELEDİYE BAŞKANI'NA NE DİYECEK?
CHP seçimden hemen önce ‘mülteci raporu’ yayımladı. Peki şimdi biz hangi CHP’yi dinleyeceğiz. Mülteci raporunda ‘Hamasi ve gündelik siyaset doğrultusunda körüklenen düşmanca tutuma izin verilmeyecektir’ E Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan’ın yaptığı ne peki?

CHP mülteci raporunda, ‘Nefret suçu kapsamında cezalandırmalar gelmeli’ diyor. CHP’nin disiplin kurulları kendi belediye başkanları için çalışacak mı?

(EVRENSEL WEB TV)

Videoyu izlemek için tıklayınız...