"Hiçbir şey haksızlıktan büyük acı vermedi bana" - Murat Özveri

“Kucak dolusu merhabalar” diye başlamış mektubuna. Başlarken kullandığı cümle dahi insanın içini ısıtmaya yetiyor.

Mektubunu alınca dosyasını açtım.

Yaşı 38. Ünlü ve kendisini kurumsal firma diye tanımlayan bir işyerinde boya işinde 12 yıl çalışmış bir işçi.

Kurumsal firma 2009 yılında performans değerlendirme sistemine geçmiş. Üç yıl performansı hep yüksek.

Mektubunda diyor ki; “İnsan zaman içerisinde çeşitli sıkıntılar yaşıyor.” En kötü sıkıntılardan birisi başına gelmiş. Lenfoma hastası olmuş ve kemoterapi görmek zorunda kalmış. Kemoterapi sonrası boyayla temas etmeyeceği bir işte çalıştırılmasını istemiş. İsteği kabul edilmemiş.

Boya bölümünün dışında bir iş verilmemesi talebi kabul edilmemesi üzerine işyerine yazdığı dilekçede diyor ki:

“Öncelikle yıllarımı verdiğim fabrikamın bu tutumu beni çok üzmüştür. Hak etmediğimi düşünüyorum. Bana kesinlikle uygun değil boyahane içi. Ben lise mezunuyum ama her doktor bana aynı tepkiyi verir. Bilmiyorum.

Aralıklar halinde defalarca başka bölüm talebinde bulundum mümkün olmadığı söylendi. Halen boyahanede çalışmaktayım az da olsa boya ile koku ile temas halindeyim. Gördüğüm birçok arkadaş bölüm değiştirdi. Sabrederek geldim bugünlere. Allah da eksik etmesin. 2 bin-3bin kişilik fabrikam bana uygun bölüm geçişi yapmıyor aksine zorlayıcı koşullar içine itiyor. Ailem var. Mecburum sağlığı korumaya. Bu defa kabul edilmeyecek bir talebiniz oldu. Bu haldeyken bile çok üzgünüm. Boyahane içinde çalışamam.”

İşveren ısrarla boyahanede çalışmaya zorladığı, kanser tedavisi görmüş işçiden bu kez de performansı düşük olduğu, düşük performansı nedeniyle çalışma arkadaşlarına da olumsuz örnek oluşturduğu gerekçesiyle savunma istiyor.

Savunma istem yazısına aynı gün savunma vererek demiş ki:

“Çalıştığım süre boyunca bana verilmiş olan görevleri layıkıyla ve titizlikle yaptım. Şahsım adına bana yöneltilmiş olan performans değerlendirmesi ve kötü örnek olma durumunu asla kabul etmiyorum.”

Kurumsal işveren, işçinin savunmasını aldıktan dört gün sonra iş sözleşmesini sona erdirmiş. Fesih yazısı kısa, “Boyahane bölümünde devam eden görevinize…tarihi itibarı ile, çalışma performansınızın düşük olması nedeniyle, İş Kanunu’nun feshin Geçerli Sebebe dayandırılması üst başlığı altında düzenlenen 18. Maddesinin işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından dolayı fesihe ilişkin 1. Fıkrası gereğince son verilmektedir.”

İşçi özlük dosyasıyla mahkemeye gönderilen performans değerlendirme notlarından aşağıdaki tabloyu yaptım.

Tablodan da görüldüğü gibi performans değerlendirme formunda işçinin amirlerine karşı tutumu ve saygısı ve iş arkadaşlarıyla geçimi karşılığında yapılan puanlama her yıl düşürülmüş.

İşçinin ekip lideri olan ve performans değerlendirmesini yapan amiri mahkemede tanık olarak dinlenmiş. Performans değerlendirme formunda amirlerine karşı tutumu ve saygısı, takım çalışmasına uyumu, iş arkadaşlarıyla geçimi üzerinden performansı sürekli düşürülmesine karşın mahkemede vermiş olduğu ifadede amiri “… iş arkadaşlarına ve amirlerine tutumunda sorun yoktu...” demiş.

Mahkeme işe iadeye karar verdi, istinaf bu kararı onadı, işçi işe geri dönmek için başvurdu, işveren işe iade ve çalıştırılmayan süre ücretlerini ödeyerek işçiyi işe almadı. Hukuki süreç de bitti. Sonuç:

İşçinin hastalanana kadar canla başla çalışması, hastalanınca ötekileştirilmesi, işten atmak için bahaneler üretilmesi gerçek.

İşyerinde performans değerlendirilmesi, işyerinin kurumsal işyeri olması tam bir aldatmaca. Performans değerlendirme sistemi dedikleri açıkça feshe gerekçe üretmek için işveren tarafından tek taraflı keyfi olarak düzenlenen bir sistem.

İş güvencesi ise adı var kendisi yok. Öyle bir iş güvencesi sistemi ki işverene tazminat ödeyip mahkeme kararını bertaraf etme hakkı veriyor. Son söz yine işçinin. Mektubunda diyor ki:

“İnsan zaman içerisinde çeşitli sıkıntılar yaşıyor. Çaresizliklere maruz kalabiliyor. Hastalık olsun haksızlık olsun. Adım adım engeller çıktı karşıma. Hastalandım haksızlık yaşadım. Hiçbir şey haksızlıktan büyük acı vermedi bana.”

İşçinin haksızlığa uğramışlık duygusuyla yaşadığı acıyı gideremeyen bir iş güvencesi sistemine, iş güvencesi sistemi denilemez.

Evrensel